HİT ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "hit" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. hit ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu hit ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde hit olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

HİTLERCİLİK

10 harfli kelimeler

HİTİTOLOJİ

9 harfli kelimeler

HİTLEŞMEK, HİTİTOLOG

8 harfli kelimeler

HİTLERCİ

7 harfli kelimeler

HİTAAYİ, HİTABEN, HİTABET, HİTMİYE, HİTİTÇE

6 harfli kelimeler

HİTABE, HİTTAK, HİTİRİ

5 harfli kelimeler

HİTTE, HİTİT, HİTBE, HİTAP, HİTAN, HİTAM

3 harfli kelimeler

HİT

Bazı kelimelerin anlamları

HİT

Liste başı.

HİTLERCİ

Nazist.

HİTİTÇE

Eti dili. Bu dille yazılmış olan.

HİTİRİ

Bir çeşit erik.

HİTABET

Etkili söz söyleme sanatı.

HİTİTOLOJİ

Eti dili ve eserlerini konu alan bilim dalı.

HİTİT

MÖ XX-XII. yüzyıllar arasında Anadolu'da, XII-VIII. yüzyıllar arasında Hatay ve Kuzey Suriye'de devletler kurmuş olan eski bir ulus, Eti.

HİTTAK

Olmamış, ham kavun.

HİTMİYE

Hatmi çiçeği.

HİTİTOLOG

Eti dili, kültürü ve kalıntıları ile uğraşan bilim adamı.

HİTABE

Söylev.

HİTAAYİ

Kızlık zarı ameliyatsız açılamayan (kız): Gız hitaayi cinsinden imiş.

HİTABEN

Sözü birine yönelterek, hitap yoluyla.

HİTLEŞMEK

Tartışmak, uğraşmak.

HİTTE

Takdirde sözcüğü gibi durum ya da koşul anlatır.

HİTLERCİLİK

Nazizim.

  -   -   -  

Anlamında HİT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde HİT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

FORMOL

Formaldehitin % 40'lık sulu çözeltisi.

ETRAF

Yanlar, taraflar. Çevre. Bir kimsenin sürekli ilişkide bulunduğu kimseler, yakınlar, muhit.

ÇEVRE

Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

ÇÖKÜM

Çökme biçimi, inhitat.

FORMALDEHİT

Doymuş aldehitlerin ilk üyesi olan, renksiz, keskin ve yakıcı kokulu, mukozaları aşırı tahriş eden, kolayca alevlenen bir gaz.

ANT

Tanrı'yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulama, yemin, kasem. Kendi kendine söz verme, ahit.

ALPEREN

Derviş. Mücahit.

BAKALİT

Formaldehit ile bir fenolün yoğunlaşması sonucu elde edilen yapay reçine.

ANTLAŞMAK

Antlaşma yapmak, ahitleşmek.

İNGİNLİK

İngin olma durumu. Güçten düşme, yaşlanma, inhitat.

BİRİM

Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.

GESTAPO

Almanya'da Hitler döneminde kurulan gizli, siyasi polis örgütü.

BİRLEŞİK

Bir araya gelmiş, birleşmiş olan, müttehit.

BİRLEME

Bir etme, tek duruma getirme. Tanrı'nın birliğini dile getirme, tevhit.

GÖZLEMCİ

Dikkatle, eleştirici bir gözle gözlem yapan kimse, müşahit. Gözlemevinde gözlem yapan kimse, rasıt. Teleskop. Bir konferans, kongre vb.ne katılan, genel olarak söz alma ve önerge verme hakkı olmayan, toplantıları kendi veya başkası adına izleyen kimse, müşahit. Bir karşılaşmayı izleyip kurallara uyulup uyulmadığını bildiren rapor yazmakla görevli kimse.

ANTLAŞMA

İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.

ÇÖKÜŞ

Çökme işi. Çömelip yere oturuş. Devletlerin veya uygarlıkların son bulması, mahvolması, inhitat, dekadans. Yıkılma.

HAVA

Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Keyif, âlem. Müzik parçalarında tür. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Esinti. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Gökyüzü. Çekicilik. Tarz, üslup. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Çevreyi kuşatan boşluk.

DENİZ

Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Aydaki düzlükler. Çokluk, yoğunluk. Geniş alan. Şanlıurfa şehrinde, Şehitnusretbey bucağına bağlı olan küçük bir yerleşim birimi.

ETİ

Hitit.