İçinde DOĞRA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "doğra" olan, toplam 17 tane kelime bulunuyor. İçerisinde doğra bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu doğra ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında doğra olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

DOĞRAYABİLMEK

12 harfli kelimeler

DOĞRAMACILIK, DOĞRAYABİLME

10 harfli kelimeler

KARADOĞRAM

9 harfli kelimeler

DOĞRATMAK, DOĞRANMAK, DOĞRAMACI

8 harfli kelimeler

DOĞRANMA, DOĞRATMA, DOĞRAYIŞ, DOĞRAMAÇ, DOĞRAMAK

7 harfli kelimeler

DOĞRAMA

6 harfli kelimeler

DOĞRAM, DOĞRAK, DOĞRAY

5 harfli kelimeler

DOĞRA

Bazı kelimelerin anlamları

DOĞRA

Ed. doğru.

DOĞRAMAÇ

Yağda kızartılan ekmek parçaları. Ekmeği süt, yoğurt, ayran içine doğrayarak yapılan yiyecek, papara.

DOĞRATMAK

Doğrama işini yaptırmak.

DOĞRAM

Doğrama sonucu ortaya çıkan parça.

DOĞRAYIŞ

Doğrama işi.

DOĞRAYABİLMEK

Doğramaya gücü yetmek.

DOĞRAMA

Doğramak işi. Bir yapının kapı, pencere, dolap, raf vb. ağaç, metal veya plastik bölmeleri.

DOĞRAMAK

Keserek parçalamak veya elle küçük parçalara ayırmak.

KARADOĞRAM

Etin yağsız yeri.

DOĞRANMA

Doğranmak işi.

DOĞRAYABİLME

Doğrayabilmek işi.

DOĞRANMAK

Kesilmek, parça parça edilmek. Kesilir gibi ağrımak.

DOĞRAK

Sakin ve ılımlı geldiği halde üşütücü olan (hava).

DOĞRAMACILIK

Doğramacının yaptığı iş.

DOĞRATMA

Doğratmak işi.

DOĞRAMACI

Ahşap doğrama yapan kimse.

  -   -   -  

Anlamında DOĞRA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DOĞRA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KESMEK

Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Belirtmek, kararlaştırmak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Birini yermek, kötülemek. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Akımı durdurmak. Hasta organı ameliyatla almak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Vahşice öldürmek. Kesici bir araçla yaralamak. Azaltmak, güçleştirmek. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Ara vermek. Son vermek, gidermek. Geçişi önlemek. Para basmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Susmak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Ucunu almak. Dibinden ayırmak. Bölmek, ayırmak. Düzgün parçalara ayırmak. Uydurmak, yalan söylemek.

SOĞANLI

İçinde soğan bulunan, içine soğan doğranmış olan, soğanla pişirilmiş olan.

CACIK

Yoğurt, ayran içine hıyar veya marul doğranarak yapılan, çoğu kez sarımsaklı, iştah açıcı yiyecek.

KIYINTI

Açlık sebebiyle midede duyulan eziklik. Herhangi bir sebeple vücutta duyulan kırıklık. İnce ince doğranmış küçük parça.

ÇENTMEK

Bir şeyin kenarında kertik açmak. Soğan, salatalık vb.ni küçük ve ince parçalar biçiminde doğramak.

SOTE

Küçük küçük doğranmış et, ciğer, böbrek vb. şeyler yağda hafifçe kavrulduktan sonra su, domates, biber vb. katılarak yapılmış olan yemek.

KIYILMAK

Çok ince ve küçük parçalar biçiminde doğranmak. Kıyma işi yapılmak.

KIYMAK

Çok ince ve küçük parçalar biçiminde doğramak. Acımadan vermek, esirgememek, feda etmek. Acımayıp öldürmek. Acımayarak büyük bir kötülük etmek, zulmetmek.

AYNA

Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.

PİYAZ

Haşlanmış kuru fasulyenin üzerine ince doğranmış, tuzla ovulmuş soğan ve maydanoz katıldıktan sonra zeytinyağı, sirke dökülerek yapılmış olan salata. Kebap, ızgara köfte, balık vb.nin yanına konulan, ince doğranmış ve tuzla öldürülmüş maydanozlu soğan. Bir çıkar sağlamak düşüncesiyle söylenen övücü söz.

OMBRA

Doğrama işlerini kahverengiye boyamakta kullanılan toprak boya.

LİMONLU

İçine limon sıkılmış veya limon doğranmış.

SİLKME

Silkmek işi. İri doğranmış kabak, patlıcan vb. sebzelerle yapılmış olan et yemeği. Halterde ayakları açarak halteri önce omuz üstüne sonra baş üstüne, dirsekleri bükmeden kaldırma biçimi.

KURTAĞZI

Gemi ve sandallarda halatın geçmesi için teknenin kenarına tutturulmuş, açık ağız biçiminde metal parça. Doğramanın birbirine geçen dişleri. Çatıdaki dışa açılan küçük pencere.

KUŞBAŞI

Küçük bir kuşun başı büyüklüğünde doğranmış (et vb.).

TAHTACI

Orman işletmelerinin izni doğrultusunda ağaçları işleyen, budayan, doğrayan kişi. Özellikle Toroslarda yaşayan Alevilere verilen ad.

ÇENTİKLEMEK

Bir şeyde çentik açmak. Bir şeyi ince doğramak.

SUNTA

Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan, sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılmış olan tahta.

KESTANE

Kayıngillerden, ılıman iklimlerde yetişen, 25-30 metre kadar boylanabilen, kerestesi doğramacılıkta kullanılan bir orman ağacı (Castanea sativa). Kestane rengi. Bu ağacın yenebilen kabuklu meyvesi.

MUSAKKA

Ufak parçalar biçiminde doğranmış sebzelerin, kuşbaşı et veya kıyma ve soğanla pişirilmesiyle yapılmış olan bir yemek.