Kelimeler arşivinde; içinde "barcı" olan, toplam 19 tane kelime bulunuyor. İçerisinde barcı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu barcı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında barcı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ULUGEÇİTAMBARCI
KARAKABARCIK
KABARCIKOTU
AMBARCILIK, KEHRİBARCI, AMBARCILAR, KABARCIKLI, İHBARCILIK
AMBARCILI
KABARCIK, AMBARCIK, GABARCIK, BARCILIK
İHBARCI, AMBARCI
BARCIK, BARCIL, BARCIN
BARCI
BARCI
Bar işleten kimse.
GABARCIK
Bir çeşit üzüm.
BARCILIK
Barcının yaptığı iş.
KABARCIKOTU
Yele karşı kullanılan zehirli bir ot.
İHBARCI
Haber veren, bildiren kimse. Muhbir.
KABARCIKLI
Kabarcığı olan.
AMBARCILIK
Ambarcının yaptığı iş.
AMBARCIK
Aydın ilinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Burdur kenti, Çavdır ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Gaziantep ili, Doğanpınar bucağına bağlı bir yer. Malatya kenti, Yazıhan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Trabzon ili, Akçaabat ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KEHRİBARCI
Kehribardan tespih, ağızlık ve benzerleri şeyler yapan veya satan kimse.
ULUGEÇİTAMBARCI
Bartın kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KARAKABARCIK
Şarbon.
AMBARCI
Ambara bakan görevli, ambar memuru.
AMBARCILI
Ordu ili, Gülyalı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
AMBARCILAR
Kastamonu ilinde, Bozkurt belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KABARCIK
İçi su, hava dolu ufak kabartı veya kürecik. Metal biliminde sıvı veya katıların içinde oluşan gaz hacmi. Kabartı. Vücutta oluşan sivilce gibi küçük şişkinlik.
İHBARCILIK
Muhbirlik.
Bu bölümde tanımı içerisinde BARCI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
VEZİKÜL
İçi su dolu kabarcık.
HABBE
Tahıl tanesi, evin. Su kabarcığı. Orta oyunundaki tiplerin "yemek yeme" anlamında kullandığı söz.
KAYNAMA
Kaynamak işi. Boya filminde hava veya solvent buharının kabarcık durumunda bulunması.
ÇİÇEK
Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.
ŞARBON
Çeşitli hayvanlarda, özellikle koyun ve sığırlarda görülen, deri veya mukoza yoluyla insana bulaşan, bulaştığı yerde kara bir çıban yapan tehlikeli hastalık, karakabarcık, karayanık, yanıkara.
UÇUK
Uçmuş, soluk. Hafif, belirsiz. Açık (renk). Ateşli hastalıklar, ruhsal bunalımlar veya korku sonucu genellikle dudakta beliren kabarcık. Deli dolu. Abartılı, çok yüksek, çok fazla.
PİYAN
Mantara benzeyen kabarcıklarla ortaya çıkan, ciltte yaralar yapan, bulaşıcı sıcak bölge hastalığı.
DOMUR
Kabarcık. Tomurcuk.
TRAHOM
Göz kapaklarının altında birtakım kabarcıkların belirmesiyle başlayan, tedavi edilmediğinde kirpiklerin içeriye kıvrılması, saydam tabakada yaralar çıkması nedeniyle körlükle sonuçlanabilen bulaşıcı hastalık.
SİVİLCE
İçinde irin bulunan küçük deri kabarcığı, en küçük çıban.
MUHBİR
Haber ulaştırıcı, haber veren kimse. Yasa dışı olan bir durumu yetkili makamlara bildiren kimse, ihbarcı.
TOKURDAMAK
Hava, suyun içinde kabarcıklar durumunda yükselirken ses çıkarmak.
ALAŞAR
Yüzü beyaz, lekeli adam. Yüzünde ak lekeler, kabarcıklar bulunan genç. Balıkesir kenti, Tütüncü bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Muğla kenti, Yatağan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KARAMUK
Karanfilgillerden, ekin tarlalarında biten, yaprakları karşılıklı, çiçeği pembe mor renkte, zararlı bir bitki (Agrostemmagithago). Vücutta kara renkli kabarcıklara sebep olan bir hastalık. Koyunlarda görülen bir hastalık türü.
AKPAKLAK
Beyaz kabarcıklı yanık: Ahmedin eli akpaklak olmuş. Patlamış mısır: Mısırı kavurunca akpaklak oldu.
PÜRTÜK
Herhangi bir şeyin üzerindeki çıkıntı biçiminde küçük kabarcık.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
PÜSTÜL
İrinle dolu kabarcık veya sivilce.
AMPULLA
Ampül biçimindeki şişkinlik, kabarcık.
PÜTÜR
Küçük kabarcık.