Kelimeler arşivinde; içinde "kase" olan, toplam 19 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kase bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kase ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kase olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KASEİFAĞFUR
KASETÇALAR, KASETÇİLİK, KASERLEMEK, VİDEOKASET
KASENKAÇ
KASECİK, MOKASEN, KASEBAZ, RAKKASE, KASETÇİ
KASEFE
KASEM, KASEF, KASEK, KASEN, KASER, KASET
KASE
KASE
Yağmurdan sonra toprak üzerinde oluşan sert tabaka. Dişilik organı (kız çocukları için). Cam, çini, toprak vb.nden yapılmış derince çanak. Sürahi. (Beyceli Fatsa Ordu). Su bardağı. (Beyceli Fatsa Ordu; Akbaş Güdül Ankara).
VİDEOKASET
Üzerinde kayıtlı olanı video aracılığıyla ekrana yansıtabilen kaset.
KASETÇALAR
Kaset çalan araç.
KASEBAZ
Türk seyirlik oyunlarında, kâseleri parmaklarının ya da değneklerin ucunda çevirerek dans eden beceri oyuncusu. Kâseleri parmaklarının ve değneklerin ucunda çevirerek dans eden oyuncu.
KASEF
Pencere kafesi.
KASENKAÇ
Pekmezle kar karıştırılarak yapılan kar helvası.
KASEK
Araba tekerleğinin parmaklıklarım çevreleyen çemberi oluşturan, yay biçiminde ağaç parçalarından her biri.
KASEİFAĞFUR
Çin porseleninden kapılmış çanak.
RAKKASE
Raksı meslek edinmiş kadın.
KASEFE
Suda haşlanmış erik ya da kayısı kurusunun üzerine yağ dökülerek yapılan yiyecek.
KASETÇİLİK
Kasetçinin yaptığı iş.
KASEM
Ant.
KASETÇİ
Kaset satan kimse.
KASERLEMEK
Bezi beyazlatmak, ağartmak.
MOKASEN
Kuzey Amerika yerlilerince kullanılan, hayvan derisinden yapılma, üzerleri inci boncukla süslü, ökçesiz, yarım ayakkabı.
KASECİK
Küçük kâse. Kulağın dolambacında bulunan ve lenf ile dolu olan küçük zarsı organ.
Bu bölümde tanımı içerisinde KASE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇİNKE
İki parmak ucuyla alınan miktar, tutam (toz şeyler hakkında). Ufak, kısa. Zerre, en ufak parça. Benek: Şu kasenin yüzü çinke çinkedir. Sağlam, sert (taş hakkında). Çokluk anlatır: Bir çinke çocuk.
TEKLİ
Tek yataklı otel odası. Bir sanatçının tek eserinin veya o eserin değişik yorumlarının kaydedildiği kaset, plak vb.
VİDEOTEYP
Hem görüntü hem de ses kaydedebilen, daha önce kasete kaydedilmiş görüntü ve sesleri ekrana yansıtan aygıt, video.
RANFORSATÖR
Film kasetlerinin ön ve arka yüzünde bulunan ve üzerinde floresans yapma özelliğinde maddeler bulunan yapı. Organizmayı geçen ışınların filmleri daha fazla etkilemesi için yapılmışlardır.
KALİKS
Çiçekli bitkilerde çanak yaprakların hepsine birden verilen ad. Mercanlarda, kalsiyum karbonat yapıda olan, kase biçimindeki dış iskelet. Kese, fincan, çanak, kupa. Çok papillalı böbreklerde idrarın toplanıp pelvis renalise geçtiği kese biçimindeki oluşum.
ECHİURİDA
Vücutları solucan şeklinde, gövdeleri silindirik veya kase biçiminde, ağzın ön ucunda hortumları olan, erkekleri cüce olup bu hortum içinde yaşayan, bütün türleri denizlerde yaşayan bir şube.
ANT
Tanrı'yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulama, yemin, kasem. Kendi kendine söz verme, ahit.
UZUNÇALAR
Üzerine seslerin düşük devirle kaydedildiği büyük boyutlu plak. Bir sanatçının eserlerinin bir bölümünün yer aldığı kaset, albüm.
KOTİLA
Çanak, kase, tas.
KORSAN
Gemilere saldıran deniz haydudu, deniz hırsızı. İzinsiz olarak çoğaltılan (kitap, kaset vb.). Bir hakkı izinsiz olarak kullanan. Başkalarının hakkını zor kullanarak alan kimse. İzinsiz olarak yapılan.
VİDEOBANT
Televizyon yayınlarının kaydedildiği, bir kasete sarılı şerit.