Kelimeler arşivi içinde; başında "herk" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. herk ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu herk ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde herk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
HERKENEKLİ
HERKENDAZ, HERKİLDEK, HERKESLİK
HERKENEK, HERKESÇE
HERKÖZÜ, HERKELE, HERKERE
HERKÜL, HERKİN, HERKİL, HERKEZ, HERKEŞ, HERKES, HERKEK
HERKE
HERK
HERK
Sürüldükten sonra bir yıl dinlendirilen, nadasa bırakılan tarla.
HERKELE
Ayakkabı çekeceği.
HERKENEK
Külah, kalpak, başlık.
HERKEZ
(Far. her+keş) herkes. Herkes. Herkes, karşılığı herkeş.
HERKİN
Erzak ambarı.
HERKESLİK
Aleladelik, sıradan olma durumu.
HERKEŞ
Herkes. Herkes, bk. herkez.
HERKES
İnsanların bütünü, cümle âlem.
HERKİL
Erzak sandığı. Erzak ambarı. İki ya da üç gözlü, sandığı andıran tahta ekin ambarı. (Ayancık Sinop).
HERKESÇE
Herkes tarafından.
HERKERE
Ufak bahçe.
HERKİLDEK
Kötü huylu kişi.
HERKENEKLİ
Çok eski elbiseli kişi.
HERKÜL
Bir takımyıldızın adı.
HERKENDAZ
Ateş küreği.
HERKÖZÜ
Ordu kenti, Mesudiye ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Bu bölümde tanımı içerisinde HERK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇALKANMAK
Çalkama işine konu olmak. Haber, söylenti herkesin ağzında dolaşmak. Deniz, göl dalgalanmak. Coşkunluk, hareketlilik içinde bulunmak.
ALENİLEŞMEK
Herkesçe bilinir duruma gelmek.
GENEL
Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.
BİRER
Herkese bir.
HAKTANIR
Herkesin hakkını gözeten (kimse), hakşinas.
ALENİ
Açık, ortada, meydanda, herkesin içinde yapılan.
DÜNYA
Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü. Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia. İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu. Duygu, düşünce ve hayal âlemi. Dış, çevre, ortam. Herkes. Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun.
ÇEŞME
Genellikle yol kenarlarında herkesin yararlanması için yapılan, borularla gelen suyun bir oluktan veya musluktan aktığı, yalaklı su hazinesi veya yapısı, pınar. İzmir iline bağlı ilçelerden biri.
BENCİL
Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan, hodbin, hodkâm, egoist. Bencilik öğretisine inanan.
BANAL
Herkesçe kullanılan, anlaşılan. Bayağı, sıradan.
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.
FETHETMEK
Bir yeri veya ülkeyi savaşarak almak, ülke açmak. Herkesin takdirini, övgüsünü kazanıp kendine hayran bırakmak.
BEYLİK
Bey olma durumu. Bir tür küçük ve ince asker battaniyesi. Hükûmet. Devletle ilgili, devlete özgü olan, devlet malı olan, mirî. Rahat yaşama. Merkeze tam bağlı olmayarak bir beyin yönetimi altındaki ülke, emîrlik, emaret, mirlik. Basmakalıp. Herkesin kullandığı, herkesin bildiği.
CÜMLE
Bir yargı bildirmek için tek başına çekimli bir fiil veya çekimli bir fiille kullanılan kelimeler dizisi, tümce. Bütün, hep. Herkes. Dizge, sistem.
DIŞRAK
Herkesin öğrenmesinde sakınca görülmeyen, gizli kapalı olmayan (her türlü bilgi, öğreti), içrek karşıtı.
GİRGİN
Herkesle çabucak yakınlık kurarak işini yürütebilen, pısırık karşıtı.
ASKER
Orduda görev yapan erden generale kadar herkes. Askerlik görevi ya da ödevi. Er. Topluluk düzenine saygısı olan, disiplinli. Yurdunu iyi koruyan, kahraman özelliği taşıyan.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
DIRLANMAK
Herkesi tedirgin edecek, bezdirecek biçimde söylenmek.
GEZDİRMEK
Birinin gezmesini sağlamak, dolaştırmak. Tanıtmak amacıyla dolaştırmak. Herhangi bir biçimde giydirmek. Sürterek, değdirerek hareket ettirmek. Bir şeyi başka bir şeyin üzerinde dolaştırarak dökmek. Bir şeyi herkesin alması için dolaştırmak, sunmak.