Kelimeler arşivinde; içinde "aret" olan, toplam 100 tane kelime bulunuyor. İçerisinde aret bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu aret ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında aret olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
CESARETLENDİRİLME
HARARETLENDİRMEK, CESARETLENDİRMEK, İŞARETLEYEBİLMEK
HARARETLENDİRME, İŞARETLEYEBİLME, CESARETLENDİRME
ZİYARETPAYAMLI
CESARETSİZLİK, MAHARETSİZLİK, TAHARETLENMEK, HARARETLENMEK, CESARETLENMEK
HARARETLİLİK, İŞARETSİZLİK, İŞARETLEŞMEK, MAHARETLİLİK, İŞARETLENMEK, TAHARETLENME, ZİYARETÇİLİK, CESARETSİZCE, İADEİZİYARET, HARARETLENME, İŞARETLETMEK, CESARETLENME, KÜÇÜKZİYARET, MAHARETSİZCE, CESARETLİLİK
İŞARETÇİLİK, SEFARETHANE, UZUNZİYARET, İŞARETLETME, TİCARETHANE, SEFARETNAME, NEZARETHANE, PARETEKİYUM, HAKARETAMİZ, İŞARETLEŞME, İŞARETLENME, İŞARETLEMEK
ARETMETİYH, MAHARETSİZ, CESARETSİZ, İŞARETLEME, İMARETHANE, SARETLİMES, TİCARETGAH, NEZARETSİZ, ZİYARETGAH, BEŞARETTİN, ZİYARETKÖY
HARARETLE, ZİYARETÇİ, HARARETLİ, AKZİYARET, CESARETLİ, ŞETARETLİ, NEZARETLİ, MAHARETLİ, ZİYARETLİ, İŞARETSİZ
İŞARETLİ, SARETLİK, İDARETEN, YARETMAK, BARETLİK, MEFHARET, İŞARETÇİ
SADARET, SEFARET, ŞETARET, MÜCARET, MERARET, TAHARET, ARETLİK, CESARET, HAKARET, SEKARET, HARARET, TİCARET, BEŞARET, VEZARET, NEZARET, ZİYARET, BAŞARET, BASARET, MAHARET, KEFARET, ARETMEK
EMARET, AKARET, ESARET, İŞARET, İBARET, İMARET, AMARET
TARET, GARET, BARET
ARET
ARET
Arkadaş, dost, ahretlik: Aretim nereye gidiyorsun?. Ahret, öteki dünya. Ahretlik, kızların en yakın kız arkadaşı, sırdaşı. Ahiret.
HARARETLİLİK
Hararetli olma durumu.
HARARETLENDİRMEK
Hararetlenmesine yol açmak.
CESARETLENMEK
Yılgınlığı gitmek, yüreklenmek, yiğitlenmek.
CESARETLENDİRME
Cesaretlendirmek işi, yüreklendirme, yiğitlendirme.
CESARETLENDİRİLME
Cesaretlendirilmek işi, yüreklendirilme.
TAHARETLENMEK
Sidik ve dışkı yapıldıktan sonra temizlenmek.
HARARETLENMEK
Isısı artmak. Canlanmak, kızışmak. Herhangi bir konuda çok heyecanlı olmak, coşmak.
HARARETLENDİRME
Hararetlendirmek işi.
ZİYARETPAYAMLI
Adıyaman ilinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
CESARETSİZLİK
Cesaretsiz olma durumu, yüreksizlik.
MAHARETSİZLİK
Beceriksizlik.
İŞARETLEYEBİLME
İşaretleyebilmek işi.
CESARETLENDİRMEK
Yüreklendirmek, yiğitlendirmek, cesaret vermek.
İŞARETSİZLİK
İşaretsiz olma durumu.
İŞARETLEYEBİLMEK
İşaretleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ARET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
ARMATÖR
Ticaret gemisi sahibi.
ARDİYE
Evlerde kullanılmayan, saklanması gereken eşyaların konulduğu bölüm. Böyle bir yerde saklanılan eşya için ödenen ücret. Genellikle ticaret eşyasının saklandığı yer, depo.
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.
APOSTROF
Kesme işareti.
APOLET
Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformaların omuzlarına takılan işaretli parça, omuzluk. Giysilerin omuzlarına süs olarak takılan parça.
ALEVLİ
Alevi olan, alevlenmiş. Şiddetli, hararetli.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
ALAMET
Belirti, işaret, iz, nişan. Büyüklük, irilik bakımından şaşılacak durumda olan nesne.
ARDA
İşaret olarak yere dikilen çubuk. Maden üzerine kazıma yapmak ve çıkrıkta çevrilen şeyleri yontmak için kullanılan çelik kalem. Ardıl.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
ARAMAK
Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.
ALTILI
Altı parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden altı tane bulunan. Altılı ganyan. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde altı işareti bulunan kâğıt veya pul. Divan edebiyatında her bendi altı dizeden oluşan nazım biçimi.
AKTİF
Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal. Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü. Etkili. Çalışan, çalışmasını sürdüren. Etken.
ALARM
Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için verilen işaret. Bu işareti veren düzenek.
ANLAMAK
Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.
ARIZA
Aksama, aksaklık, bozulma. Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekar işaretlerinin ortak adı. Engebe.