Kelimeler arşivi içinde; başında "hesi" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. hesi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu hesi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde hesi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
HESİLEMEK, HESİREMEK
HESİODİK
HESİYET
HESİDE, HESİNİ
HESİM, HESİR
HESİ
HESİ
Kısır keçi.
HESİLEMEK
Özlemek: Nerimeyi pek hesiledim.
HESİR
Hasır. Arapça kökenli hasir: hasır.
HESİNİ
Arapça kökenli hasim: hasım; düşman.
HESİODİK
Zimmermann'ın Yunan ozanı Hesiodos' un yapıtlarından saptayarak gruplandırdığı üç toplum tipinden biri olan kırsal toplum. karşılığı Aristofanik, Homerik.
HESİM
Hasım.
HESİREMEK
Özlemek.
HESİYET
Arapça kökenli hâssiyyet: hasiyet; hususiyet; fayda.
HESİDE
Nişasta ya da unla yapılan helva. Yağlı nişasta helvası.
Bu bölümde tanımı içerisinde HESİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARİSTOFANİK
Zimmermann'ın Yunan yazarı Aristofan'ın komedilerinden saptayarak gruplandırdığı üç toplum tipinden biri olan kazanç ve çıkar toplumu. karşılığı Hesiodik, Homerik.
BA
Şaşma, korku, pişmanlık, beğenmeme, öfke, acıma bildirir ünlem. Be, ey, yahu anlamlarında ünlem: Haydi ba gidelim. Evet, tabii, şüphesiz, peki. Şimdiki zaman eki (tekil üçüncü şahıs),-yor: Baban pazardan geli ba. Bana: Bâ bak. Bey. Abla (tek başına kullanılmaz, sonu sesli harfle biten özel adın sonunda bir ek gibi söylenir): Ayşe ba haydi gidelim. Olmazlık, isteksizlik bildirir: ('a' kısa ve sonunda 'ı' varmış gibi kesilerek söylenir): Ba ! Ben burda yatmam. Bak!. Be! (bk. be). Bana. Bağ. Baryum elementinin simgesi.
HOMERİK
Zimmermann'ın Yunan ozanı Homeros'un yapıtlarından saptayarak gruplandırdığı üç toplum tipinden biri olan göçebe toplum. karşılığı Aristofanik, Hesiodik.
HAZAHAR
Şüphesiz.
ŞAHNİŞİN
Eski Türk mimarisinde odanın karşı ön cephesinde yer alan üç yanı pencereli çıkma, şahniş.
HELBET
Elbet, her halde, şüphesiz. Elbette. Elbet. Arapça kökenli elbet: Elbette, şüphesiz.
ZAHİR
Açık, belli. Dış yüz, görünüş. Kuşkusuz, elbette, şüphesiz.
ELHAK
Gerçekten, hiç şüphesiz, doğrusu.
HELVET
Elbet, her halde, şüphesiz. Halvet. Arapça kökenli halvet: halvet.
ENGÜCÜ
Elbette, şüphesiz, her halde, her ne olursa olsun, nasıl olsa, ister istemez. Sonunda, sonuç olarak. Eninde sonunda.
SOYKE
Dağın görünen yüzü, cephesi (Ç. Çiftliği).
ELBETTE
Her hâlde, şüphesiz, kuşkusuz, elbet.
BAYIK
Tuzu az yemek: Bu yemek bayık olmuş. Doğru, gerçek, şüphesiz. Şımarık, yüzsüz, nazlı, yaramaz, terbiyesiz, arsız, densiz. Açık, aşikâr, muhakkak, gerçek, şüphesiz. Doğru, gerçek (söz). Açık, belli.
ŞÜPHESİZ
Şüphesi olmayan, kuşkusuz. Kuşkusuz.
ENGÜÇ
Elbette, şüphesiz, her halde, her ne olursa olsun, nasıl olsa, ister istemez. Kırmızı toprak. Doğal olarak: Oğlum okula gidince engüç pekiyle geçecek.
KUŞKUSUZ
Kuşkusu olmayan, işkilsiz, şüphesiz. (ku'şkusuz) Elbette, şüphesiz.
ÖTÜKEN
Oğuz Destanı'nda Tiyenşan dağlarıyla Orhun havzası arasında bulunduğu belirtilen, ormanlık, kutsal bölge. Moğ. Yer ilahesi.
KUŞKUSUZLUK
Kuşkusuz olma durumu, şüphesizlik.
MEHESİMEK
Ummak, beklemek : Ondan eyle şey mehesimezdük. Önem vermek.
EMİN
Güvenli. Sakıncasız, emniyetli, tehlikesiz. Osmanlı Devleti'nde bazı devlet görevlerindeki sorumlu kişi. Şüphesi olmayan.