Kelimeler arşivi içinde; sonunda "inandırma" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu inandırma ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında inandırma olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde inandırma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
İNANDIRMA
İNANDIRMA
İnandırmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde İNANDIRMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İNANDIRABİLMEK
İnandırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TOKULDAŞMAK
1.Konuşmak, yarenlik etmek. 2.Birini kandırmak, inandırmak için konuşmak. 3.Gizli konuşmak. Söyleşmek, konuşmak.
KAMANDIRMAK
Sıkıştırmak, bunaltmak. Dayanmak. Kandırmak, inandırmak.
KANDIRMAK
Kanmasını sağlamak, inandırmak, ikna etmek. İçme, yeme isteğini karşılamak. Aldatmak.
ALİMALLAH
Söylenen bir sözün doğruluğuna inandırmak için "en iyisini Allah bilir" anlamında kullanılan bir söz.
EĞİLTMEK
Kandırmak, inandırmak, kendi sözüne getirmek.
İNANDIRIVERMEK
Çabucak inandırmak.
TÖSLEMEK
1.Birini avutmak. 2.Birinin kötü davranışına engel olmak, inandırmak. 1.Hayvanları çevirmek, durdurmak, kovalamak. 2.Kovmak. 3.Kavga edenleri ayırmak. Ortadan kaldırmak, gidermek : Üzerimizdeki belayı tösledik. Güç vermek. Durdurmak, susturmak, önlemek, engellemek.
BELAGAT
İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik. Bir şeyde gizli olan derin anlam. Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.
İNANDIRICI
İnandıran, inandırma özelliği olan.
İKNA
Bir konuda birinin inanmasını sağlama, inandırma, kandırma.
KINDIRMAK
Kapı ve pencere gibi şeyleri aralık bırakmak. Kandırmak, inandırmak. Kışkırtmak : Ahmet'i kındıranlar var. Sinirlendirmek. Tahrik, teşvik, tergip etmek.
ALUKDURMAK
Söz vermek, inandırmak.
GÖSTERMEK
Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek. Bir şeyin etkisi altında tutulmak. Görünmek, benzemek. Belirtmek, anlatmak. Öğretmek, açıklamak. Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak. Kanıtla inandırmak. Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek. Yapmasını söylemek, görevlendirmek. Etmek. Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak. Sert bir biçimde karşılık vermek.
TAPLATMAK
Benimsetmek, inandırmak: Ona toplatacağım ki bu tarlayı benden başkası süremez.