Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ikamet" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ikamet ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ikamet olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ikamet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
İKAMET
Bir yerde oturma, eğleşme.
İSTİKAMET
Doğrultu.
Bu bölümde tanımı içerisinde İKAMET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KUYTUL
Çukur, kuytu yer. İkametgâh, karargâh. Tokat kenti, Turhal belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
EYLENMEK
Geç kalmak. Eğlenmek. Durmak, kalmak. Durmak; kalmak; oturmak; ikamet etmek; dinlenmek. İyileşmek. Beklemek. Eylemek. Ypılmak, hazırlanmak. Edinmek.
DUMAK
Durmak. Tutmak. Ayağa kalkmak. İkamet etmek.
KONUT
İnsanların içinde yaşadıkları ev, apartman vb. yer, mesken, ikametgâh. Ön doğru: Eukleides'in "Bir noktadan bir doğruya ancak bir paralel çizilebilir." yolundaki konutu gibi.
DİREKSİYO
Yön, istikamet.
OTURMAK
Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek. Toprak veya yapı çökmek, aşağı inmek. Benimsenmek, yerleşmek, kökleşmek. Yer almak, geçmek. Hiçbir iş yapmadan boş vakit geçirmek, boş durmak. Bir yerde sürekli olarak kalmak, ikamet etmek. Bir işi yapmakta olmak, bir işe başlamak üzere olmak. Sıvı tortuları dibe çökmek, dipte toplanmak. Bu biçimde yerleştiği yerde kalmak. Belli bir yörüngede dönmeye başlamak. Biriyle beraber yaşamak. Uygun gelmek, ölçüleri tam olmak. Herhangi bir durumda belli bir süre kalmak.
İKAMETGAHSIZ
İkametgâhı olmayan.
TOĞRİCA
Doğruca, o istikamet.
YÖN
Belli bir noktaya göre olan yer, taraf. Bir şeyin belli bir noktaya baktığı yan, veçhe. Bir yere gitmek için izlenen yol, cihet, istikamet. Tutulacak, izlenecek yol.
MUKİM
Bir yerde, bir evde oturan, eğleşen, ikamet eden.
EYLEŞMEK
Durmak. İkamet etmek; oturmak. İyileşmek. Beklemek. Karşılıklı yapmak.
EĞLEŞMEK
Oyalanmak, eğlenmek, tevakkuf etmek. Bir yerde oturmak, ikamet etmek.
GÖNELMEK
Güleryüz göstermek, yakınlık duymak. Mutlu ve rahat bir hayat yaşamak. Yönelmek, teveccüh etmek, istikamet almak, yüzünü döndürmek.
DOĞRULTU
Yön, istikamet. Paralel olmayan iki sonsuz doğruyu birbirinden ayırt ettiren durum. Belli bir sonsuz doğrunun belirttiği tek yol, istikamet. Tutulan, izlenen yol.
MUKİME
Oturan, ikamet eden.
ADNAN
Bir yere yerleşip ikamet eden, mukim.
HAŞGEDEYH
Suyunu dört ayrı istikamete akıtan yayla, dağ.