HAVA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "hava" olan, toplam 83 adet kelime bulunmaktadır. hava ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu hava ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde hava olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

HAVALANDIRABİLMEK

16 harfli kelimeler

HAVALANDIRABİLME

15 harfli kelimeler

HAVALANDIRILMAK

14 harfli kelimeler

HAVALANABİLMEK, HAVALANDIRILMA, HAVALANDIRMACI, HAVALANDIRMALI

13 harfli kelimeler

HAVALANABİLME, HAVALANDIRICI, HAVALANDIRMAK

12 harfli kelimeler

HAVALANDIRMA, HAVANKLANMAK

11 harfli kelimeler

HAVAYVATMAÇ, HAVAKLANMAK, HAVABİLGİSİ, HAVASLANMAK

10 harfli kelimeler

HAVALENAME, HAVALİMANI, HAVAYUVARI, HAVAKLAMAK, HAVALANMAK, HAVASIZLIK, HAVAKSAMAK, HAVAKSIMAK

9 harfli kelimeler

HAVARİLİK, HAVAALANI, HAVAYUVAR, HAVARIMAK, HAVANKMAK, HAVALIKUM, HAVALANMA, HAVALAMAK, HAVACILIK

8 harfli kelimeler

HAVAHMAK, HAVANELİ, HAVAGAZI, HAVAOĞLU, HAVAHMAH, HAVALELİ, HAVACİVE, HAVARMAK, HAVAİLİK, HAVAİYAT, HAVACIVA, HAVAKMAK, HAVAYOLU, HAVALACI

7 harfli kelimeler

HAVASIZ, HAVANTA, HAVADAN, HAVAOTU, HAVACIL, HAVADAR, HAVADİS, HAVAZLA, HAVAİIK, HAVALAK, HAVAKLI, HAVALIK

6 harfli kelimeler

HAVARA, HAVARE, HAVARI, HAVALI, HAVARİ, HAVALE, HAVAZA, HAVACI, HAVANA, HAVALA, HAVALİ, HAVAYİ, HAVAYI

5 harfli kelimeler

HAVAN, HAVAH, HAVAL, HAVAY, HAVAV, HAVAT, HAVAK, HAVAS, HAVAİ, HAVAR

4 harfli kelimeler

HAVA

Bazı kelimelerin anlamları

HAVA

Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Keyif, âlem. Müzik parçalarında tür. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Esinti. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Gökyüzü. Çekicilik. Tarz, üslup. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Çevreyi kuşatan boşluk.

HAVALANDIRICI

Kapalı bir yerin sürekli ve doğal olarak havalandırılmasını sağlayan alet veya düzen.

HAVALANDIRABİLMEK

Havalandırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

HAVALANABİLMEK

Havalanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

HAVALANDIRMAK

Kapalı bir yerin pencere ve kapılarını açarak havalanmasını sağlamak. Havaya kaldırmak.

HAVALANDIRMACI

Havalandırma işini yapan görevli kimse.

HAVALANDIRABİLME

Havalandırabilmek işi.

HAVALANDIRILMAK

Havalandırma işi yapılmak.

HAVABİLGİSİ

Çeşitli araç ve aygıtlardan yararlanarak havayuvarı olaylarını düzenli ve sürekli biçimde inceleyen bilim dalı.

HAVAYVATMAÇ

Bir çeşit yazıtura oyunu.

HAVANKLANMAK

Yara cerahatlenmek, şişmek, azmak.

HAVALANDIRMALI

Havalandırması olan. Havalandırma cihazı bulunan.

HAVALANDIRILMA

Havalandırılmak işi.

HAVALANABİLME

Havalanabilmek işi.

HAVAKLANMAK

Yara cerahatlenmek, şişmek, azmak.

HAVALANDIRMA

Kapalı bir yerin havasını değiştirmek amacıyla dışarıdan temiz hava girişini veya çeşitli araçlarla hava akımını sağlama işlemi. Herhangi bir şeyi açık havada bir süre bırakma.

  -   -   -  

Anlamında HAVA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde HAVA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

ARGON

Atom numarası 18, atom ağırlığı 39,9 olan, havada % 1 oranında bulunan, rengi, kokusu ve tadı olmayan bir element (simgesi Ar).

AYAZ

Duru, sakin havada çıkan kuru soğuk. Çok soğuk hava.

AMFİZEM

Doku ve organlarda sıra dışı hava toplanması.

ASPİRATÖR

Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt, emmeç. Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç, emmeç.

AĞIŞ

Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.

ALDANMAK

Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.

AMBİYANS

Hava.

AERODİNAMİK

Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.

AEROLOJİ

Hava araştırmaları bilimi.

AMPUL

İçinde, elektrik akımı ile akkor durumuna gelerek ışık verebilen bir iletkeni bulunan, havası boşaltılmış cam şişe. İçinde sıvı durumda ilaç bulunan, kapalı cam tüp.

AVAM

Alt tabaka, havas karşıtı.

ATMOSFER

Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası, gaz yuvarı. Hava yuvarı. Basınç birimi olarak kullanılan, 15 °C'de deniz yüzeyinde, 76 santimetre uzunluğunda ve tabanı 1 santimetrekare olan cıva sütununun ağırlığı (1 kilogram 33 gram). İçinde yaşanılan ve etkisinde kalınan ortam, hava.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

AKIM

Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.

APOTR

Yardımcı, koruyucu, havari.

ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

AMFİTEATR

Dinleyicilerin oturduğu, sıraları arkaya doğru basamaklı olarak yükselen salon, amfi. Yunan ve Roma'da açık hava tiyatrosu. Basamak basamak yükselen yer biçimi.

ABRAMAK

Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.

AĞIRLAMA

Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.