Kelimeler arşivi içinde; sonunda "indi" olan, toplam 33 adet kelime bulunmaktadır. Sonu indi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında indi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde indi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DEVRİHİNDİ, DEMİRHİNDİ, SEBKİHİNDİ, KIRKİKİNDİ
İNDİBİNDİ, DARİKİNDİ
HAYDİNDİ, ATABİNDİ
TİRİNDİ, SEVİNDİ, SELİNDİ, KERİNDİ, YEPİNDİ, YOLİNDİ, İLKİNDİ, HAŞİNDİ, GİRİNDİ, GERİNDİ, GEMİNDİ, DERİNDİ, DEĞİNDİ, BAKİNDİ, İVRİNDİ, GÜNİNDİ
EKİNDİ, İVİNDİ, İKİNDİ
KİNDİ, SİNDİ, ŞİNDİ, HİNDİ, BİNDİ
İNDİ
Herkesçe kabul edilebilecek bir temele bağlanamayıp yalnız bir kişinin kendi kanısına dayanan.
DEMİRHİNDİ
Baklagillerden, odunu oldukça sert olan, sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç (Tamarindus indica). Bu ağacın meyvesi. Demirhindi şerbeti. Pinti, hasis.
SELİNDİ
Sel suyunun bıraktığı çörçöp, çamur.
YOLİNDİ
Çanakkale ilinde, Biga ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Mardin ili, Akarsu nahiyesine bağlı bir yer.
İNDİBİNDİ
Dolmuş taşımacılığında belli bir alan içinde yapılmış olan en kısa yolculuk.
DARİKİNDİ
İkindi ile akşam arasındaki ve akşama daha yakın zaman.
SEBKİHİNDİ
XVII. yüzyılda divan şiirinde başlayan, karmaşık mazmunlara, hayal oyunlarına, güç anlaşılır, alışılmadık benzetmelere dayanan süslü bir anlatım biçimi.
ATABİNDİ
Ağrı şehri, Tutak ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
HAYDİNDİ
"Çabuk ol, acele et" anlamında kullanılan bir söz.
DEVRİHİNDİ
Türk müziğinde bir küçük usul.
KERİNDİ
Tırpan.
SEVİNDİ
Gaziantep ilinde, Doğanpınar nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
İLKİNDİ
İkindi vakti. Sivas ili, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
YEPİNDİ
Islatılmış ekmeğin üstüne sadeyağ dökerek yapılan bulamaç. Koyu ve yağlı sütten kaynatılarak yapılan tatlı bulamaç.
KIRKİKİNDİ
Genellikle Orta Anadolu'da ikindi zamanı yağan sürekli yağmurlar. Bu yağmurun yağdığı dönem.
TİRİNDİ
1.Pencerenin alt ve üstündeki kirişler.
Bu bölümde tanımı içerisinde İNDİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.
AMBERBU
Hindistan'da, İran'da yetişen, piştiğinde güzel bir koku veren, iri ve uzun taneli bir pirinç türü.
AMORTİSÖR
Motorlu araçlarda sarsıntı, sallantı vb. hareketleri en aza indiren, yayların gereksiz hareketlerini gidermeye yarayan düzen. Bu düzeni kuran öge, yumuşatmalık.
ASANSÖR
İnsanları, yükleri bir yapının bir katından ötekine veya yüksek yerlere çıkarıp indiren, elektrikle işleyen araç.
ALGARİNA
Ağır bir şeyi denizden çıkarma veya denize indirme işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi. Bazı gemilerin baş veya kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ARMAĞAN
Birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için veya anı olarak verilen şey, hediye, dürü. Bağış, ihsan. Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser. Ödül.
AVLAMA
Avlamak işi. Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma.
BALTACI
Balta yapan ya da satan kimse. Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er, baltalı. Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse, baltalı. Odun kırıcı.
ALTYAPI
Bir yerleşim yeri veya bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik vb. tesisatın tümü. Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi, enfrastrüktür, üstyapı karşıtı. Bireyin edindiği bilgi ve deneyim.
BAĞIRSAK
Sindirim organının mideden anüse kadar olan, ince bağırsak ve kalın bağırsaktan oluşan bölümü.
ALDEHİT
Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı.
ALTIPATLAR
Fişek koymaya yarayan bölümü silindir biçiminde ve namlu gerisinde olan, tek parçadan oluşmuş, altı tane fişek alan tabanca, revolver.
ARABAŞI
Hindi veya tavuk etiyle hazırlanan, pişmiş ve dondurulmuş hamur ile birlikte yenen çorba.
AZALTMAK
Az denecek bir miktara indirmek. Eskisinden az bir duruma getirmek. Etkisini yitirmesine sebep olmak, hafifletmek.
ANÜS
Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği, makat, şerç, büzük, göt, sofra.
BAKTERİ
Toprakta, suda, canlılarda bulunan, çürüme, mayalanma veya hastalıklara yol açan, küresel, silindirimsi, kıvrık biçimli olan, bölünerek çoğalan, klorofilsiz, tek hücreli canlı.
ARPALIK
Arpa ekilen yer, arpa tarlası. Karşılıksız yarar sağlanılan yer veya kimse, yemlik. Osmanlılarda memurlara görevleri sırasında maaşlarına ek olarak, görevden ayrıldıktan sonra ise bir tür emeklilik maaşı olarak verilen gelir. Hayvanın dişinde bulunan ve hayvan yaşlandıkça silindiği için yaşını belli eden bir nişan. Arpa konulan yer.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.