Kelimeler arşivinde; içinde "gos" olan, toplam 98 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gos bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu gos ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gos olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MİYELOMENİNGOSEL
ÖZOFAGOSTOMOZİS, FARENGOSTENOSİS, OESOPHAGOSTOMUM, LARENGOSTENOZİS, HİDROMENİNGOSEL
OLİGOSAKKARİT, HEMOFAGOSİTOZ, ANTİFAGOSİTİK
LARENGOSKOPİ, FARENGOSPAZM, FARENGOSKOPİ, FARENGOSTOMİ, LARENGOSTOMİ, OTOFAGOSİTOZ, ÖZOFAGOSKOPİ, ÖZOFAGOSTOMİ, VAGOSEMPATİK, YUGOSLAVYALI, LARENGOSPAZM
GOSPODARLIK, OLİGOSİTEMİ, GOSGALANMAK, LARENGOSKOP, GOSSAHLAMAH, EGOSANTRİZM, OLİGOSPERMİ, EGOSANTRİST, FARENGOSKOP
HEMİAZİGOS, EGOSANTRİK, OLİGOSALİN, ERGOSTERİN, MENİNGOSİT, MENİNGOSEL, PİYANGOSUZ, GOSGOCAMAN
GOSTARMAK, FAGOSİTOZ, DEMİURGOS, POLİFAGOS, FAGOSİTİK, FAGOSİTİN, FİTOFAGOS
GOSSİPOL, GOSTAKLI, ZİGOSPOR, GOSTEMEK, İMAGOSİT, PROLOGOS, PİGOSTİL, OLİGOSEN, YUGOSLAV, EPİLOGOS, GOSALMAK, GOSBADİN, GOSPODAR, GOSGODUR
GOSGOCA, ARGOSUZ, FAGOSİT, RAGOSİT, AŞGOSUN, GIRAGOS, GOSALAK, KOREGOS, KAZGOSÜ, GOSİPOL, GOSGOUK
GOSLAK, GOSSAH, GOSPAK, GOSSAK, GOSTAH, AZİGOS, GOSTAK, GOSNAK, MONGOS, HERGOS, GOSGOS, GOSDAK, GOSDİL, GOSGOK, GOSTÜL, GOSTİL, HARGOS
HAGOS, LOGOS, GOSOR, GOSSÜ, AVGOS, GOSGA, GOGOS, GOSKA, GOSBA
AGOS, EGOS
GOS
GOS
Ceviz. Göğüs - gosünde göğsünde.
LARENGOSKOPİ
Gırtlak içinin aynayla muayenesi.
ANTİFAGOSİTİK
Fagositozu önleyici.
HİDROMENİNGOSEL
Kafatası üzerindeki bir açıklıktan beyin zarlarının veya omurga üzerindeki bir açıklıktan omurilik zarlarının beyin-omurilik sıvısıyla dolu kese biçiminde dışarı taşması.
OLİGOSAKKARİT
Sadece birkaç monosakkarit biriminden oluşan molekül. Birkaç monosakkaritin glikozidik bağla birbirine bağlanarak polimerize olmasından meydana gelen karbonhidrat. Glikozitik bağlarla birleşmiş birkaç monosakkarit grubu.
OTOFAGOSİTOZ
Otofaji.
FARENGOSTENOSİS
Yutak daralması.
ÖZOFAGOSTOMOZİS
Nodüler solucan hastalığı.
LARENGOSTENOZİS
Gırtlak daralması.
LARENGOSTOMİ
Gırtlağın ameliyatla deriyle ağızlaştırılarak dikilmesi.
MİYELOMENİNGOSEL
Omuriliğin ve onu çevreleyen zarların omurgadaki bir kusurdan dışarıya doğru fıtıklaşması.
FARENGOSPAZM
Yutak spazmı.
OESOPHAGOSTOMUM
Nodüler solucan.
FARENGOSKOPİ
Farengoskopla yapılan yutak muayenesi.
HEMOFAGOSİTOZ
Eritrositlerin fagositik hücrelerce yutulması. Yaşam süreleri dolmuş alyuvarların dolaşımdan uzaklaştırılması için alyuvarların fagositik hücrelerce yutulması.
FARENGOSTOMİ
Pnömoni, üremi veya alt ve üst çene kemiklerinde kırık bulunan köpekler gıda alamadığında, sonda yerleştirerek beslemek için midenin dönme ve genişlemelerinde operasyon sırasında ve sonrasında, midede toplanmış olan gaz ve sıvı içeriği uzaklaştırmak amacıyla yutak bölgesinde lateralden yapılan açma işlemi.
Bu bölümde tanımı içerisinde GOS geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FAGOZOM
Fagositozla alınan maddenin oluşturduğu vakuol. Bir partikülün yutulmasından sonra meydana gelen ve duvarı hücre zarından oluşan hücre içi vakuol. Fagosite edilen materyal ve hücre zarının invaginasyonuyla bir fagositik hücrede oluşan zar kaynaklı vezikül, fagositik vakuol, stoplazmik vakuol.
ENDOSİTOZ
Ökaryot hücrelerin plazma zarının içeri çökmesi ile bir kesecik içinde dışarıdan madde alınması. Pinositoz, fagositoz. Hücre zarının içeri çökerek kese oluşturması suretiyle büyük moleküllerin hücre içine alınması ve hücresel sindirimi. Hücre zarının dış tarafında oluşan bir çukurluk içine giren bir molekül veya taneciğin çevresindeki zar parçası tarafından tamamen sarılması ve böylece oluşan vezikülün zardan koparak sitoplazma içine alınması olayı, viropeksis. Endositoz; hücrelere sıvıların alınması olan pinositozla katı maddelerin alınması olan fagositozu içerir. Virüslerin hücre içerisine girmelerinde kullandıkları bir yoldur.
LAHOS
Lagos.
ÇAVEŞİR
Prangos Umbelliferae.
YUGOSLAV
Yugoslavya halkından olan kimse.
FİLAGOZ
Balık adı, lagos.
DEYİ
Dil, söz, işaret, mimik vb. anlatım araçlarının bütünü, logos. Hristiyan felsefesinde Tanrı kelamını insanlara ulaştıran oğul, logos.
BENİÇİNCİ
Beniçincilik görüşünü benimseyen, benmerkezci, egosantrist.
BENİÇİNCİLİK
Dünyada kişinin benliğini merkez sayan felsefe görüşü, benmerkezcilik, egosantrizm.
FAGOSİTİN
Lökositlerde fagositoz sırasında meydana gelen sıcağa dayanıklı protein yapısında bir bakterisidal. Nötrofil granüllerinden salınan bakteri öldürücü bir protein.
ERGOSTERİN
Ergosterol.
ATRİYUM
Tunikatlarda ve sefalokordatlarda bulunan iki ana boşluktan yutağı çeviren boşluk. Basit süngerlerde vücut iç boşluğunun (spongosöl) diğer adı. S. Böceklerde sağmalardan meydana gelen ve trakeaya uzanan genişlemiş timpanal boşluk. Yüreğin ön iki odası. Kulakçık. (Mimarlık) Eski Roma evlerinde etrafı odalarla çevrili, üstü açık, ortasında havuz bulunan avlu, içavlu, a. bk. avlu, içavlu. Trematod ve sestodlarda genital organların kanallarının açıldığı çukur bölüm. Ön oda, ön boşluk. Kulakçık.
PAMUK
Ebegümecigillerden, koza biçimindeki meyvesi üç, dört, beş dilimli olan, sıcak bölgelerde yetişen tarım bitkisi (Gossypium). Bu tellerin işlenmiş biçimi. Yere serili halı, kilim vb. yaygıların üzerinde oluşan, uçuşabilen toz kümecikleri, hav. Bu bitkinin işlenmiş biçiminden yapılmış. Bu bitkinin tohumlarının çevresinde oluşmuş ince, yumuşak tellerin adı.
TEFARİK
Genellikle kırmızı, beyaz ve mor kumaştan dikilen, gömlek ve şalvardan oluşan, kol ağızları, paça kenarları ile şalvarın yanları işlenmiş kadın giysisi. Yüksekliği 60-100 santimetre olan, büyük yapraklı ve beyaz çiçekli bir bitki (Pogostemon patchouly).
FAGOSİTİK
Fagositoz veya fagositlerle ilgili olan.
DÜKKAN
Esnafın perakende satış yaptığı, küçük zanaat sahiplerinin çalıştıkları yer, işyeri. Esnafın perakende satış yaptığı, küçük zanaat sahiplerinin çalıştıkları yer. Görevli olarak çalışılan yer, iş yeri. Kumarhane. (Doğaçlama ve Ortaoyunu). Doğaçlamaya dayanan Türk tiyatrosu argosunda tiyatro yapısı. Ortaoyunu'nda iş yerini belirten, yalnızca iki alçak kanadı bulunan 1 arşınlık (yaklaşık 68-70 cm.) bir peyke. Önünde arkalıksız bir alçak iskemle durur. Orta Oyunu'nda iş yerini belirten, yalnızca iki alçak duvarı bulunan basık kulübe. Bu, kimi kez bir tek alçak iskemle ile de belirtilebilirdi. Tiyatro yapısı.
DİNAR
Bahreyn, Cezayir, Irak, Karadağ, Kuveyt, Libya, Sırbistan, Tunus ve Ürdün kullanılan para birimi. Eski Yugoslavya'da kullanılan para birimi. Altın liranın yaklaşık dörtte biri değerinde olan eski bir para. Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri.
DALMAÇYALI
Eski Yugoslavya'dan köken aldığı düşünülen, rengi siyah beyaz, benekli ve neşeli, orta büyüklükte, dayanıklı, kısa ve sert tüyleri rastgele dağılan, siyah veya kahverengi birbiriyle birleşmeyen beneklerle süslü, beneklerin belirginliği ve dağılımı arttıkça daha değerli kabul edilen, yavruları tamamen beyaz doğan ve benekleri sonra ortaya çıkan, oyuncu, neşeli fakat kindar, zeki ve inatçı bir karakterde, aşırı derecede duyarlı ve sadık, orta çağlarda av köpeği, 1800'lerde popüler bir at arabası köpeği, askeri bekçi, sirklerde gösteri, kemirgen avcısı, av, çoban ve koruma gibi pek çok alanda kullanılan, çok yönlü, günümüzde ise ev köpeği olarak yetiştirilen köpek ırkı.
YUGOSLAVYALI
Yugoslavya'da yaşayan kimse.
APOPTOZ
Programlanmış hücre ölümü; etraftaki hücrelere zarar vermeden bir hücrenin ölmesi ya da fagositik hücreler tarafından yok edilmesi. Apoptozis. Programlanmış hücre ölümü, etraftaki hücrelere zarar vermedan bir hücrenin ölmesi veya fagositik hücreler tarafından yok edilmesi, apoptoz. Apoptozis.