Kelimeler arşivi içinde; başında "eğim" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. eğim ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu eğim ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde eğim olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EĞİM
Eğilmiş olma durumu. Bir yüzeyin yatay düzleme doğru eğilmesi, eğiklik, meyil.
EĞİMSİZ
Eğimi olmayan.
EĞİMLİ
Eğimi olan. Bir şeyi yapmaya içten yönelmiş, meyyal.
EĞİMÖLÇER
Bir yüzey, düzlem, yol veya cihazın yatay düzleme oranla eğimini ölçen araç, klinometre.
Bu bölümde tanımı içerisinde EĞİM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKINTILI
Akıntısı olan. Eğik, eğimli, meyilli.
ERKEKSİ
Erkeği andıran, erkeğe benzeyen, erkek gibi, erkeğimsi, maskulen.
GÖKKUŞAĞI
Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli, kemer biçimindeki görüntü, alkım, ebekuşağı, ebemkuşağı, eleğimsağma, hacılarkuşağı, meryemanakuşağı, alaimisema.
EĞİKLİK
Eğik olma durumu, eğim, yamukluk, meyil. Bir gök cisminin içinde hareket ettiği düzlem ile yörünge düzlemiyle belirtilmiş herhangi bir düzlem arasındaki açı.
KLİNOMETRE
Eğimölçer.
KENELER
Eklem bacaklı hayvanlardan, örümceğimsiler sınıfına giren bir takım.
KOYAK
Vadi. Karalarda akarsu aşındırmasıyla oluşmuş, bir yöne doğru eğimli, uzunluğuna çukurluk. Dağlar ve kayalıklarda oluşmuş doğal çukur.
AKREPLER
Örümceğimsilerin, örneği akrep olan takımı.
AŞAĞI
Bir şeyin alt bölümü, zir, yukarı karşıtı. Bayağı, adi. Niteliği düşük, kötü. Daha küçük, daha az. Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri. Değeri daha az. Aşağıya, yere doğru. Bir yere göre daha alçak yerde bulunan.
İNİŞ
İnme işi. Araçlı jimnastikte, atlayarak veya hızlanarak araçtan ayrılma durumu. Gerileyiş, çöküş. Yukarıdan aşağıya gittikçe alçalan eğimli yer, yokuş karşıtı.
AKARSU
Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.
DAĞ
Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümü. Büyük üzüntü, acı. Kızgın bir demirle vurulan damga, nişan. İyileştirmek için vücudun hastalıklı bölümüne kızgın bir araçla yapılmış olan yanık.
AKAK
Yatak. Eğimi, inişi fazla olan yer. Suyun ivinti yeri. Irmak, dere, çay, küçük akarsu.
DÜZLÜK
Düz olma durumu. Geniş, düz yer. Deniz yüzeyine göre değişik yüksekliklerde olan az eğimli yer.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
ÇAPRAZÖLÇER
Elde veya makinede çaprazlanan dişlerin eğimini denetlemede yararlanılan yardımcı alet.
LİYAKAT
Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu, değim. Kifayet.
AKARLAR
Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.
LİYAKATLİ
Liyakati olan, başarılı, yetenekli, değimli.
LİYAKATSİZ
Liyakati olmayan, başarısız, yeteneksiz, değimsiz.