Kelimeler arşivi içinde; sonunda "iymek" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. Sonu iymek ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında iymek olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde iymek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
GELİVİYMEK
GİYMEK, SİYMEK, CİYMEK, ÇİYMEK, KİYMEK, TİYMEK, YİYMEK
İYMEK
İYMEK
Acele etmek. Bozulmak, fena kokmak. Dokuma tezgâhına gerilen ip. Eğmek.
SİYMEK
Kedi, köpek işemek.
TİYMEK
Suyu ince ve dar yerden fışkırtarak akıtma. Dikmek. Dokunmak, ellemek.
GELİVİYMEK
Çabuk gelmek.
KİYMEK
Kesmek. Reva görmek. Layık görmek. Öldürmek. Severek vermek.
CİYMEK
Giymek: Aba ciyerdik.
GİYMEK
Örtünüp korunmak için bir şeyi vücuduna geçirmek. Ağır söz veya hakareti, küçültücü davranışı ses çıkarmadan dinlemek.
ÇİYMEK
Nefret etmek.
YİYMEK
Kokmak, çürümek.
Bu bölümde tanımı içerisinde İYMEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GAYMEK
Giymek.
TAŞIMAK
Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek. Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak. Duymak, hissetmek. Giymek. Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek. Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek. Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak. Üstünde bulundurmak.
DARALMA
Daralmak işi. Geniş ünlülerin, yanlarındaki bazı ünsüzlerin etkisiyle darlaşması: geymek giymek, yene yine gibi.
KEYMEK
Giymek. Koymak. Giymek, giyinmek.
GİYME
Giymek işi.
DILDIRMAK
Ne olursa hemen giymek, takıştırmak: Yazmayı başına hemen dıldırmış. Son bulmak, geçici olmak.
KULLANMAK
Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak. İşletmek, değerlendirmek. Bir kimseyi bir hizmette bulundurmak, çalıştırmak. Amacına ulaşmak için birinden ya da bir şeyden yararlanmak, onu amacına alet etmek, sömürmek, istismar etmek. Giymek, takmak. Araç veya aleti işletmek, yönetmek. Bir şeyin gereklerini yerine getirmek. Kelimeyi yazmak, söylemek. Sigara, içki vb. şeylere alışmış olmak, içmek. Harcamak, sarf etmek.
YOLLUH
Yolda yenmek için hazırlanan yiyecek, azık. Yolculukta giymek için ayrılan giysi. Gezi, yol için ayrılan para. Sofa ve gezeneklerin çok basılan yerlerine, ayakçaklara serilen ince uzun yaygı. Geline, yakınlarına verilen armağan. Başlık. Gelinin ayağı altına serilen kumaş. Düğüne çağrılacak kişiye götürülen armağan. Kız evine gönderilen düğün armağanı. Armağan. Yolluk, bir tür kilim.
GİYİNMEK
Giymek. Giysiyi belli bir yerden almak veya belli bir yerde diktirmek. Ağır bir söze veya davranışa, sesini çıkarmadan içerlemek.
GEÇİRMEK
Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.
GEYMEK
Giymek. Gevşemek. Eski türkçe kedmek: giymek.
TAÇLANMAK
Taç giymek. Değerli bir duruma gelmek.
ÜNİFORMASIZ
Üniforması olmayan. Üniforma giymeksizin.
GİYİVERMEK
Çabucak giymek.
GİRMEĞ
Giymek.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
TACANMAK
Törenle taç giymek.
GEÇUMEK
Geçirmek. Giymek.
SİYME
Siymek işi.
ÇARŞAFLANMAK
Çarşaflama işine konu olmak. Çarşaf giymek.