Kelimeler arşivinde; içinde "badak" olan, toplam 10 tane kelime bulunuyor. İçerisinde badak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu badak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında badak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YALABADAK
CUMBADAK, COBBADAK, DOMBADAK, DUMBADAK, LOMBADAK, ŞIPBADAK, TUMBADAK, ZARBADAK
BADAK
BADAK
Kısa boylu, ufak yapılı, cüce, bodur, tıknaz. Paytak yürüyen, bacakları çarpık olan: Badağın biri hendeği atlayamadı. Tek husyeli hayvan, iyi burulmamış, dişisine yanaşamayan hayvan. Husye, erkeklik bezi. Orta büyüklükte manda yavrusu, yeni doğmuş manda yavrusu. Fıtık. Dermansız, takatsız, çevik olmayan. Duygusuz, vurdumduymaz. İki çocuk kardeşlik olmak için serçe parmaklarıyla tutuşma. Bir şeyi uzatmak için yapılan ek, ilâve. Yeni kurutulan üzüm arasında kalan yaş taneler. Bardak. Merdiven, merdiven basamağı. Akran, eş, denk. Çelme, güreşte bacak atma. Toprak testi, küçük testi. İyi enenmemiş, erkeklik bezi tek olan hayvan. Erkeklik bezi. Kısa boylu. Niğde ilinde, Kemerhisar bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
COBBADAK
Hızla.
TUMBADAK
Birdenbire : Çocuk tumbadak yere düştü.
ŞIPBADAK
Birdenbire.
ZARBADAK
Birdenbire, aniden.
CUMBADAK
Ses çıkararak.
LOMBADAK
Ansızın, birdenbire : Saat duvardan lombadak düştü. Birdenbire ve patavatsızca (konuşmak için).
DUMBADAK
Ansızın, birdenbire.
DOMBADAK
Ansızın, birdenbire.
YALABADAK
Tek başına. Çabucak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BADAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CUPPADAK
Cumbadak.
PEYCENT
İngiltere'de Ortaçağda bir kesimi bir arabadaki oyuncular tarafından oynanan, o sahne bitince başka bir alana girip yerini öbür kesimi oynayacak arabaya bırakan, altında soyunma bölümü bulunan iki katlı, altı tekerlekli sahne.
ARDALAMAK
Geriye kalmak, beklemek, arkada kalmak: Onlarla giderken ardala, seninle konuşacaklarım var. Tartmak, okkalamak: Şu torbadaki mısırı ardala, bak ne kadar gelir. Torba, heybe ve benzerleri yükü eşeğe ya da bir yere dengeli olarak yüklemek, asmak.