Kelimeler arşivi içinde; başında "hububat" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. hububat ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu hububat ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde hububat olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
HUBUBAT
HUBUBAT
Tahıl.
Bu bölümde tanımı içerisinde HUBUBAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACARİDAE
Acarina takımında bulunan, Acarus ve Tyrophagus cinslerini içeren küçük bir akar ailesi. Türler genellikle hububat ve un depolarında bulunmaktadır.
AFARACI
Harman yerlerindeki hububat döküntülerini toplıyan adam. Bağ, bahçe ve zeytinliklerde kalan döküntüyü toplıyan adam. Harman işçisi.
TAHIL
Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat.
ÇEPLİ
Toz, saman, yoz tohumlarla karışık hububat. İnce uzun, yumuşak çubuk.
CERİK
Henüz yumurtadan çıkmış civciv. Altı kiloluk bir çeşit hububat ölçüsü. Üzüm salkımının küçük parçası. Üzüm salkımının en küçük parçası.
BADAZ
Hububat kaldırıldıktan sonra harman yerinde kalan toprak, çöp ve samanla karışık taneler, harman döküntüsü. Savrulan ekinin ince samanı. Sarı yüzlü, hastalıklı, solgun.
AFARALAMAK
Harman yerinde kalan tozlu, topraklı hububatı toplamak. Bahçede kalan döküntü meyvaları toplamak. Bir şeyin irisini, ufağını ayırmak, seçmek.
AFARLAMAK
Afallamak. Harman yerinde kalan tozlu, topraklı hububatı toplamak. Bahçede kalan döküntü meyvaları toplamak.
CANAK
Toprak veya bakır kap. Sekiz kiloluk bir hububat ölçüsü, şinik.
CEPEL
Toz, saman, yoz tohumlarla karışık hububat.
CECÜN
Harmanda aktarılacak hale gelmiş hububat sapı.
AFARA
Harman yerindeki hububatın taş ve toprakla karışık kalıntısı. Bahçe ve bostanlardaki kalıntı, bir şeyin en son kalan döküntüsü. Tütün tozu, ufalanmış tütün. Çok yaramaz, kötü. Harman yerindeki buğdayın taş ve toprakla karışık kalıntısı.
CILAZ
Gelişmemiş hububat. Hastalıklı çocuk. Arık, cılız.
CEPELLİ
Toz, saman, yoz tohumlarla karışık hububat.
AYARTASI
Hububat için 20 litrelik ölçek.
AFAROZCU
Harman yerlerindeki hububat döküntülerini toplıyan adam.
ÇELİKLİLİK
Hububat faizciliği.
ALAFDAR
Her çeşit hububat satıcısı, zahireci. Arapça kökenli + Far. alef-dâr: hayvan yemi taciri.
ALAFTAR
Her çeşit hububat satıcısı, zahireci.
CECÜM
Harmanda aktarılacak hale gelmiş hububat sapı.