Kelimeler arşivi içinde; sonunda "hücum" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu hücum ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında hücum olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde hücum olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
HÜCUM
HÜCUM
Saldırı. Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılmış olan akın, hamle. Sert eleştiri. Üşüşme, bir yere toplanma. "İleri" anlamında kullanılan bir seslenme sözü.
Bu bölümde tanımı içerisinde HÜCUM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SALDIRI
Kötülük yapmak, yıpratmak amacıyla doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma, hücum, taarruz, tecavüz.
ÇAPUŞMAK
Birlikte hücum etmek, koşuşmak.
ÇAPANER
Saldıran, atılan, hücum eden kimse. Koşan, hızlı hareket eden kimse.
OFSAYT
Futbolda hücuma geçen takımın en az bir oyuncusunun topla oynandığı anda rakip takımın kale çizgisine, o takımın en yakın oyuncusundan daha yakın bulunması durumu.
SANTRA
Orta yuvarlak. Hücum oyuncularının ortasında oynayan futbolcu. Başlama vuruşu.
ATILMAK
Atma işine konu olmak. Bir yerden, görevden veya işten uzaklaştırılmak. Patlatılmak. Saldırmak, hücum etmek. Başlamak. Bir şeye doğru birden gitmek, birden bir davranışta bulunmak. Bir işe girişmek.
KIZARMAK
Kırmızı veya ona yakın bir renk almak. Yiyecekler tavada kızgın yağ içinde veya ateşte kırmızılaşarak pişmek. Utanç, öfke vb. duyguların etkisiyle, kanın yüze hücumu sonucu yüz kırmızı bir renk almak. Bazı sebze ve meyveler olgunlaşmaya başlamak, olgunlaşmak.
HÜCUMCU
Hücum eden, saldıran. Takım oyunlarında hücum eden oyuncu.
TEHACÜM
Birlikte ve birden hücum etme, saldırma. Üşüşme, bir yere toplaşma.
SARMAK
Çevresini çevirmek, çepeçevre dolanmak, çevrelemek. Kuşatmak, çevirmek, ihata etmek. Şerit, ip vb. şeyler dolaşmak. Bir şeyi başka bir şeyin içine koyup onunla kaplamak. Hoşuna gitmek, zevkini okşamak. Kucaklamak. Yumak yapmak. Bir görev veya işin yerine getirilmesini başkasına yüklemek. Sarılıp tırmanmak. Sözle saldırmak, tedirgin etmek. Saldırmak, hücum etmek. Kâğıt veya bir bitki yaprağıyla dürmek. Örtmek. Taşıt tırmanmak, yükseğe doğru çıkmak. Dolayında yer almak. Yayılıp etkisi altına almak, kaplamak.
HAF
Hücumcularla savunucular arasında yer alan oyuncu.
YANGI
Vücudun mikroplara karşı koymak için herhangi bir yerine fazla kan hücumu ile orada şişkinlik, kırmızılık, ısı ve ağrı ile beliren irin toplaması, iltihap, enflamasyon.
ATILIM
Atılma işi. Herhangi bir konuda ilerleme çabası. Hızla ilerleme, hamle, savlet. Sayı kazanmak amacıyla yapılmış olan atılış, atak, hücum. İleri atılma.
YÜRÜMEK
Adım atarak ilerlemek, gitmek. Yol almak. Faiz, hesap edilmek, işlemek. Karada ya da suda, herhangi bir yöne doğru sürekli olarak yer değiştirmek. Bir yere gelmek, bir yere ulaşmak, kaplamak. Geçmek, ilerlemek, değişmek. Çocuk ayakları üzerinde gezecek duruma gelmek. Yayan gezmek, yayan gitmek. Gereği gibi yapılmak veya ilerlemek. Ölmek. Bir işte ileri gitmek. Üzerine doğru gitmek, akın etmek, saldırmak, hücum etmek.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
SALDIRMAK
Bir kimseye veya bir şeye karşı saldırı yöneltmek, zarar verici bir davranışta bulunmak, hücum etmek. Bir şey veya kimse üzerine saldırı yapılmasına sebep olmak. Etkisiyle eritmek. Yıkıcı ve sert eleştiriler yapmak. Gemi, kalkmak için yelken açıp başını gideceği yola çevirmek.
ÇOKMAK
Köpek havlamak. Davar sürüsü bir yere toplanarak yayılmak. Geçmek, bulaşmak: Ahmet'in yanına oturma, hastalığı sana çokar. Tokmak. Toplanmak, birikmek, üşüşmek, kalabalık etmek. 1.Çökmek, göçmek, yıkılmak. Örtmek. Toplanmak, üşüşmek, hücum etmek, çullanmak.
ABRIŞMAK
Arkasına sarılmak, sırnaşmak, çocukça asılıp direnmek. Birden hücum etmek, saldırmak.
KANAT
Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ. Fırıldak biçiminde olan şeylerde kol. Meclis, parti vb. topluluklarda düşünce yönünden özellik gösteren taraflardan her biri. Balıklarda yüzgeç. Angıç. Yan, taraf. Futbol, hentbol vb. takım oyunlarında hücum hattının sağ ve sol bölümü. Bir uçağın havada durmasını sağlayan taşıyıcı aerodinamik güçlerin etkilediği yatay yüzey. Kapı, pencere, dolap gibi dikine açılıp kapanan şeylerin kapağı. Savaş düzenindeki ordunun iki yanından her biri, cenah.
ATAK
Düşüncesizce her işe atılan, cüretkâr. Saldırı, saldırış, hücum, hamle, akın. Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılmış olan akın, ofans. Çevik, hareketli. Atılım. Geveze. Aniden başlayan hastalık nöbeti.