İçinde DÜŞÜNÜ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "düşünü" olan, toplam 15 tane kelime bulunuyor. İçerisinde düşünü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu düşünü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında düşünü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

DÜŞÜNÜLEBİLMEK

13 harfli kelimeler

DÜŞÜNÜLEBİLME

12 harfli kelimeler

DÜŞÜNÜVERMEK

11 harfli kelimeler

DÜŞÜNÜCÜLÜK, DÜŞÜNÜVERME

10 harfli kelimeler

DÜŞÜNÜLMEK, DÜŞÜNÜRLÜK, DÜŞÜNÜKSÜZ

9 harfli kelimeler

DÜŞÜNÜLME

8 harfli kelimeler

DÜŞÜNÜCÜ

7 harfli kelimeler

DÜŞÜNÜM, DÜŞÜNÜR, DÜŞÜNÜŞ, DÜŞÜNÜK

6 harfli kelimeler

DÜŞÜNÜ

Bazı kelimelerin anlamları

DÜŞÜNÜ

Öncelikle ve dolaysız olarak duyumlarla ilişkisi bulunmayan herhangi bir anlık süreci. Çeşitli ansal işlemler yoluyla yaratılmış ve belli bir içeriği olan kavramsal oluşum.

DÜŞÜNÜLEBİLMEK

Düşünülme imkânı veya olasılığı bulunmak.

DÜŞÜNÜM

Düşün, fikir, ide.

DÜŞÜNÜK

Düşünce. Düşünceli. Saygı.

DÜŞÜNÜVERME

Düşünüvermek işi.

DÜŞÜNÜCÜLÜK

Düşünücü olma durumu.

DÜŞÜNÜLMEK

Düşünme işine konu olmak.

DÜŞÜNÜRLÜK

Düşünür olma durumu.

DÜŞÜNÜR

Genel sorunlar üzerine yeni ve kendine özgü düşünceleri olan kimse, düşünücü, mütefekkir.

DÜŞÜNÜCÜ

Düşünür.

DÜŞÜNÜKSÜZ

Saygısız kimse.

DÜŞÜNÜLME

Düşünülmek işi.

DÜŞÜNÜVERMEK

Çabucak düşünmek.

DÜŞÜNÜLEBİLME

Düşünülebilmek işi.

DÜŞÜNÜŞ

Düşünme işi, tefekkür. İnsanın, özellikle davranışlarına yön veren ahlak tutumu ve düşünme biçimi.

  -   -   -  

Anlamında DÜŞÜNÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DÜŞÜNÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İSTEK

Bir şeye duyulan eğilim, arzu, şevk. Belirli bir gereksinimi karşılayacağı düşünülen nesne veya duruma karşı duyulan özlem, arzu. Yerine getirilmesi başkasından istenilen şey, talep. İstek ve niyet kavramı veren isteme kipi.

EVREN

Gök varlıklarının bütünü, kâinat, cihan, âlem, kozmos. Kişinin içinde yaşadığı, ilişkide bulunduğu ortam. Büyük yılan. Düzenli ve uyumlu bir bütün olarak düşünülen bütün varlıklar. Ankara iline bağlı ilçelerden biri.

GÖNÜL

Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı. İstek, arzu.

ELVEDA

Bir daha kavuşulmayacağı düşünülen bir şeyden ayrılırken kullanılan bir söz. Bir daha karşılaşılmayacak biçimde ayrılırken "Allah'a ısmarladık, Allah'a emanet olun" anlamlarında kullanılan bir söz.

KAFASIZ

Kafası olmayan. Düşünüşü, anlayışı ve kavrayışı kıt olan, anlayışsız, kavrayışsız.

HESAPSIZ

Hesabı tutulmayan. Ölçüsüz, tutumsuz, savruk, müsrif. Önceden iyi düşünülmemiş, sonu belli olmayan. Sayılamayacak kadar çok olan.

FELSEFE

Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması. Dünya görüşü. Bir konuda soyut düşünüş. Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi. Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü.

ÇOĞUMSAMAK

Bir şeyin düşünülenden daha çok olduğu yargısına varmak, çok görmek, çok bulmak.

FANTEZİ

Sonsuz, sınırsız hayal, fantazya. Serbest biçimli beste veya alaturkada serbest biçimli şarkı. Değişik heves, değişik beğeni, değişik düşünüş. Süslü ve türü değişik olan.

AKLINCA

Sandığına göre, düşünüşüne göre, umduğuna göre, aklı sıra.

ESMEK

Hava bir yönden bir yöne akmak, rüzgâr olmak. Yapılması önce düşünülmüş olmayan veya beklenmeyen bir şeyi yapmaya birdenbire karar vermek.

BAĞLILAŞIK

Biri ötekine bağlı olarak var olan, biri olmadan öteki düşünülemeyen iki şeyin bu ilişki yönünden durumu.

İHTİYATİ

İlerisi düşünülerek yapılan.

ANLAYIŞ

Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.

GERÇEK

Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Yalan olmayan. Doğruluk. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yapay olmayan. Temel, başlıca, asıl. Gerçeklik.

ANLIK

Kısa süren, bir an içinde olan, enstantane. Bir anda oluşan, gelişen, spontane. Anlama gücü, usa vurma, yargılama, müdrike, entelekt. Duyu ve iradeden ayrı olarak düşünülen bilme yetisi.

AHLAKLILIK

Bir insanın veya bir insan grubunun iyi ve kötü açısından davranış biçimi ve ahlaki düşünüşü. Ahlak kuralları ile uyum içinde olma.

HESAPLI

Satın alınabilen, bütçeye uygun, ekonomik. Ayrıntılarıyla düşünülüp tasarlanmış, planlı, rasyonel. Ölçülü davranan, ölçülü. Parasını ölçülü harcayan, tutumlu.

CEFFELKALEM

Düşünüp taşınmadan, bir çırpıda.

DOĞRUCULUK

Doğrucu olma durumu, harbicilik. Bir insanın söz ve hareketleriyle düşünüşünün, kanaat ve inançlarının uyuşması.