Kelimeler arşivi içinde; başında "huzu" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. huzu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu huzu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde huzu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
HUZULLANMAK, HUZURSUZLUK
HUZURSUZCA
HUZURKENT
HUZUREVİ, HUZURLUK, HUZURSUZ
HUZURLU
HUZUR
HUZU
HUZU
Kaba, ince ruhlu olmayan.
HUZUR
Dirlik, baş dinçliği, gönül rahatlığı, rahatlık, erinç. Ön, yan, kat, makam, yamaç. Bir yerde bulunma. Padişah katı.
HUZURSUZLUK
Huzursuz olma durumu. Huzursuzca davranış.
HUZULLANMAK
Rahatlamak.
HUZURSUZCA
Biraz huzursuz. (huzursu'zca) Huzursuz bir biçimde.
HUZURLUK
Balkon.
HUZURSUZ
Huzuru olmayan, tedirgin, rahatsız. Tedirgin, rahatsız bir biçimde.
HUZURKENT
İçel ilinde, Tarsus belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
HUZURLU
Huzuru olan, rahat.
HUZUREVİ
Yaşlanmış kimselerin bakımlarının yapıldığı ve barındığı kurum.
Bu bölümde tanımı içerisinde HUZU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇIKINTI
Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm. Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı, çıkma. Her şeye itiraz eden, huzursuzluk çıkaran (kimse). Kambur.
DİDİKLEMEK
Çekiştirerek ya da ısırarak parçalamak, gagalamak. Huzursuzluk vermek, sıkıntıya sokmak. Bir konuyu bütün ayrıntılarıyla gözden geçirmek, iyice araştırmak. Bir yerin veya bir şeyin içindeki eşyayı karıştırarak aramak, araştırmak.
ERİNÇSİZ
Erinci olmayan, tasalı, huzursuz, rahatsız.
KAT
Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü. Bükülen veya kıvrılan bir şeyin her kıvrımı. Makam, mevki. Giyeceklerde takım. Katman. Ön, yan. Apartman dairesi. Sonuca bağlama, bitirme. Kesme. Kesme, kesilme. Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey. Kez, defa, misil. İlgiyi kesme. Huzur. Üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka. Tekrarlanan bir sayının toplamı.
EDAT
Tek başına anlamı olmayan, sonuna geldiği sözle cümledeki diğer kelimeler arasında ilişki kuran kelime türü, ilgeç: Ev gibi huzur köşesi olmaz. Çocuk sabaha karşı uyudu.
GAİLESİZ
Gaile çıkarmayan. Gailesi olmayan, dertsiz, huzurlu, dinç.
BOZUK
Bozulmuş olan. Kızgın, sıkıntılı. Madenî para, bozuk para. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ). Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık.
CENNET
Dinî inanışlara göre imanlı, dünyada iyi işler yapmış kimselerin öldükten sonra sonsuz bir mutluluğa kavuşacakları yer, uçmak, behişt. Herhangi bir şeyden fazlasıyla bulunan yer. Çok güzel, huzur veren (yer). Herhangi bir şeyin kolayca yapıldığı yer.
ARIZASIZ
Aksamayan, bozulmadan işleyen. Engebesiz, düz. Huzurlu, rahat, mutlu bir biçimde.
GERGİN
Gerilmiş durumda olan. Buruşuğu, kırışığı olmayan (cilt). Bozulacak duruma gelmiş olan (ilişki). Huzursuz, sinirli.
KARŞI
Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.
ERİNÇ
Hiçbir eksiği, üzüntüsü ve acısı olmama durumu, dirlik, rahat, huzur.
BAYSAL
Huzur ve refah içinde olan.
GÜLİSTAN
Gül bahçesi. Huzurlu, rahat ve zenginlik dolu yer.
ÇIRPINTI
Çırpınma. Aşırı uykusuzluk, huzursuzluk, titreme, silkinme durumu. Suların ufak ve oynak dalgalarla kaynaşması. Ruhsal gerginliğin dışa vurulması, ajitasyon.
KARMAKARIŞIK
Dağınık, düzensiz, çok karışık. Huzursuz, kararsız, karmaşık.
KAYNAMAK
Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak. Mide ekşimek. Kırık, çatlak kemik veya metal parçalar eski durumunu almak, birbirine yapışmak. Yerden çıkmak. Mayalı bir şey kabarıp köpürmek. Çok miktarda bulunmak. Yiyecek, içecek pişmek, haşlanmak. Arada kaybolmak. Gerektiği gibi yapılamamak. Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak. Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak. Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak. Coşmak, heyecanlanmak. Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak. Yara kapanmak, iyileşmek.
ERİNÇLİ
Erinci olan, huzurlu, rahat.
DİRLİK
Yaşayış, hayat, sağlık, varlık, geçim. Huzur, erinç. Osmanlı Devleti'nde bir hizmete karşılık olmak üzere bir kimseye devletçe verilen aylık veya bir yere bağlı gelir.
FEYİZ
Verimlilik, gürlük, ongunluk, bereket. İlerleme, kültürel gelişme, olgunluk. Artma, çoğalma. Manevi haz, mutluluk, iç huzuru.