Kelimeler arşivi içinde; sonunda "irlik" olan, toplam 102 adet kelime bulunmaktadır. Sonu irlik ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında irlik olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde irlik olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BELİTLENEBİLİRLİK, DEVREDİLEBİLİRLİK, SİNDİRİLEBİLİRLİK
UYGULANABİLİRLİK, AÇIKLANABİLİRLİK, ALGILANABİLİRLİK, SERTLEŞEBİLİRLİK, UYARLANABİLİRLİK
EĞİTİLEBİLİRLİK, ERİŞİLEBİLİRLİK, HAZMOLABİLİRLİK, OTURULABİLİRLİK, ÜRETİLEBİLİRLİK
BAŞMUHARRİRLİK, İYİLİKBİLİRLİK, SERMUHARRİRLİK, YAPILABİLİRLİK, AVLANABİLİRLİK, BÜKÜLEBİLİRLİK, İŞLENEBİLİRLİK, KARIŞABİLİRLİK, YAŞANABİLİRLİK
GÜÇBEĞENİRLİK, KADİRBİLİRLİK, BAŞMÜŞAVİRLİK, DEĞERBİLİRLİK, ERİŞEBİLİRLİK, ÖDEYEBİLİRLİK, UYUŞABİLİRLİK, YERDEĞİŞİRLİK
BEĞENİLİRLİK, GÜVENİLİRLİK, DÖRTTEBİRLİK, SEFERİBİRLİK
CİHANGİRLİK, ÇİLİNGİRLİK, HEMFİKİRLİK, MİZAÇGİRLİK, MUHARRİRLİK, OLABİLİRLİK, TARAFGİRLİK, TERSİNİRLİK, BAŞVEZİRLİK, ALABİLİRLİK, ERİŞİLİRLİK, GENLEŞİRLİK, YÜZDEBİRLİK
BEĞENİRLİK, MİSAFİRLİK, MUHABİRLİK, MUHACİRLİK, MÜBAŞİRLİK, MÜŞAVİRLİK, MÜZEVİRLİK, TENEŞİRLİK, BEŞİBİRLİK, GÜNÜBİRLİK, DEVİNİRLİK, DİRENİRLİK, EĞİNDİRLİK, GEREKİRLİK, GÜVENİRLİK, İŞLENİRLİK, KARADİRLİK, ONDABİRLİK
BEYGİRLİK, MUHBİRLİK, ŞİMŞİRLİK, HİMBİRLİK, KENDİRLİK, ÜSTBİRLİK
BAKİRLİK, FAKİRLİK, GADİRLİK, İNCİRLİK, MÜŞİRLİK, SEFİRLİK, SEYİRLİK, ŞERİRLİK, VEZİRLİK, DEMİRLİK, ELBİRLİK, KAFİRLİK, KEDİRLİK, KEPİRLİK, LEPİRLİK, MEKİRLİK, ÖZBİRLİK, TEŞİRLİK, TETİRLİK, ZEHİRLİK, ZİFİRLİK
AMİRLİK, ERİRLİK, ESİRLİK, ŞAİRLİK, EMİRLİK, EVİRLİK
BİRLİK, DİRLİK, KİRLİK
İRLİK
İRLİK
Sahur yemeği.
OTURULABİLİRLİK
Bir konutun ya da bir yerleşim yerinin insanların yerleşmesine ve yaşamlarını sürdürmesine elverişli nitelikler taşıması.
BAŞMUHARRİRLİK
Başyazarlık.
EĞİTİLEBİLİRLİK
Bir kimsenin öğretimden, deneylerden yararlanabilme, yeniden karşılaştığı koşullara uyabilmesi durumu.
HAZMOLABİLİRLİK
Sindirilebilirlik.
BELİTLENEBİLİRLİK
Belitlenebilen kuram.
UYARLANABİLİRLİK
Tiyatro için hazırlanmış bir metnin ya da bir özetin tiyatro özelliklerini taşıma derecesi.
ÜRETİLEBİLİRLİK
Elde edilen yeni bir bitkinin, özdeşini üretebilme yeteneği.
SİNDİRİLEBİLİRLİK
Gübre miktarının tüketilen yem miktarına bölünmesiyle bulunan, bir yemin veya besin maddesinin tüketildikten sonra vücutta tutulan kısmı, hazmolabilirlik, hazmolma oranı, sindirim derecesi.
DEVREDİLEBİLİRLİK
Bir hakkın karşılıklı veya karşılıksız olarak başkasına geçirilebilme durumu.
ERİŞİLEBİLİRLİK
Genel Ağ'da bir sayfanın ulaşılabilir olması. Hedef tüketicilerin pazara sunulan bir mal ya da hizmete, pazarın ulaşım koşullarında erişebilme düzeyi.
İYİLİKBİLİRLİK
Değerbilirlik.
ALGILANABİLİRLİK
Algılanabilir olma durumu.
AÇIKLANABİLİRLİK
Açıklanabilir olma durumu.
UYGULANABİLİRLİK
Yapılabilirlik.
SERTLEŞEBİLİRLİK
Çeliklerin, hangi derinliğe dek sertleşebildiklerini belirleyen özellik.
Bu bölümde tanımı içerisinde İRLİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AFYON
Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.
BAĞRIŞMA
Bağrışmak işi, birlikte bağırma.
BAĞRIŞMAK
Birlikte veya karşılıklı bağırmak.
ARABAŞI
Hindi veya tavuk etiyle hazırlanan, pişmiş ve dondurulmuş hamur ile birlikte yenen çorba.
BAŞBUĞ
Eski Türklerde baş, başkan, komutan. Osmanlı Devleti'nde savaş zamanı başka birliklerden ayrılıp bir araya getirilerek oluşturulan birliğin veya milis güçlerinin komutanı.
ALAY
Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej. Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma. Hayvan topluluğu. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
BAŞDANIŞMANLIK
Başdanışman olma durumu, başmüşavirlik. Başdanışmanın yaptığı iş, başmüşavirlik.
BAOBAP
Ebegümecigillerden, sıcak ülkelerde yetişen, çok yüksek olmamakla birlikte, gövdesinin çevresi 20 metreyi aşabilen bir ağaç, baobap ağacı (Adansonia digitata).
AYRIKLIK
Ayrıklı olma durumu, ayrı tutma, ayrı tutulma. Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı yakın cinsin kaplamına giren kavramlar arasındaki bağlantı. Elips, daire, parabol, hiperbol vb. bir konik üzerinde hareket eden cismi, odağa veya merkeze birleştiren doğrunun büyük eksen ile yaptığı açı. Önermelerin birbirine bağlanması işleminde ya . ya . ve ya da ile gösterilen ilişki. Kural dışılık. Genel kuraldan ayrılma, derogasyon.
ARKADAŞ
Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri, bacanak, eş, yâren, yoldaş. Bir ortamda birlikte bulunanlardan her biri, hempa, refik.
BARINMAK
Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.
ARPACIK
Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
ARİSTOTELESÇİLİK
Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.
ANHİDRİT
Genellikle kaya tuzu ve alçı taşıyla birlikte bulunan doğal, susuz kalsiyum sülfat.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
AĞLAŞMAK
Birlikte ağlamak. Sızlanmak.
ARABOZANLIK
Arabozanın işi, ara bozuculuk, ordubozanlık, fesatlık, fesatçılık, fitçilik, nifakçılık, münafıklık, müzevirlik, müfsitlik.
AŞÇIBAŞI
Birlikte çalışan birkaç aşçının başı. Bir lokanta veya evde yemek pişirmekle görevli kimse.