Kelimeler arşivinde; içinde "delil" olan, toplam 9 tane kelime bulunuyor. İçerisinde delil bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu delil ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında delil olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KINIKDELİLERİ, KİTAPDELİLİĞİ, KÜÇÜKDELİLLER
BÜYÜKDELİLER
DELİLENMEK, NİĞDELİLİK
DELİLENME
DELİLİK
DELİL
DELİL
İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, emare. Kanıt. (deli:li) Kılavuz, rehber.
KÜÇÜKDELİLLER
Bursa şehri, Soğukpınar bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
DELİLENMEK
Deli gibi davranmak.
KINIKDELİLERİ
Çorum ili, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KİTAPDELİLİĞİ
Kitap toplama, kitap edinme konusunda duyulan aşırı tutku.
NİĞDELİLİK
Niğdeli olma durumu.
DELİLİK
Deli olma durumu, cinnet.
DELİLENME
Delilenmek işi.
BÜYÜKDELİLER
Bursa ili, Soğukpınar nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Bu bölümde tanımı içerisinde DELİL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KABARAM
Üzüntüden olan sinir hastalığı, bir çeşit delilik.
KANIT
Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belge, delil, iz, argüman. Sonurguya ulaşan bir uslamlamanın dayandığı gerçek, delil. Anlaşmazlık konusu olan şeyde, yargıcın kanılarını oluşturan şey, delil.
FRENGİ
Genellikle cinsel birleşmelerle bulaşan, tedavi edilmediğinde inme, körlük, delilik vb. sonuçlara kadar varan, döle de geçerek vücutça ve akılca sakat bir soyun yetişmesine yol açan bir hastalık, yenirce, sifilis. Gemi güvertelerinde, suların dışarıya akması için bordalara açılan delik.
REHBER
Kılavuz. Birinin doğruyu bulmasına yardımcı olan, yol gösteren kimse veya şey, delil.
KANITSAMAK
Kanıt, belge veya delil olarak kabul etmek.
KANITLANDIRMAK
Bir düşünceyi, bir savı yeterli delillerle doğrulamak, belgelemek ve açıklamak.
DİVANELİK
Kaçıklık, delilik.
CİNNET
Delilik.
CÜNUN
Delilik.
TUTAMAH
Neden, sebep. Delil, mesnet; yardımcı.
FİTAT
Buğdaygil tanelerinin dış tabakalarında bulunan, fosfor ve diğer mineralleri bağlayarak onları tek midelilerce yararlanılamaz duruma getiren bir fitik asit tuzu.
BEYYİNE
Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem. Duruşma sırasında bir düşünceyi gerçekleştirmek için başvurulan belge, kanıt, tutamak, delil.
DUTNAH
Delil.
ÇATLAKLIK
Çatlak olma durumu. Delilik. Çatlamış yer, çatlak.
DUTAMAK
Tencere tutacağı. Sap, kulp. Vesile, neden. Fırsat. Delil. Anapara. Rehin. Tutunacak, dayanacak kimse, yer. Kolay yanan odun parçaları. Temel, dayanak.