Kelimeler arşivi içinde; sonunda "huku" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu huku ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında huku olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde huku olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
HUKU
Seslenme ünlemi (çocuk dilinde).
Bu bölümde tanımı içerisinde HUKU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HİLEİŞERİYE
Çözümü güç bir hukuki sorunu hukuk kurallarını zedelemeden çözümleme.
DEVLETÇİLİK
Bir milletin yönetimle ve ekonomiyle ilgili işlevlerinin devletçe birleşik bir yönetim altında bütünleştirilmesi siyaseti ve öğretisi, erkincilik karşıtı. Genellikle devleti töre, kültür, hukuk vb.nin kaynak ve taşıyıcısı olarak görme eğilimi.
HUKUKÇU
Hukuku meslek edinen, hukukla uğraşan kimse.
İÇTİHAT
Yasada veya örf ve âdet hukukunda uygulanacak kuralın açıkça ve tereddütsüz olarak bulunmadığı konularda, yargıcın veya hukukçunun düşüncelerinden doğan sonuç. Görüş, özel görüş, anlayış, kavrayış.
EŞİTÇİLİK
İnsanların özellikle hukuk, siyaset ve ekonomi bakımlarından eşitliğini isteyen öğretilerin genel adı, müsavatçılık.
HUKUKÇULUK
Hukukçunun yaptığı iş.
HUKUKEN
Hukuksal olarak.
FAİL
Eden, yapan, işleyen. Özne. Hukuki sonuç doğuracak bir suç işleyen kimse.
HAK
Adalet. Kâğıttaki yazıyı kazıma, kazı. Dava veya iddiada gerçeğe uygunluk, doğruluk. Verilmiş emekten doğan manevi yetki. Doğru, gerçek. Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç. Pay. Emek karşılığı ücret. Tanrı. Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oyma, kazı.
FIKIH
Bir şeyi, gereği gibi, iyice anlayıp bilme. İslam hukukunda din ve dünya işleri ile ilgili ana kaynaklardan yararlanarak konulmuş olan kuralların bütünü.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
ADLİYE
Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı.
HUKUKSUZLUK
Hukuksuz olma durumu.
DİYET
İslam hukukuna göre, öldürme ve yaralamalarda suçlunun ödemek zorunda olduğu para veya mal, kan pahası, kan parası, kefaret. Sağlığı korumak veya düzeltmek amacıyla uygulanan beslenme düzeni, perhiz, rejim.
CÜBBE
Hukukçuların, üniversite öğretim üyelerinin, din adamlarının, mezuniyet törenlerinde öğrencilerin elbise üstüne giydikleri uzun, yanları geniş, düğmesiz giysi.
FARİZA
Tanrı buyruğu. İslam hukukuna uygun bir biçimde mirasçılara düşen pay. Yapılması gerekli ödev, görev.
DATA
Veri. Aslında kendileri ekonomik olmayan ancak ekonomi dünyasını dışarıdan kuşatan veya çerçeveleyen, nüfus, teknik bilgi, hukuk düzeni ve yönetim biçimi ögelerinden her biri.
GEREKÇE
Gerektirici sebep, esbabımucibe. Bir yasanın önerilmesi ve hazırlanmasında, yasa tasarısının hazırlanış ve maddelerin düzenleniş sebepleri. Bir önermenin kendiliğinden var kıldığı gereklik, lazıme. Mahkeme kararlarının dayandığı kanuni ve hukuki sebepler.
FETVA
İslam hukuku ile ilgili bir sorunun dinî hukuk kurallarına göre çözümünü açıklayan, şeyhülislam veya müftü tarafından verilebilen belge.
İDEOLOJİ
Siyasal veya toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükûmetin, bir partinin, bir grubun davranışlarına yön veren politik, hukuki, bilimsel, felsefi, dinî, moral, estetik düşünceler bütünü.