HEVE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "heve" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. heve ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu heve ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde heve olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

HEVESLENDİRMEK

13 harfli kelimeler

HEVESLENDİRME

11 harfli kelimeler

HEVESSİZLİK, HEVESLENMEK, HEVENKDESTİ, HEVESKARLIK

10 harfli kelimeler

HEVESLİLİK, HEVEKDESTE, HEVESLENME, HEVEKLEMEK, HEVESLENİŞ

9 harfli kelimeler

HEVENKLİK, HEVESİMEK

8 harfli kelimeler

HEVECİVE, HEVESSİZ, HEVESKAR, HEVEKLİK, HEVEGLİG

7 harfli kelimeler

HEVESLİ

6 harfli kelimeler

HEVENK, HEVEKE

5 harfli kelimeler

HEVES, HEVER, HEVEK, HEVEG

4 harfli kelimeler

HEVE

Bazı kelimelerin anlamları

HEVE

Halı dokuma tezgâhında kullanılan demir ya da ağaç araç. Halı ve kilim dokunurken kullanılan demir tarak. (Amasya; Baykara Selim Kars).

HEVESSİZLİK

Hevessiz olma durumu.

HEVECİVE

Kökü kaynatılarak kırmızı bir merhem elde edilen ve yaralara iyi gelen bir çeşit bitki, havacıva.

HEVESLENDİRME

İsteklendirme.

HEVEKDESTE

Sarmısak ezme tokmağı. (Boğaz Susuz Kars).

HEVESKARLIK

Hevesli olma durumu.

HEVESLİLİK

Hevesli olma durumu.

HEVESİMEK

Heveslenmek.

HEVESLENİŞ

Heveslenme işi.

HEVESLENME

Heveslenmek işi.

HEVESSİZ

Hevesi olmayan, istek duymayan.

HEVEKLEMEK

Asmaları bir dayağa bağlamak: Bağı hevekledim.

HEVENKLİK

İpe dizilerek asılmak için ayrılmış üzüm salkımı.

HEVESLENMEK

İsteklenmek, heves etmek, çok istemek, eğilim duymak.

HEVESLENDİRMEK

İsteklendirmek.

HEVENKDESTİ

Havan.

  -   -   -  

Anlamında HEVE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde HEVE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

EFDİK

Çaba, heves. Zaman geçirmek için ufak bir işle uğraşma, eğlenme.

COMZUNMAK

İsteklenmek, heveslenmek.

ASKI

Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.

ARZULU

İstekli, hevesli.

HEVESLİ

Bir şeye, bir işe istek duyan veya merak sarmış olan, istekli, heveskâr.

CUMBU

Bağ bozumunda hevenklerde kalan üzüm salkımı.

YATMAK

Bir yere veya bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak. Heves etmek, eğilmek. İşsiz kalmak, çalışmamak. Bilerek yenilmek, şike yapmak. Geceyi geçirmek üzere bir yerde kalmak. Boş yere beklemek. Düz bir duruma gelmek, düzleşmek. Olumsuz veya başarısız bir sonuç almak. Bulunmak, var olmak. Yatay veya yataya yakın bir duruma gelmek, eğilmek. Belli bir süreyi cezaevinde geçirmek. Bir düşünceyi veya bir öneriyi benimsemek, razı olmak. Cinsel ilişkide bulunmak. Uyumak veya dinlenmek için yatağa girmek. Ölü gömülmüş olmak. Bir özellik kazanmak için bir şeyin içinde beklemek. İşlemez, çalışmaz durumda kalmak.

ÇUNMAK

İmrenmek, heveslenmek. Gittiği yere alışmak. Özenmek, imrenmek. Gıpta etmek, imrenmek.

AÇ

Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.

YAPIŞMAK

Yapışkan bir maddeye bulanmış olan bir şey ayrılmayacak bir biçimde bir yere tutunup kalmak. Başı çekeni çok yakından izlemek. İyice yaklaşmak, sokulup değmek. Aralık bırakmayacak biçimde üzerine dokunmak. Bir iş yapmak amacıyla, hevesle bir şeyi eline almak. Birini rahatsız etmek, sataşmak, peşini bırakmamak, musallat olmak. Sıkıca yakalamak, tutmak, sarılmak.

ACIKCICIK

Heves, istek.

AMRUKMAK

Heveslenmek, özenmek, imrenmek.

ARZUSUZ

İsteği, hevesi olmayan.

ARZU

İstek, dilek. Heves.

MERAK

Bir şeyi anlamak veya öğrenmek için duyulan istek. Kaygı, tasa. Bir şeyi edinme, yapma, bir şeyle uğraşma isteği. Düşkünlük, heves.

YELTENMEK

Yapamayacağı bir işe girişmek, özenmek, heves etmek, meyletmek.

AMATÖR

Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse), özengen, profesyonel karşıtı. Bir işi meslek veya alan uzmanı olmadan yapan. Beceriksiz. Acemi.

FANTEZİ

Sonsuz, sınırsız hayal, fantazya. Serbest biçimli beste veya alaturkada serbest biçimli şarkı. Değişik heves, değişik beğeni, değişik düşünüş. Süslü ve türü değişik olan.

KEYİF

Vücut esenliği, sağlık. Rahat, huzur, afiyet. Canlılık, tasasızlık, iç rahatlığı. İstek, heves, zevk. Esrar. Alkollü içki ve başka uyuşturucu maddeler kullanıldığında insanda görülen durum. Yolsuz ve kural dışı istek.

İSTEKLENMEK

Bir şeye karşı istek duymak, heveslenmek.