DOĞRU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "doğru" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. doğru ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu doğru ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde doğru olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

DOĞRUSALLAŞTIRMA

11 harfli kelimeler

DOĞRUSALLIK, DOĞRULANMAK

10 harfli kelimeler

DOĞRUCULUK, DOĞRULAMAK, DOĞRULTMAÇ, DOĞRULTMAK, DOĞRULTMAN

9 harfli kelimeler

DOĞRULAMA, DOĞRULMAK, DOĞRULTMA

8 harfli kelimeler

DOĞRUYOL, DOĞRUYEL, DOĞRUSUZ, DOĞRUSAL, DOĞRULUM, DOĞRULUK, DOĞRULTU, DOĞRULMA, DOĞRUDAN

7 harfli kelimeler

DOĞRULU, DOĞRUSU, DOĞRUCU, DOĞRUCA

5 harfli kelimeler

DOĞRU

Bazı kelimelerin anlamları

DOĞRU

Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yakın, yakınlarında. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Gerçek, hakikat. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Gerçek, yalan olmayan. Karşı yönünce. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.

DOĞRUSALLIK

Bir resimdeki herhangi bir noktanın gerek düşey gerekse yatay olarak tam yerinde bulunması. Bir ölçeğin, ölçüm sürekliliğini, çeşitli konumlarıyla bir doğru çizgi oluşturacak biçimde ölçmesi.

DOĞRUYOL

Bitlis kenti, Bölükyazı nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Kars şehrindene bağlı bir yerleşim bölgesi.

DOĞRULMAK

Eğik veya eğri bir şey, düz bir duruma gelmek. Oturan veya yatan bir kimse toparlanmak, dik bir duruma gelmek. Yönelmek. Para sağlanmak, kazanılmak. Yeniden güçlenmek, kalkınmak.

DOĞRULAMAK

Bir şeyin doğru olduğunu ortaya koymak, desteklemek, gerçeklemek, teyit etmek, tasdik etmek. Bir önermenin doğruluğunu veya yanlışlığını belirlemek amacıyla olayları inceleyip araştırmak.

DOĞRULANMAK

Doğrulama işine konu olmak veya doğrulama işi yapılmak.

DOĞRUCULUK

Doğrucu olma durumu, harbicilik. Bir insanın söz ve hareketleriyle düşünüşünün, kanaat ve inançlarının uyuşması.

DOĞRUSUZ

Doğrusu olmayan.

DOĞRULTMAN

Bir nokta veya bir çizginin hareketine yön vererek bu hareketi yöneten şey. Çizgi oluşturan noktanın veya yüzey oluşturan çizginin yönelmesi gereken doğrultuyu gösteren çizgi veya düzlem.

DOĞRULTMAÇ

İki yönlü bir dalgalı akımı, bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt, redresör.

DOĞRULTMA

Doğrultmak işi.

DOĞRULTMAK

Doğrulmasını sağlamak, doğru duruma getirmek. Yön bulmak. Düzeltmek. Para sağlamak, kazanmak. Yöneltmek.

DOĞRUSALLAŞTIRMA

Doğrusal olmayan problemlerin çözümünü benzer doğrusal problemlerin çözümüne indirgeyen yöntem.

DOĞRUYEL

Gün doğudan esen yel.

DOĞRULAMA

Doğrulamak işi, teyit, tasdik, konfirmasyon. Bir varsayımın doğruluğunu denetlemek için deney ve mantıksal tanıtlama yoluyla yapılmış olan işlemlerin bütünü.

DOĞRUSAL

Bir doğru ile ilgili olan. Bir doğruyu izleyen. Aynı doğruya ait olan.

  -   -   -  

Anlamında DOĞRU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DOĞRU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALÇALMAK

Alçak duruma gelmek, yüksekten aşağı doğru inmek. İnsanın değeri azalmak.

AKŞAMÜSTÜ

Güneşin battığı sıralarda, akşama doğru, akşam yaklaşırken, akşamüzeri.

AFYONLAMAK

Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.

AĞIŞ

Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.

AKMAK

Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.

AKROSTİŞ

Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okunduğunda ortaya bir söz çıkacak bir biçimde düzenlenmiş manzume, muvaşşah, tevşih.

AKILLICA

Akla yakın, doğru, makul. (akıllı'ca) Akla yakın, doğru bir biçimde, akıllıcasına, akilane.

AÇIORTAY

Bir açıyı, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru parçası.

AKILCILIK

Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

AKORT

Bir çalgıda doğru ses vermesi için yapılmış olan ayar, düzen. Armoniyi sağlayan seslerin birleşmesi. Uyum, uyumluluk.

AKIN

Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.

AĞMAK

Sarkmak, aşağıya inmek. Yük vb. şeyler bir yana eğilmek. Yükselmek, yukarı doğru çıkmak.

ALMAŞ

İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.

ABAJUR

Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.

AKORTSUZLUK

Ses düzensizliği ya da ayarsızlığı. Radyoda gerçek ayar frekansı ile doğru değeri arasındaki sapma.

ALİMALLAH

Söylenen bir sözün doğruluğuna inandırmak için "en iyisini Allah bilir" anlamında kullanılan bir söz.

ADALET

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.

ALAGEYİK

Geyikgillerden, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan, yazın postunda ak benekler oluşan, erkeklerinin boynuzları uca doğru kürek biçiminde genişleyen bir cins geyik, sığın (Dama dama).

AKITMA

Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.