İçinde ALAF geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "alaf" olan, toplam 56 tane kelime bulunuyor. İçerisinde alaf bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu alaf ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında alaf olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

ALAFRANGALAŞTIRMA

15 harfli kelimeler

ALAFRANGALAŞMAK

14 harfli kelimeler

ALAFRANGACILIK, ALAFRANGALAŞMA

13 harfli kelimeler

DANGALAFISTİK, DANGALAFISTIK, DANGALAFISDİT, GALAFATDEMİRİ, KALAFATLANMAK

12 harfli kelimeler

DANGALAFIŞTI, ALAFRANGALIK, KALAFATÇILAR, KALAFATÇILIK, KALAFATLAMAK, KALAFATLANMA

11 harfli kelimeler

ALAFRANGACI, KALAFATLAMA

10 harfli kelimeler

KALAFATSIZ, ALAFURANGA, ALAFLANMAK, ALAFIRANGA, ALAFASARAK

9 harfli kelimeler

ALAFARLAK, KALAFATLI, ALAFATIMA, KALAFATÇI, ALAFALMAK, ALAFRANGA, ALAFLAMAK

8 harfli kelimeler

ALAFARTA, ALAFALAK, ALAFİRİK, ALAFLAMA

7 harfli kelimeler

KALAFAT, GALAFAT, BALAFUR, ALAFAKA, ALAFTAR, PALAFUR, ALAFORA, ALAFLIK, MALAFAT, ALAFDAR, ALAFAKI

6 harfli kelimeler

KALAFA, ALAFIR, ALAFSA, ALAFLI, ALAFAT, MALAFA

5 harfli kelimeler

DALAF, ALAFI, ALAFA, TALAF, YALAF

4 harfli kelimeler

ALAF

Bazı kelimelerin anlamları

ALAF

Alev. Telâş, korku: Ahmet bize bir alaf salıverdi. Hayvanların kışlık yiyeceği, saman, ot, mısır sapı v.b.: Bu yıl alaf bol, sığırlar semiz olur. Suyu çekilmiş, yarı kurumuş buğday veya haşhaş. Hayvan yemi satıcısı. Hayvanlara yedirilen yeşil yaprak ve dallar: Sığırlara biraz alaf topla gel. Taş, kerpiç veya ağaçtan yapılmış hayvan yemliği: Koyunların alafında ot kalmamış. Hayvanların su içtikleri yer, yalak. Süprüntünün yüze gelen iri kısmı, çalı, çırpı: Bahçenin alafını ateşe verdim. Hayvanlara yedirmek için kurutulmuş ot, mısır sapı. Hayvanların yem yediği yer. Hayvan yemi. Arapça kökenli alef: Hayvan yemi, yiyeceği (Erzincan Merkez). Arpa, hayvan yemi. Arapça kökenli alef: Hayvan yemi, hayvan gübresinin kurusu. Mısır sapı. Hayvan yiyeceği, yal.

DANGALAFISTIK

Tahterevalli.

KALAFATÇILIK

Kalafatçının yaptığı iş.

DANGALAFISDİT

Eski türkçe tıngılamak: Sallanıp düşmek (Erzincan Merkez).

ALAFRANGALAŞMA

Alafrangalaşmak durumu.

ALAFRANGALIK

Alafranga olma durumu.

ALAFRANGALAŞTIRMA

Alafrangalaştırmak işi.

DANGALAFISTİK

Tahterevalli.

KALAFATLANMA

Kalafatlanmak işi.

KALAFATÇILAR

Tersane halkını oluşturan bölüklerden her biri.

KALAFATLANMAK

Kalafatlama işi yapılmak. Onarılmak, çekidüzen verilmek.

ALAFRANGALAŞMAK

Alafranga olmak, alafranga davranmak.

GALAFATDEMİRİ

Kayıklarda meydana gelen yarıkların arasına pamuk sokmağa yarayan demir araç. (Gençali Senirkent Isparta).

DANGALAFIŞTI

Tahterevalli.

ALAFRANGACILIK

Alafrangacı olma durumu.

KALAFATLAMAK

Geminin kaplamasını kalafatla onarmak. Onarmak, çekidüzen vermek.

  -   -   -  

Anlamında ALAF bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ALAF geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALAFAT

Çok büyük: Dün alafat bir yılan gördüm. Çok iri ve korkunç: Alafat bi ilan gördüm.

KALAFATSIZ

Kalafatı olmayan. Çok şişman, biçimsiz kimse.

ALAFAKI

Uzman, bir işin ehli, usta: Bir işi alafakısına sormalı. Şuursuz.

KALAFATLI

Kalafatı olan. İri yarı, gösterişli (insan için). İriyarı, gösterişli. Zonguldak kenti, Çaycuma ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

ALAFLANMAK

Kızmak, öfkelenmek, telâşlanmak, heyecanlanmak. Kızışmak: Gübre alaflanmış. Koyun kelleleri için ütülenmek. (Kümbet, inönü Eskişehir).

ALAFLIK

Ateşi kolay yakmaya yarıyan çalı çırpı, kuru ot: Çok üşüdüm, bir alaflık gelirde ısınıvereyim. Kuru ot, saman gibi hayvan yemi konulan yer. Yorgunluk gidermek için yenilen, içilen, meyva, sebze, şerbet vb.: Çok yorulduk, alaflığınız yok mu?.

ÜSTÜPÜ

Gemi kalafatında, işliklerde, buharlı makinelerde, temizlik işlerinde, otomobilcilikte kullanılan didilmiş kendir.

İSTİPİ

Gemi kalafatında kullanılan didilmiş kendir, üstüpü.

ALAFİRİK

Yarı kuru, yarı yaş: Bu mısır alafirikmiş.

ALATURKA

Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Doğuluca, alafranga karşıtı. Düzensiz, yöntemsiz. Alaturka saat. Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse).

ALAFLAMAK

Hayvana yem, kuru ot, saman vermek, yemlemek: Ben koyunları alaflamaya gidiyorum. Kışkırtmak: Ayıracağın yerde, kavgayı alaflıyorsun. Alevlemek, yakmak, tutuşturmak, ateşe vermek. Hayvanı otla beslemek.

KLOZET

Alafranga tuvalet.

ALAFIR

Pişmiş fakat boyanmamış derinden yapılan ayakkabı astarı. Baştan savma, acele yapılan iş: Çapayı alafır yapıp geçmişler. Seyrek çıkan tohum: Sizin buğday alafır çıkmış. Az tavlı, yarı kuru, yarı yaş toprak.

ALAFRANGACI

Alafrangayı benimseyen kimse.

GALAFAT

Heybet, görünüş. Güç, kuvvet. Ağırlığı az, hacmi büyük olan yük (için): Yükler çok galafat.

KALAFATÇI

Gemi ve kayıklarda kalafatlama işini yapan kimse. Kalafat yapan ya da satan kimse.

BALAFUR

Geçici alev, saman alevi: Şu fındık, ceviz kabuklarını sobaya koy da bi balafur yap.

BİLAR

Katranlı kıldan yapılmış olan ve kalafat işlerinde kullanılan bir macun türü.

ALAFURANGA

Alafranga.

KALAFATLAMA

Kalafatlamak işi.