Kelimeler arşivinde; içinde "esin" olan, toplam 116 tane kelime bulunuyor. İçerisinde esin bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu esin ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında esin olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KESİNLEŞTİREBİLME, MERHAMETSİZCESİNE
TERBİYESİZCESİNE, BİLMESİNLERCİLİK
DERBEDERCESİNE, KESİNLEŞTİRMEK
DERİNLEMESİNE, EDEPSİZCESİNE, KESİNTİSİZLİK, ÇARESİZCESİNE, ÇEÇESİNEKLERİ, ESİNLENDİRMEK, İLGİSİZCESİNE, KESİNLEŞTİRME, MAKROBESİNLER, MUVACEHESİNDE
DESİNATÖRLÜK, EFENDİCESİNE, ESİNLENDİRME, NANKÖRCESİNE, SERSEMCESİNE, SESSİZCESİNE, TEMBELCESİNE, TEPELEMESİNE
BESİNSİZLİK, DİKLEMESİNE, ENAYİCESİNE, KESİNLEŞMEK, KESİNSİZLİK, ACEMİCESİNE, ASKERCESİNE, CAHİLCESİNE, KÖRLEMESİNE, MESABESİNDE, ÖZGÜRCESİNE, PRESİNAPTİK, REZİLCESİNE, TERLİPRESİN, VAHŞİCESİNE, ZALİMCESİNE
DELİCESİNE, ESİNDİRMEK, ESİNLENMEK, KESİNLİKLE, KESİNTİSİZ, TELESİNEMA, CANİCESİNE, ÇEÇESİNEĞİ, DESİNAPSİS, ENLEMESİNE, EZERCESİNE, HAİNCESİNE, KESİNLEMEK, KESİNLEŞME, NEYLEYESİN, ÖLÜRCESİNE, ÖYLESİNDEN
BÖYLESİNE, DESİNATÖR, ESİNDİRME, ESİNLEMEK, ESİNLENME, ESİNTİSİZ, KESİNTİLİ, KÖRCESİNE, SAYESİNDE, ŞÖYLESİNE, BAKIVESİN, BİLESİNCE, BİLESİNDE, BÖNCESİNE, DEGGESİNE, DERESİNEK, ELECESİNE, HAYLESİNE, KESİNEKES, KESİNETLİ, KESİNLEME, PESİNMEYH, SÜRESİNCE, SÜRESİNDE
BESİNSİZ, ESİNLEME, ESİNTİLİ, KESİNKES, KESİNLİK, KESİNMEK, BELESİNE, BİLESİNE, ESİNYURT, EYLESİNE, KESİNDİK, ÖYLESİNE, PESİNMEK, PUTRESİN, PÜTRESİN, ÜZRESİNE
BESİNLİ, KESİNME, KESİNTİ, GİRESİN, GÜLESİN, GÜRESİN, KORESİN, NİDESİN
ESİNTİ, ESİNER, HESİNİ, PESİNİ, ÜRESİN
BESİN, KESİN, GESİN, MESİN, PESİN
ESİN
ESİN
Etkilenme, çağrışım veya içe doğmayla akla gelen yaratıcı duygu, düşünce, ilham. Sabah yeli.
KESİNLEŞTİRMEK
Kesin bir duruma getirmek.
KESİNLEŞTİRME
Kesinleştirmek işi.
ÇARESİZCESİNE
Çaresizce.
MAKROBESİNLER
Organizmanın azot ve fosfor gibi çok miktarda gereksinim duyduğu besin maddeleri.
DERİNLEMESİNE
Ayrıntılı olarak, derinliğine.
KESİNTİSİZLİK
Kesintisiz olma durumu.
EDEPSİZCESİNE
Edepsizce.
ÇEÇESİNEKLERİ
Uyku hastalığı gibi, burgumsu kamçılıların doğurduğu birçok sıcak ülke hastalığını bulaştıran, hortumları sert, uzun ve sokucu sinekler familyası.
DERBEDERCESİNE
Derbederce.
İLGİSİZCESİNE
İlgisizce.
KESİNLEŞTİREBİLME
Kesinleştirebilmek işi.
TERBİYESİZCESİNE
Terbiyesizce.
BİLMESİNLERCİLİK
Kimi toplumsal sınıfların belli bir eğitim düzeyini aşmaması ve aydınlatıcı birtakım bilgilerle donatılmaması gerektiğini ileri süren ve genellikle özgür düşüncelere karşı koyanların tutumuna verilen ad.
MERHAMETSİZCESİNE
Merhametsizce.
ESİNLENDİRMEK
Esinlenme işini yaptırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ESİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADRENALİN
Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
ADİLEŞTİRMEK
Adileşmesine yol açmak.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ACEMİCE
Toyca, beceriksizce, acemicesine.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ABDÜLLEZİZ
Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
ABORDA
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.
ACAR
Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.
AĞILLANMAK
Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.
AĞAÇ
Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.
ACIMASIZCA
Acımasız olarak, acımasız bir biçimde, acımasızcasına, zalimce, zalimcesine, zalimane.
ADSIZ
Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.
AĞCIK
Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kın.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
AKAĞAÇ
Gürgengillerin, kerestesinden yararlanılan beyaz kabuklu bir türü (Zelkova carpinifolia).
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AH
İlenme, beddua. (a:h) Ağrı, acı duyulduğunda söylenen bir söz. (a:h) Sesin tonuna göre pişmanlık, öfke, özlem, beğenme, sevgi vb. duygular anlatan bir söz.