FARK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "fark" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. fark ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu fark ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fark olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

FARKLILAŞTIRMAK

14 harfli kelimeler

FARKLILAŞTIRMA

13 harfli kelimeler

FARKSIZLAŞMAK

12 harfli kelimeler

FARKLILAŞMAK, FARKSIZLAŞMA

11 harfli kelimeler

FARKINDALIK, FARKLILAŞMA

10 harfli kelimeler

FARKSIZLIK

9 harfli kelimeler

FARKLILIK, FARKSIZCA

8 harfli kelimeler

FARKLICA

7 harfli kelimeler

FARKSIZ

6 harfli kelimeler

FARKIT, FARKLI

4 harfli kelimeler

FARK

Bazı kelimelerin anlamları

FARK

Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, ayrım, nüans. Çıkarma işleminin sonucu. Ayrım.

FARKLICA

Biraz farklı. (farklı'ca) Farklı bir biçimde.

FARKSIZLIK

Farksız olma durumu, ayrımsızlık.

FARKLI

Farkı olan, aralarında fark bulunan, değişik, ayrımlı.

FARKSIZCA

Farksız bir biçimde.

FARKLILAŞMAK

Farklı duruma gelmek, ayrımlaşmak.

FARKIT

Çok eskimiş, ele alınacak yeri kalmamış eşya.

FARKLILAŞMA

Farklılaşmak işi, ayrımlaşma. Ayrımlaşma.

FARKSIZLAŞMAK

Farksız duruma gelmek.

FARKLILAŞTIRMAK

Farklı duruma getirmek.

FARKSIZ

Farkı olmayan.

FARKINDALIK

Farkında olma durumu.

FARKSIZLAŞMA

Farksızlaşmak işi.

FARKLILAŞTIRMA

Farklılaştırmak işi.

FARKLILIK

Farklı olma durumu, ayrımlılık, başkalık. Doğal, toplumsal ve bilince dayanan her olay ve olguyu bütün ötekilerden ayıran özellik.

  -   -   -  

Anlamında FARK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde FARK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AYRIMSIZ

Ayrımlı olmayan, aynı, farksız.

AYRIMSIZLIK

Ayrımsız olma durumu, farksızlık.

AVERAJ

Ortalama. Sayı farkı.

AYMAZLIK

Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.

AYRIMLI

Ayrımı olan, aralarında ayrım bulunan, değişik, farklı.

AŞK

Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.

AYIRTI

Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark, çalar, nüans.

AYRIM

Ayırma işi, tefrik. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark. Bir veya daha çok sahne içinde geliştirilip olayın tamamlanmış bir parçasını veren film bölüğü. Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter, fark. Alt bölüm. Ayrılma noktası.

AYRIMLAŞMA

Ayrımlaşmak işi, farklılaşma. Hücrelerin veya canlı organizmaların işlevlerine veya yaşayış türlerine ilişkin yapısal nitelik kazanması, farklılaşma. Bir iç kayanın katılaşması sürecinde yer ve zamana göre ayrımların ortaya çıkması, farklılaşma.

AYRIMLILIK

Ayrımlı olma durumu, farklılık.

AYRIŞIM

Ayrışma işi. Farklılık.

AYRIMSAMAK

Bir şeyi anlamak, bir şeyi görmek, fark etmek.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

ASİMİLASYON

Özümleme. Benzeşme. Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

AYMAZ

Çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen (kimse), gözü bağlı, gafil, bilgisiz.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

ALTERNATİF

Seçenek. Karşı. Dalgalı. Değişik, farklı. Almaşık.

AYRIMLAŞMAK

Ayrımlı duruma gelmek, farklılaşmak.

AYIRMAK

Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.