Kelimeler arşivinde; içinde "deyiş" olan, toplam 15 tane kelime bulunuyor. İçerisinde deyiş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu deyiş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında deyiş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DEYİŞBİLİM, DEYİŞİKLİK
DEYİŞETCİ, DEYİŞLEME
DEYİŞEYH, DEYİŞMEK, SONDEYİŞ
ÖZDEYİŞ, DEYİŞAT, DEYİŞET, DEYİŞİK, DEYİŞME, ÖNDEYİŞ, UZDEYİŞ
DEYİŞ
DEYİŞ
Deme, söyleme işi. Semahla birlikte yalnızca bağlama eşliğinde ağır tempoda söylenen bir beste türü. Halk şiiri, halk türküsü. Bir kimsenin bir konuyla ilgili anlattıkları, ifade. Söyleme biçimi, anlatım biçimi, üslup.
ÖNDEYİŞ
Oyundan önceki bölüm. Antik tiyatro döneminde Euripides'in, tra- gedya'ya; Plautus'un da komedyaya getirdikleri söz. Oyuna konu olan olaydan önce geçenleri özetler. Modern tiyatroda oyunun anlamı üzerinde bilgi verir.
DEYİŞAT
Mâni, destan, ağıt, şiir, mısra, şarkı, türkü, gazel. Konuşma. Çekişme, ağız kavgası. Rivayet. Söz gelişi. Şiir, söz, lâf (dedikodu, havadis).
ÖZDEYİŞ
Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz, vecize, ülger, kelamıkibar, aforizm, aforizma, motto.
DEYİŞME
Konuşma. Ağız kavgası, tartışma. Tabaklıkta üçüncü harç işlemi. Saz ozanlarının, yarışma niteliği taşımayan karşılıklı deyiş söylemeleri. Divan yazınının "müşaare" karşılığıdır.
SONDEYİŞ
Kimi yazın yapıtının son bağlama bölümü.
DEYİŞİK
Yedek (iç çamaşırı, giyecek). İki erkeğin, birbirine kız kardeşlerini vermesi. Halk inanışına göre cinlerin değiştirdiği sanılan çocuk.
DEYİŞETCİ
Halk ozanı, âşık.
DEYİŞET
Mâni, destan, ağıt, şiir, mısra, şarkı, türkü, gazel. Rivayet. Âdet. Atasözü. Tekerleme, fıkra. Şiir.
DEYİŞİKLİK
Değişiklik.
UZDEYİŞ
Sözün anlatılmak istenen duruma güzelce uymasını sağlayan kuralların tümü. (Konusu uzdeyiş sanatlarıdır.).
DEYİŞBİLİM
Bir gözlem aracını oluşturacak sorunların dile getiriliş kurallarını gösteren bilgiler dizgesi.
DEYİŞEYH
Yedek (iç çamaşırı, giyecek).
DEYİŞLEME
Beste, makam. Kafiyeli atasözü. Bir sözün, masalın, türkünün anlamı. Mâni.
DEYİŞMEK
Saz şairleri karşılıklı türkü söylemek. Değişmek, karşılığı deişmek,denişmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde DEYİŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞDALI
Ağdalanmış. Karmaşık. Bilinmeyen kelimelerden, anlaşılması güç sözlerden oluşan (deyiş).
AFORİZMA
Özdeyiş.
TABİR
Rüya yorma, yorumlama. Deyiş, anlatım, ifade. Yorum. Deyim.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
İRADIMESEL
Bir düşünceyi atasözleri, özdeyiş vb. ile güçlendirme.
PROLOG
Ön deyiş.
HOYRAT
Kaba, kırıcı ve hırpalayıcı. Kaba, kırıcı ve hırpalayıcı bir biçimde. Güneydoğu Anadolu'da ve Irak'taki Türkler arasında tek başına söylenen bir tür ezgili deyiş.
NAMIDİĞER
Diğer bir deyişle. Öteki adı ile.
TEKERLEME
Tekerlemek işi. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışı. Orta oyununda, özellikle Kavuklu'nun kullandığı sözler. Birbiriyle uyumlu hazır söz kalıbı. Çoğunlukla basmakalıp söz. Çoğunlukla, masalların genel olarak başında bulunan "Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde." gibi uyaklı giriş veya ara sözler.
AFORİZM
Özdeyiş.
ATIŞMA
Atışmak işi. Saz şairleri, belli bir ayak üzerine karşılıklı deyiş söyleme.
İFADE
Anlatım. Dışa vurum. Tanık ve sanıkların olay hakkında yargı organlarına yaptıkları sözlü açıklama. Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin, mimiklerin bütünü. Deyiş, söyleyiş.
ÜSLUP
Anlatma, oluş, deyiş veya yapış biçimi, tarz. Bir sanatçıya, bir çağa veya bir ülkeye özgü teknik, renk, biçimlendirme ve söyleyiş özelliği, biçem, stil. Sanatçının görüş, duyuş, anlayış ve anlatıştaki özelliği veya bir türün, bir çağın kendine özgü anlatış biçimi, biçem, tarz, stil.
ÜLGER
Şeftali vb.nin üzerinde bulunan ince tüy. Hav. Özdeyiş.
SLOGAN
Bir düşünceyi kolay hatırlanıp tekrarlanabilir bir biçimde ifade eden kısa, çarpıcı söz, motto. Kimlik, topluluk, örgüt, kurum veya kuruluşun amaç ve araçlarını özlü bir biçimde tanımlayan deyiş veya söz.
ŞATHİYAT
Ciddi bir düşünceyi, konuyu, şaka ve alay yollu anlatmak için yazılmış deyişler.
HATİME
Son, sonuç. Son deyiş.
KELAMIKİBAR
Özdeyiş.
BAŞ
İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.
VECİZE
Özdeyiş.