Kelimeler arşivinde; içinde "fark" olan, toplam 20 tane kelime bulunuyor. İçerisinde fark bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu fark ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında fark olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
FARKLILAŞTIRMAK
FARKLILAŞTIRMA
İNFARKTEKTOMİ, FARKSIZLAŞMAK
FARKLILAŞMAK, FARKSIZLAŞMA
FARKINDALIK, İNFARKSİYON, FARKLILAŞMA
FARKSIZLIK
İNFARKTÜS, ENFARKTÜS, FARKSIZCA, FARKLILIK
FARKLICA
FARKSIZ, İNFARKT
FARKIT, FARKLI
FARK
FARK
Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, ayrım, nüans. Çıkarma işleminin sonucu. Ayrım.
FARKLILAŞMAK
Farklı duruma gelmek, ayrımlaşmak.
İNFARKSİYON
Bir atardamar veya toplardamar lümeninin tromboz veya embolusla tıkanması sonucu, bunun beslediği koni biçimindeki alanda iskemik nekrozun oluşması. Dokuda besleyici damarın tıkanması sonucu meydana gelen nekroz bölgesi, infarkt.
İNFARKTÜS
Yaşayan bir canlıda dokunun, trombüs veya emboliye bağlı olarak ve yerel kansızlık nedeniyle ölümü.
FARKLILIK
Farklı olma durumu, ayrımlılık, başkalık. Doğal, toplumsal ve bilince dayanan her olay ve olguyu bütün ötekilerden ayıran özellik.
FARKSIZLAŞMAK
Farksız duruma gelmek.
FARKLILAŞTIRMA
Farklılaştırmak işi.
İNFARKTEKTOMİ
İnfarktus sonucu oluşan nekroz bölgesinin ameliyatla çıkarılması.
FARKLILAŞTIRMAK
Farklı duruma getirmek.
ENFARKTÜS
Bir organı besleyen bir atardamarın tıkanması sonucu gelişen doku ölümü.
FARKINDALIK
Farkında olma durumu.
FARKLICA
Biraz farklı. (farklı'ca) Farklı bir biçimde.
FARKLILAŞMA
Farklılaşmak işi, ayrımlaşma. Ayrımlaşma.
FARKSIZLIK
Farksız olma durumu, ayrımsızlık.
FARKSIZLAŞMA
Farksızlaşmak işi.
FARKSIZCA
Farksız bir biçimde.
Bu bölümde tanımı içerisinde FARK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYRIM
Ayırma işi, tefrik. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark. Bir veya daha çok sahne içinde geliştirilip olayın tamamlanmış bir parçasını veren film bölüğü. Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter, fark. Alt bölüm. Ayrılma noktası.
ASİMİLASYON
Özümleme. Benzeşme. Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme.
AYRIMLI
Ayrımı olan, aralarında ayrım bulunan, değişik, farklı.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
AYIRMAK
Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.
AYRIMLAŞMA
Ayrımlaşmak işi, farklılaşma. Hücrelerin veya canlı organizmaların işlevlerine veya yaşayış türlerine ilişkin yapısal nitelik kazanması, farklılaşma. Bir iç kayanın katılaşması sürecinde yer ve zamana göre ayrımların ortaya çıkması, farklılaşma.
AYRIMSIZ
Ayrımlı olmayan, aynı, farksız.
ALTERNATİF
Seçenek. Karşı. Dalgalı. Değişik, farklı. Almaşık.
AYRIMSIZLIK
Ayrımsız olma durumu, farksızlık.
AVERAJ
Ortalama. Sayı farkı.
AŞK
Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.
AYRIMLILIK
Ayrımlı olma durumu, farklılık.
AYRIMSAMAK
Bir şeyi anlamak, bir şeyi görmek, fark etmek.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AYRIŞIM
Ayrışma işi. Farklılık.
AYIRTI
Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark, çalar, nüans.
AYMAZ
Çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen (kimse), gözü bağlı, gafil, bilgisiz.
AYRIMLAŞMAK
Ayrımlı duruma gelmek, farklılaşmak.
AYMAZLIK
Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.