Kelimeler arşivinde; içinde "hava" olan, toplam 95 tane kelime bulunuyor. İçerisinde hava bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu hava ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında hava olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HAVALANDIRABİLMEK
HAVALANDIRABİLME
HAVALANDIRILMAK
HAVALANABİLMEK, HAVALANDIRILMA, HAVALANDIRMACI, HAVALANDIRMALI
ÜSTHAVAYUVARI, HAVALANABİLME, HAVALANDIRICI, ALTHAVAYUVARI, HAVALANDIRMAK
HAVALANDIRMA, HAVANKLANMAK, OTURAKHAVASI
TEBDİLİHAVA, HAVAYVATMAÇ, HAVAKLANMAK, HAVASLANMAK, HAVABİLGİSİ
HAVAKSIMAK, HAVALENAME, HAVALİMANI, HAVALANMAK, HAVAYUVARI, HAVAKSAMAK, AÇIKHAVACI, HAVAKLAMAK, HAVASIZLIK
HAVANKMAK, HAVACILIK, HAVARIMAK, HAVARİLİK, HAVALAMAK, HAVAALANI, HAVAYUVAR, HAVALANMA, HAVALIKUM
HAVALACI, HAVAKMAK, HAYHAVAR, HAVACIVA, HAVAİLİK, UZUNHAVA, HAVAHMAK, HAVAHMAH, HAVAGAZI, HAVACİVE, BEDİHAVA, HAVAOĞLU, HAVARMAK, HAVANELİ, HAVAYOLU, HAVALELİ, HAVAİYAT
HAVALIK, HAVAZLA, HAVANTA, HAVAOTU, HAVAKLI, HAVALAK, HAVASIZ, AYHAVAR, HAVADİS, HAVACIL, HAVADAR, HAVADAN, HAVAİIK, ABUHAVA, BERHAVA
HAVAZA, HAVACI, HAVALA, HAVALE, HAVALI, HAVAYİ, HAVAYI, HAVARİ, HAVALİ, HAVANA, HAVARI, HAVARE, HAVARA, BİHAVA
HAVAR, HAVAL, HAVAK, HAVAH, HAVAİ, HAVAS, HAVAY, HAVAV, HAVAT, HAVAN
HAVA
HAVA
Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Keyif, âlem. Müzik parçalarında tür. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Esinti. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Gökyüzü. Çekicilik. Tarz, üslup. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Çevreyi kuşatan boşluk.
HAVALANDIRMACI
Havalandırma işini yapan görevli kimse.
ÜSTHAVAYUVARI
Althavayuvarının üstünde, yaklaşık 12-40 km arasında kalan havayuvarı bölümü.
HAVALANDIRMA
Kapalı bir yerin havasını değiştirmek amacıyla dışarıdan temiz hava girişini veya çeşitli araçlarla hava akımını sağlama işlemi. Herhangi bir şeyi açık havada bir süre bırakma.
HAVALANDIRMAK
Kapalı bir yerin pencere ve kapılarını açarak havalanmasını sağlamak. Havaya kaldırmak.
OTURAKHAVASI
Uzunhava denilen türkü. Halka olup oturarak söylenen türkü.
HAVALANABİLMEK
Havalanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
HAVALANDIRICI
Kapalı bir yerin sürekli ve doğal olarak havalandırılmasını sağlayan alet veya düzen.
HAVALANDIRABİLMEK
Havalandırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
HAVALANDIRILMAK
Havalandırma işi yapılmak.
ALTHAVAYUVARI
Havayuvarının, yerden yaklaşık 12 km. yüksekliğe ulaşan, yere yakın kesiminde tüm iklim olaylarının görüldüğü altbölüm.
HAVALANDIRMALI
Havalandırması olan. Havalandırma cihazı bulunan.
HAVALANDIRABİLME
Havalandırabilmek işi.
HAVANKLANMAK
Yara cerahatlenmek, şişmek, azmak.
HAVALANABİLME
Havalanabilmek işi.
HAVALANDIRILMA
Havalandırılmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde HAVA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AMBİYANS
Hava.
AĞIŞ
Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.
AMFİTEATR
Dinleyicilerin oturduğu, sıraları arkaya doğru basamaklı olarak yükselen salon, amfi. Yunan ve Roma'da açık hava tiyatrosu. Basamak basamak yükselen yer biçimi.
AERODİNAMİK
Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.
AMPUL
İçinde, elektrik akımı ile akkor durumuna gelerek ışık verebilen bir iletkeni bulunan, havası boşaltılmış cam şişe. İçinde sıvı durumda ilaç bulunan, kapalı cam tüp.
ALDANMAK
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.
AVAM
Alt tabaka, havas karşıtı.
AEROLOJİ
Hava araştırmaları bilimi.
AĞIRLAMA
Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.
APOTR
Yardımcı, koruyucu, havari.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
ARGON
Atom numarası 18, atom ağırlığı 39,9 olan, havada % 1 oranında bulunan, rengi, kokusu ve tadı olmayan bir element (simgesi Ar).
ATMOSFER
Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası, gaz yuvarı. Hava yuvarı. Basınç birimi olarak kullanılan, 15 °C'de deniz yüzeyinde, 76 santimetre uzunluğunda ve tabanı 1 santimetrekare olan cıva sütununun ağırlığı (1 kilogram 33 gram). İçinde yaşanılan ve etkisinde kalınan ortam, hava.
ASPİRATÖR
Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt, emmeç. Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç, emmeç.
AMFİZEM
Doku ve organlarda sıra dışı hava toplanması.
AYAZ
Duru, sakin havada çıkan kuru soğuk. Çok soğuk hava.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
ABRAMAK
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.