Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ilden" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ilden ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ilden olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ilden olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ODEĞİLDEN
CİPİLDEN, ÇİPİLDEN
CİLDEN, DİLDEN, GİLDEN, KİLDEN
İLDEN
İLDEN
Yaptığı işin kötü sonuç vermesinden üzülen, pişmanlık duyan.
CİLDEN
Saraçların kullandıkları tahta mengene.
ÇİPİLDEN
Suların sığ yeri.
DİLDEN
Bilye.
ODEĞİLDEN
Bilmezlikten gelerek, ilgisiz görünerek.
GİLDEN
Küçük su bardağı.
CİPİLDEN
Bataklık.
KİLDEN
İçine sabun, kese, lif konulan, dibi süzgeçli bakır kap, hamamtası. Bakır, çinko, tunç ya da topraktan yapılmış tek kulplu su kabı : Çucuk kildeni düşürdü. Bakır ya da çinkodan yapılmış yemek tabağı. Sürahi. Su tası. Bardak. Hamamtası.
Bu bölümde tanımı içerisinde İLDEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HELYODOR
Altın sarısı renginde, berilden oluşan, kuyumculukta kullanılan bir taş.
ALINTI
Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parça, aktarma, iktibas. Başka bir dilden alınmış kelime.
TABLET
Düz ve yassı biçimli, çiğnenecek veya yutulacak madde. Eski medeniyetlerden kalma, pişmiş veya güneşte kurutulmuş kilden yapılmış, üzerinde çivi yazısı ile metin yazılı belge.
ÇONDUR
Cılız. İyi nesilden olduğu halde sonradan melezleşen koyun.
İLÇE
Yönetim bakımından yurt bölümlemesinde ilden sonra gelen bölüm, kaymakamlık, kaza.
NECE
Hangi dilde, hangi dilden?.
VİRDİZEBAN
Dile dolama, dilden düşürmeme.
EVİRİŞ
Yabancı bir dilden öz dile yapılan çevirme. Tarihsel bir olayın veya bir hikâyenin anlatılan türlü şekillerinden her biri.
ÇOKLU
İçinde birden çok işlev barındıran. 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ya da n ikilden (ya da İkili öğeden) oluşan veri birimi. Bir birim olarak işlem gören, genellikle sözcükten daha kısa, ikili damga dizgisi, bk. ikili II, üçlü, dörtlü, beşli, altılı, yedili, sekizli. Çok yanaşık çizgilerden oluşan izge çizgisi. Birden fazla unsurdan oluşan, birçok kısımlar gösteren. Birden fazla organı etkileyen, değişik organlarda aynı anda oluşan. Çok şeyi olan, zengin.
AVARA
Üzerinde döndüğü ve kendisini taşıyan milden bağımsız olarak çalışan mekanizma. Bir geminin başka bir gemiden veya kıyıdan açılması. Kıyıya dayanılarak sandalın açılması için kürekçilere verilen komut.
ÇEVİRİ
Bir dilden başka bir dile aktarma, çevirme, tercüme. Bir dilden başka bir dile çevrilmiş yazı veya kitap, tercüme.
ARITÇILIK
Gramere ve kullanışa uymıyan kelime ve deyim kullanmamak mesleği. Eski bir üslûba dönmek isteği. Bir dilden, yabancı kelimeleri çıkarma çabası (ARITÇI, Tasfiyeci, Puriste).
ÇEVİRMEN
Konuşmayı bir dilden başka bir dile çeviren kimse, çevirici, dilmaç, tercüman, dragoman. Herhangi bir metni bir dilden başka bir dile çeviren kimse, çevirici, dilmaç, mütercim.
DAVGANA
İnce, dar boyunlu küçük testi, toprak sürahi. Kırmızı kilden yapılan dar boğazlı, kulplu ya da kulpsuz, üzerinde motifler bulunan su testisi. (Çukurçimin Çumra Konya).
BOCUT
Çam ağacı veya topraktan yapılmış küçük testi, yuvarlak, kulpsuz testi. Toprak, çam ağacı veya madenden yapılmış ibrik, emzikli testi. Kapaklı ve lüleli çinko sürahi, toprak, bakır sürahi. Güğüm, küçük güğüm. Bakır veya teneke maşrapa, büyük su tası. Çömlek. Kısa boylu, kötü insan. Kilden yapılan küçük testi.
NAKİL
Bir yerden alıp başka bir yere iletme, aktarma, taşıma, geçirme, aktarım. Başka dilden bir eseri kendi diline çevirme, tercüme etme. Anlatma, söyleme, hikâye etme. Yazı veya resmin aynısını başka bir şeyin üzerine yapma, kopya etme. Göç, taşınma. Bir görevden başka bir göreve atanma, tayin.
JARGON
Aynı meslek veya topluluktaki insanların ortak dilden ayrı olarak kullandıkları özel dil veya söz dağarcığı.
TÜRKÇELEŞTİRMEK
Türkçeleşmesini sağlamak. Yabancı dilden Türkçeye çevirmek.
KASNAK
Enli çember. Bir sütunun gövdesini oluşturan silindir biçimindeki taşların her biri. Nakış işlemek için gergef gibi kullanılan, kumaşı germeye yarayan, tahtadan çember. Pehlivanların giydikleri kispetin bele gelen bölümü. Kıyıları oluk biçiminde pervazlı, metal ve tahtadan yapılmış çember. Kalbur, tel vb. şeylerin tahta çemberi. Makinelerde, bir milden başka mile hareket geçiren kayışların takıldığı demir çember.
FİİLİMSİ
Fiilden türetilen, olumsuzu yapılabilen mastar, sıfat-fiil, zarf-fiil vb. türleri bulunan ad, eylemsi.