Kelimeler arşivi içinde; başında "ilme" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. ilme ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ilme ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ilme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
İLMEKLENMEK
İLMEKÇELİK, İLMEKLEMEK
İLMEÇERLİ, İLMELEMEK, İLMEKLEME
İLMEŞMEK, İLMENİUM
İLMELİK, İLMEÇER, İLMEKLİ
İLMEYH, İLMECİ, İLMECE
İLMEK, İLMEG, İLMEÇ, İLMEN, İLMER
İLME
İLME
İlmek işi.
İLMEKLEME
İlmeklemek işi.
İLMEŞMEK
Dolaşmak, karışmak.
İLMECE
Kızamık hastalığı.
İLMELİK
Halı dokurken ilmek için hazırlanmış, renkli ve yumuşak, eğrilmiş iplik.
İLMELEMEK
İlmiklemek.
İLMEÇERLİ
Anlaşmalı, planlanmış.
İLMEKÇELİK
Çengelliiğne.
İLMENİUM
Niobium ve tantalum karışımı olduğu önerilen bir yapı.
İLMEK
Çözülmesi kolay düğüm, eğreti düğüm, ilmik. Değmek, dokunmak. Halı dokurken düğümleri bağlamak. Hafif bir düğüm yaparak bağlamak.
İLMEÇER
Boyunduruktaki kayışın ucuna takılan eğri demir, çengel. Çapraz. Kadınların çene altından geçirip başın iki tarafına tutturdukları boncuk ve benzerleri şeylerle süslü ip. Çengelliiğne. Çengelliiğne. (Kötüören Pınarbaşı Kayseri). Giysiye düğme dikme. (Güllüce Gümüşhacıköy Amasya). Kadınların yüzlerine taktıkları gümüş süs eşyası. (Tahtacı Burhaniye Balıkesir).
İLMEKLİ
Kolay çözülebilen düğüm: İpi ilmekli yap.
İLMEYH
Kolay çözülebilecek biçimde bağlanan ilmek.
İLMEKLEMEK
İlmek durumuna getirmek.
İLMEKLENMEK
Süt, yoğurt, çamur gibi sıvı şeylerin üzerinde sert tabaka meydana gelmek.
İLMECİ
Yardımlaşarak yapılan iş.
Bu bölümde tanımı içerisinde İLME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AGANTA
Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.
ADLANDIRILMA
Adlandırılmak işi, isimlendirilme.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
ADLANDIRILMAK
Adlandırma işi yapılmak, isimlendirilmek.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AĞAÇLANDIRILMAK
Ağaçlı duruma getirilmek.
AFAL
Şaşkın, dağınık, ne yapacağını bilmez.
ADAYLIK
Aday olma durumu, namzetlik. Bir görevde yetiştirilme.
AÇIKLANMAK
Açıklama işi yapılmak, izah edilmek, ifşa edilmek.
AKDEDİLME
Akdedilmek durumu.
AĞMAK
Sarkmak, aşağıya inmek. Yük vb. şeyler bir yana eğilmek. Yükselmek, yukarı doğru çıkmak.
AKAİT
Bir dinin öğrenilmesi gereken inançlarının ve tapınma kurallarının tümü. Bu kuralları toplayan kitap.
AÇIKLAMALI
Birtakım açıklamalarla anlaşılması, öğrenilmesi kolaylaştırılmış, izahlı.
ADLANMAK
Kendisine ad verilmek, isimlenmek. Kötü ün kazanmak, isimlenmek.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.
AHLAT
Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
AÇGÖZLÜ
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.