Kelimeler arşivinde; içinde "kalım" olan, toplam 11 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kalım bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kalım ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kalım olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ŞAPKALIMANTARLAR
KALIMLAŞTIRICI
PORTAKALIMSI
KALIMSIZLIK, YARIKALIMLI
KALIMLILIK
ARTAKALIM, ARTIKALIM
KALIMSIZ
KALIMLI
KALIM
KALIM
Kalma işi.
KALIMSIZ
Kalımlı olmayan, kalıcı olmayan, yok olacak, fâni.
KALIMLILIK
Kalımlı olma durumu.
YARIKALIMLI
Özdeğin içinde bulunduğu koşullarda kalımlı olmayan ve ancak dengeye erişme hızının yavaşlığı nedeniyle geçici olarak gösterdiği durum. Yarılanma süresi uzun ışınetkin atom ya da çekirdeklerin uyarılmış durumu.
KALIMLAŞTIRICI
E kümesi üzerinde etkiyen bir M tekçesi ve bir altkümesi için kümesi.
ARTAKALIM
Aynı takımdan benzerleri kalmadığı halde bir dilde yaşamakta bulunan eski bir şekil : Handiyse, nitekim gibi.
ARTIKALIM
Kentin düzentasarını daha kolay uygulayabilmek ve düzentasara uygun yerbölümleme yapabilmek için gerekenden daha geniş bir alanı kamulaştırma eylemi. Kent yönetimine bu amaçla tanınmış yetki.
ŞAPKALIMANTARLAR
Tarla ve çayırlarda, bodur birer şemsiye gibi gelişen ve kök asalağı türleri de bulunan mantarlar topluluğu.
KALIMSIZLIK
Kalımsız olma durumu.
PORTAKALIMSI
Portakalsı.
KALIMLI
Kalıcı, yok olmayan, ölümsüz, zevalsiz, baki, payidar.
Bu bölümde tanımı içerisinde KALIM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANDAN
Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Mademki, sonra, bakalım. Ondan. Tuzsuz pirinç lâpası. Ona. Sonra, ondan sonra. Ondan Ötürü. Oradan. Onunla.
ERTEY
Ertesi gün, erte: Ertey yola çıkalım.
ANDALLAMAK
Dikişi seyrek seyrek dikmek: Bize gel de şu yorganı andallayıver. Deve yürüyüşü gibi geniş ve büyük adımlarla yürümek. Bir işi baştan savma yapıp bırakmak. Kollamak, gözlemek, takip etmek: Şu adamı andalla, nereye gidecek bakalım. Bir tarafa sarkmak, eğilmek: Evin duvarı andalladı. Tarlayı andallara, evleklere ayırmak.
DAKI
Nişan ve düğünde geline takılan ziynet. Düğünde gelen hediye. Söz kesme: Ayşe'ye bir dakı takalım da kimse göz koymasın. Nişan. Gelin evlenmeden bir gün evvel kız evinde yapılan kına töreni ve bu törende gösterilen hediyeler. Koyunlara takılan çıngırağın büyüğü. Nişan ve düğünlerde verilen hediye. Dahi, de. Bundan başka, aynı zamanda, hem de, ve. Başka, diğer. Daha (Sıfatların baında). Daha ziyade, daha çok. Henüz, hâlâ. Sonra, bundan sonra, artık, bir daha. Yine, yine de.
AVRAMAK
Kollamak, korumak, zaptetmek: Ali ağanın kızını aldın ama bakalım avrayabilecek misin?. Kavramak, alışmak.
ABIŞ
Bacağın diz kapağından yukarısı. Adım: Şurayı abışla bakalım. Ahmak, budala, sersem, aptal.
ÇİLLE
Kışın en soğuk, yazın en sıcak günleri: Hele çilleyi çıka bakalım. Çile.
DEN
Ekmek ve yemek kırıntısı. Derece. Tane. Tahıl. Kabuğu dövülerek soyulmuş buğday, aşlık. Hububat tanesi, örgüde ilmik. Tane fasulye. Tane, tohum. Buyurun(yemek için): Den bakalım yemek yiyelim. Haydi.
ALTDOLAM
Bir dolamın işlemlerine kalımlı olan ve O öğesini içeren altkümesi.
ALAMAÇ
Yüksek alev, çalı, ot ateşi: Haydi alamaçlı ateş yakalım. Yarısı yanmış odun parçası. Alevin sağa sola dağılması. Ateş alevi (Kızılca k.).
BUZKAR
Sürekli kar sınırının üstünde, buzyalaklarında yığılıp, biriken ve buzulları oluşturan buzlaşmış karlar. Kalımlı kar alanlarında buzdan bir çimento ile yoğunlaşmış, buz kristallerinden bileşik kar, buzul kar.
ALTÖBEK
Bir G öbeğinin işlemlerine kalımlı, boş olmayan altkümesi.
ALTÖBEKSİ
öbeksisinin bir A kalımlı altkümesi için, göre A öbeksisi.
DÖMEK
Küçük tepe: Şu dömeğe çıkalım da biraz hava alalım. Anapara, servet. Ahırlarda gübreyi dışarıya atmaya yarayan delik, küçük pencere. Dövmek.
ÇIMKI
İnce, uzun değnek. Çalı, odun parçaları: Çımkı topla gel de şu ateşi yakalım. Kıvılcım.
ABUSKAL
İş. Sonradan tamamlanmak üzere yarım bırakılan iş. İşte gözetilen sıra. Özellikle tarlalarda, belleme ve kazma sınırı: Abuskalımı düzelteyim.
BAALIM
Bakalım.
GARIMAK
Bir kimseyi ya da malı başkasına kötülemek: Hasan, Ahmet'i garıdı. Oyun bozmak: Ayşe'yi oyuna almıyalım. O çok garıyor. İşe yaramaz olmak, eskimek: Hayvanın nalı garıdı, yeniletiver. İşler üst üste yığılmak: İşler garıdı, altından nasıl çıkacağız bakalım. Tarlada ürünler fazlaca olgunlaşıp, kendiliğinden dökülmek, boşa gitmek. Usanmak, bıkmak. Karın. İşkembe. Suya batmak, suya boğmak. Yaşlanmak: Gurumuş, garıhmış kimi yeri çürümüş.
DEMECE
Atasözü. Her hangi bir durumu anlatmak üzere söylenen ve çoğu geçmiş bir olaya dayanan söz, Ye kürküm ye gibi. Atasözleri gibi söylenen, ama atasözleri gibi kesin bir yargı ve yasa niteliği taşımayan; çok kez, kısacık bir fıkra değerinde olan söz: "Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış." "Yukarı tükürsem bıyığım, aşağı tükürsem sakalım." "Güldükçe güller açılır, ağladıkça inciler saçılır." "Deveye "Boynun neden eğri?" diye sormuşlar. -Nerem doğru ki; demiş." "Aşıç ayur tübüm altun kamıç ayur men kayda men" (Tencere der: "dibim altın". Kepçe der: "Ben nerdeyim.) (DİVANİ) LOGAT-'iT -TÜRK).
ZEVALSİZ
Yok olmayan, ortadan kalkmayan, bitmeyen, kalımlı.