Kelimeler arşivinde; içinde "alma" olan, toplam 300 tane kelime bulunuyor. İçerisinde alma bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu alma ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında alma olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ALMANLAŞTIRMAK
ALMANLAŞTIRMA, AŞIRTDAĞALMAK, TAVUŞANALMASI
AŞAĞIALMAŞAR, KURUYAKALMAK, SALMANFAKILI
ALMANLAŞMAK, ÇALIKÇALMAK, OFTALMASKOP, OTURAKALMAK, SALMANBEYLİ, UYUYAKALMAK, YALMANSARAY
ALMAMAZLIK, ALMANCILIK, ALMANLAŞMA, ALMANSEVER, ALMAŞIKLIK, ARTAKALMAK, BAKAKALMAK, ÇAKARALMAZ, DONAKALMAK, AYDANALMAK, BALDIZALMA, DALMAÇYALI, DOLAĞALMAK, DOLAKALMAK, DURAKALMAK, EVLEKALMAK, GALAGALMAK, HALMAHALIN, HALMATEKİN, KALAKALMAK, KARAÇALMAK, KONAKALMAZ, OTURAKALMA, SALMANIPAK, SALMANSARA, SALMANSARI, SALMASEYİP, SÜPÜRALMAK, ŞAŞAKALMAK, UYUYAKALMA
ARTAKALMA, BAKAKALMA, DEVRALMAK, DONAKALMA, FEYZALMAK, KARTALMAK, SALMASTRA, AKILALMAZ, ALAFALMAK, ALAVALMAK, ALIKALMAK, BAĞLALMAK, BALMAHMUT, BAŞNALMAK, BONGALMAK, BONĞALMAK, BUNGALMAK, CILĞALMAK, ÇALIPALMA, DAĞALMASI, DAYFALMAK, DİNCALMAK, DOMBALMAK, DURAKALMA, EYERALMAZ, FISDALMAK, GARTALMAH, GAYDALMAK, GAYKALMAK, GEJGALMAH, Devamını Oku »»
ALÇALMAK, BOLALMAK, BOŞALMAK, BUNALMAK, ÇOĞALMAK, DARALMAK, DEVRALMA, DOMALMAK, KARTALMA, KISALMAK, KOCALMAK, SAĞALMAK, SALMALIK, YAMALMAK, YOĞALMAK, ANDALMAK, ARDALMAK, BAYALMAK, BİPALMAT, BONALMAK, BUĞALMAK, CIĞALMAK, ÇOHALMAK, ÇUVALMAK, DIKALMAK, DOBALMAK, DURALMAK, FEYZALMA, FISALMAK, FOSALMAK, Devamını Oku »»
ALÇALMA, ALMANAK, ALMANCA, ALMANCI, ALMAŞIK, ALMAŞLI, AZALMAK, BOLALMA, BOŞALMA, BUNALMA, ÇALMACI, ÇOĞALMA, DARALMA, DOMALMA, KALMALI, KISALMA, KOCALMA, SAĞALMA, UFALMAK, YAMALMA, YOĞALMA, ACALMAK, ALALMAK, ANALMAK, DAALMAK, DALMACI, FOKALMA, IRALMAK, KALMAST, KAMALMA, Devamını Oku »»
AZALMA, ÇALMAÇ, ÇALMAK, DALMAK, KALMAK, SALMAK, UFALMA, YALMAN, ACALMA, AKALMA, ÇALMAH, ÇALMAN, ÇALMAR, DALMAH, DALMAN, GALMAH, GALMAK, KALMAŞ, MALMAŞ, PALMAR, PALMAT, SALMAÇ, SALMAĞ, SALMAN, YALMAÇ, YALMAK
ALMAÇ, ALMAK, ALMAN, ALMAŞ, ÇALMA, DALMA, KALMA, SALMA, BALMA
ALMA
ALMA
Almak işi, ahiz, derç, ittihaz, kabız. Bir iş adamının veya profesyonel sporcunun para karşılığı başka bir işe veya kulübe geçmesi, transfer.
OFTALMASKOP
Göz içi muayenesi için kullanılan alet.
ALMANLAŞTIRMAK
Almanlara özgü yaşayış tarzı kazandırmak.
AŞAĞIALMAŞAR
Şanlıurfa şehri, Birecik belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
SALMANFAKILI
Yozgat ili, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
OTURAKALMAK
Oturup kalmak. Yerleşmek.
UYUYAKALMAK
Ansızın uyumak.
KURUYAKALMAK
Donakalmak, şaşmak.
YALMANSARAY
Sinop ilinde, Saraydüzü ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
AŞIRTDAĞALMAK
Önüne bir engel gelerek arkada kaldığından görünmez olmak.
SALMANBEYLİ
Adana ilinde, Seyhan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
ALMAMAZLIK
almazlık.
ALMANLAŞMAK
Alman yaşayış tarzını benimsemek.
TAVUŞANALMASI
Al, ufak meyveleri olan, çalı süpürgesi yapmaya elverişli, küçük boyda bir çeşit ağaç.
ALMANLAŞTIRMA
Almanlaştırmak işi.
ÇALIKÇALMAK
Aşermek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ACEMLEŞMEK
Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.
ALÇALMA
Alçalmak işi, inme. Gelgitte denizin alçalması, cezir. Düşkünlük, zül, mezellet. Toprağın çöküp oturması.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
AĞDALAŞMAK
Ağda durumuna gelmek, ağdalanmak. Sohbet tam tadına varılır durum almak, koyulaşmak.
ALÇALIŞ
Alçalma işi.
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.
AFALLAŞMAK
Şaşkınlık içinde kalmak, şaşırıp bir şey yapamaz olmak.
AHİT
Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma, ant. Devir, zaman. Antlaşma.
ALAKALANMAK
İlgilenmek. Bir şeyden zevk almak. Bir şey çekici gelmek. Gönül bağlamak, yakınlık duymak.
AKSIRIK
Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
AKSAMAK
Hafifçe topallamak. Bir iş gereği gibi yürümemek, geri kalmak.
ABDESTSİZ
Abdest almamış olan (kimse). Abdesti bozulmuş olan (kimse). Abdest almadan, abdest almaksızın. Kötü adam.
AHZETMEK
Almak, kabul etmek.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
AHİZ
Alma. Kabul etme.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.