Kelimeler arşivi içinde; başında "inletme" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. inletme ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu inletme ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde inletme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
İNLETME
İnletmek işi.
İNLETMEK
İnlemesine yol açmak. Çok eziyet vermek, eziyet çektirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde İNLETME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİNLETEBİLMEK
Dinletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
EĞEY
Çakı, bıçak ve benzerleri eşyaların ağızlarını keskinletmek için kullanılan bir araç. Bir ucu boşta bulunan kaburga kemikleri.
KESKİNLETME
Keskinletmek işi.
KAYARLAMAK
Hayvanın eskiyen nallarını onarmak, eskiyen nalın çivilerini yenilemek. Düven taşlarını yeniden koymak veya onarmak. Sövmek, küfretmek. Hayvanın eski nallarını onarmak, eski nalın çivilerini yenilemek. Keskinletmek, bilemek : Pıçağı kayarladı. Sövmek, küfür etmek. Korkutmak, azarlamak. Küçük çocuk büyüğü dövmek. Eskimiş nalları yeni çivilerle yeniden çakmak.
İTİTMEK
Bilemek, keskinletmek. Bilemek.
KAYRAKLAMAK
Keskinletmek, bilemek.
SAYDIRMAK
Sayma işini yaptırmak, sayısını buldurmak, sayı belirterek sonuç almak. Sözünü dinletmek, saygı gösterilmesini sağlamak.
SERİNLETME
Serinletmek işi.
EĞE
Göğüs kafesini oluşturan, arkadan omurgaya, önden de göğüs kemiğine eklenen uzun, yassı ve eğri kemiklerden her biri, kaburga. Maden, tahta vb.nin pürüzlerini düzeltmek için kullanılan, üzeri pürtüklü, sert, ensiz, çelik araç. Şaşma bildirir ünlem. Büyük kardeş, ağabey. Hey, ulan anlamında seslenme ünlemi: Ege, beni dinle. Kadınların yalnız başlarını yıkamaları. Çakı, bıçak ve benzerleri eşyaların ağızlarını keskinletmek için kullanılan bir araç. Kuka ipliğinden boncuk ve pul ile örülen oya. Motor ve kayık içinde bulunan bölme tahtaları. Kısmet, nasip, pay. Sahip, koruyucu. Kayığın kaburgasını teşkil eden ağaçlardan her biri. Kağnıda kanatları bağlayan tahtalar. (Yenikent Aksaray Niğde). Kayığın iç iskeletini oluşturan ağaçlar. (Gençali Senirkent Isparta). (Eş anlamlısı: kaburga), Çift ve kıvrık bir seri kemik ya da kısmen kıkırdaklı çubuklar olup sırt taraftan omurgaya, karın taraftan bir kısmı göğüs kemiğine hareket edebilecek biçimde eklemli bulunur. Kazanda pişirilmiş kaburga yemeği.
İTİLEMEK
Bilemek, keskinletmek: Usturayı taşa tuttu itiledi. Azarlamak.
CORTLATMA
Bel ve çift demirinin kenarlarını inceltip keskinletme.
YELPAZELENMEK
Kendini yelpaze ile serinletmek.
DİNLETME
Dinletmek işi.
DİZGİNLETME
Dizginletmek işi.
ALABUT
Buğdayın kötü olması ve biçerken başından çalınması. Yazın mandaları serinletmek için üzerlerine su atmaya yarıyan, ağaçtan yapılmış çukur kürek, çömçe.
İTİLTMEYH
Bilemek, keskinletmek.
YELPAZE
Sallandığında küçük bir hava akımı yapan ve özellikle yüzü serinletmeye yarayan, katlanabilir, taşınabilir araç. Çeşitlilik. Bu biçimde olan.
KAYRAMAK
Keskinletmek, bilemek.
DERİNLETME
Derinletmek işi.
DİĞNEŞTİRMEK
Dinletmek.