Kelimeler arşivinde; içinde "eğik" olan, toplam 8 tane kelime bulunuyor. İçerisinde eğik bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu eğik ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında eğik olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GÜVEĞİKÖMÜ
EĞİKKIYI, ÖNDEĞİKİ
EĞİKLİK, GÜNEĞİK, ETEĞİKİ, ÖTEĞİKİ
EĞİK
EĞİK
Eğilmiş olan, dik ya da düz olmayan. Dik veya paralel olmayan doğru. Bükülmüş. Yatay bir çizgi veya düzlemle açı oluşturacak biçimde olan, yalman, mail, şev.
ÖNDEĞİKİ
Öndeki.
GÜVEĞİKÖMÜ
Kürek ile boğaz ve gerdana yakın yerden yapılan pastırma.
GÜNEĞİK
Hindiba.
ÖTEĞİKİ
Öteki.
EĞİKLİK
Eğik olma durumu, eğim, yamukluk, meyil. Bir gök cisminin içinde hareket ettiği düzlem ile yörünge düzlemiyle belirtilmiş herhangi bir düzlem arasındaki açı.
EĞİKKIYI
Bir dik üçgende dik açının karşısındaki kıyı.
ETEĞİKİ
Öteki.
Bu bölümde tanımı içerisinde EĞİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİRSEK
Kol ile ön kol arasındaki eklemin arka yanı. Bir direği veya başka bir şeyi sağlamlaştırmak için yanına eğik olarak yerleştirilen ağaç, makas. Giysi kolunda bu organa denk gelen bölüm. Boruların doğrultusunu değiştirmekte kullanılan bağlantı parçası.
ÇAPRAZ
Eğik olarak birbiriyle kesişen. Eğik bir biçimde. Karşı tarafın yanı. İki taraflı, karşılıklı. Güreşte rakibin koltuk altından kol geçirip sarma oyunu. Kopça, düğme. Bir tür olta iğnesi.
EĞİLME
Eğilmek işi. Yerin manyetik alanında bulunan serbest mıknatıslı bir iğnenin doğrultusu ile yatay düzlem arasındaki açı. Bir doğrunun, bir başka doğruya veya düzleme göre eğik olması.
DESTEK
Bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda. Bir birlik için sağlanan yardım veya koruma. Üzerine bir şey oturtmaya, tutturmaya, koymaya yarar araç, bindi, hamil. Maddi ve manevi yardımcı, dayanak. Bir vektörü taşıyan sonsuz doğru. Kredi işlemlerinde her an sarf edilebilecek kredi. Yardım.
DENGELEYİCİ
Denge sağlayan, dengeleme özelliği olan kimse veya şey. Otomobillerde eğikliği veya yaylanma genliğini azaltmak için şasi ve tekerleklere yerleştirilen düzen, stabilizatör. Bir evredeki işlemin daha dengeli bir duruma gelmesini sağlayan alet.
AKINTILI
Akıntısı olan. Eğik, eğimli, meyilli.
EĞRİ
Doğru veya düz olmayan, bir noktasında yön değiştiren, çarpık, münhani, doğru karşıtı. Bir olayın şiddetindeki azalış ve çoğalışları gösteren çizgi. Yatay veya düşey olmayan, bütünüyle bir yana eğilmiş bulunan, eğik, mail. Yay gibi kavislenmiş, eğmeçli, mukavves. Doğru veya düz olmayan çizgi, yüzey. Yanlış bir biçimde.
EĞDİRMEK
Eğik duruma getirmek, getirtmek.
DÜZ
Yatay durumda olan, eğik ve dik olmayan. Düz rakı. Engebesiz olan yer, düzlük, ova. Kıvırcık ya da dalgalı olmayan (saç). Yüzeyinde girinti çıkıntı olmayan, müstevi. Kıvrımlı olmayan, doğru, stabil. Yalın, sade, süssüz. Kısa ökçeli, ökçesiz (ayakkabı). Yayvan, altı derin olmayan. Çizgisiz, desensiz ve tek renkli.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
ÇATI
Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Barınılan, sığınılan yer. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu.
DİK
Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan. Sert, kalın, tok (ses). Ters, aksi (söz). Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş. Sert (bakış). Yatık durmayan, sert. Kaba, yersiz (davranış).
EĞİLMEK
Bir yana doğru eğik duruma gelmek. Başkasının baskısını veya egemenliğini benimsemek, kabul etmek. İnsan, bir işi yapmak için belini eğmek. Bir işi önemseyip ele almak.
DOĞRULMAK
Eğik veya eğri bir şey, düz bir duruma gelmek. Oturan veya yatan bir kimse toparlanmak, dik bir duruma gelmek. Yönelmek. Para sağlanmak, kazanılmak. Yeniden güçlenmek, kalkınmak.
EĞİM
Eğilmiş olma durumu. Bir yüzeyin yatay düzleme doğru eğilmesi, eğiklik, meyil.
DENİZLİK
Kayıklarda bordayı aşan dalgaların içeriye girmesine engel olan eğik tahta. Pencerelerin altında, içte ve dışta yapılarak suların duvar içine sızmasını veya duvar yüzeyinde yayılmasını önleyen eğik bölüm. Denize girerken kullanılan kadın mayosu.
EĞİNİK
Eğilmiş olan, eğik. Bir şeyi sevmiş, istemiş veya yapmaya içten yönelmiş olan.
DÜZEÇ
Bir yüzeyin eğiklik derecesini anlamaya yarayan araç, tesviye aleti.
EĞMEK
Düz olan bir şeyi eğik duruma getirmek. Sert bir cismi bükmek.
ALGARİNA
Ağır bir şeyi denizden çıkarma veya denize indirme işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi. Bazı gemilerin baş veya kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme.