Kelimeler arşivi içinde; başında "hedi" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. hedi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu hedi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde hedi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
HEDİFLEMEK, HEDİLLEMEK
HEDİKLEME, HEDİYELİK, HEDİYLEME
HEDİRGEÇ, HEDİYELİ
HEDİYYE
HEDİME, HEDİSE, HEDİYE
HEDİG, HEDİH, HEDİK, HEDİM
HEDİ
HEDİ
Haydi: Hedi sen de gel.
HEDİH
Haşlanmış buğday.
HEDİKLEME
Gizli şeyleri dinleme, gözetleme.
HEDİYELİK
Armağan olarak verilmek için hazırlanmış şey. Armağan olarak verilecek değerde olan.
HEDİLLEMEK
Ansızın ürkmek.
HEDİYELİ
Kocaeli kenti, Kandıra ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
HEDİSE
Arapça kökenli hâdise: hadise; kavga; dövüş.
HEDİK
Kaynatılmış buğday, bulgur, mısır vb. şeyler.
HEDİFLEMEK
Üzüm tanelerini salkımından ayırmak.
HEDİYYE
armağan.
HEDİRGEÇ
Tandır üzerine tencere koymaya yarayan, çeşitli biçimde olan demir ızgara.
HEDİM
Enenmiş kimse, hadım.
HEDİG
Buğday ve nohut karışımı haşlanmış yemek, bk. hedüg, hedük.
HEDİYE
Armağan. Fiyat.
HEDİME
Bir çeşit başlık.
HEDİYLEME
Gizli şeyleri dinleme, gözetleme.
Bu bölümde tanımı içerisinde HEDİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKDARMALIK
Kuran'ı hatmeden öğrencinin hocaya verdiği hediye.
FESHEDİLME
Feshedilmek işi.
KUPON
Piyango biçiminde düzenlenmiş çekilişlerde kesilerek kullanılan basılı parça. İşveren tarafından çeşitli amaçlarda kullanılmak üzere çalışanlarına verilen para değeri olan fiş. Gazete ve dergilerin düzenledikleri kampanyalarda verilecek hediye karşılığı olarak biriktirilmesi gereken basılı kâğıtların her biri. Devlet tahvili, hisse senetleri vb. değerli kâğıtların üzerinde bulunan ve belirli zamanlarda sahibine faiz veya kazanç payı olarak belirli bir gelir sağlayan kesilmiş parça. Yalnız bir giysilik dokunmuş veya kesilmiş, üstün nitelikte (kumaş parçası).
ARMAĞAN
Birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için veya anı olarak verilen şey, hediye, dürü. Bağış, ihsan. Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser. Ödül.
ANDAÇLIK
Hatıra, hediye, armağan.
AÇILMIŞ
Açıklanmış, şerhedilmiş.
AĞAMET
Hediye.
ANGAÇ
Hatıra, hediye, armağan. Budak deliğinin etrafı. Dokumalarda direzi arasından geçen iplik. Zakkum ağacı. Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık. Şanlıurfa şehrinde, Ovacık nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
İFTARLIK
Oruç açmak için hazırlanan yiyecek. İftarda yenmeye elverişli. Oruç tutan kişi için alınan hediye, yiyecek veya çerez.
LAĞVEDİLMEK
Bir kuruluşun faaliyetine son verilmek. Hükümsüz kılınmak, feshedilmek.
MAKARON
Fransız kurabiyesi de denir. Ülkemizde divan pastanesi ile özdeşleşmiş bir yiyecektir. Bir fincan çay veya kahve yanında iyi gittiği öne sürülür. Küçük küçük renkli ve yuvarlak yiyecekler olduğu için, özellikle hediye olarak götürülebilecek sevimli yiyecek. Değişik renkleri ve aromaları oluşu, onu acıbadem kurabiyesinden farklı yapmaya yeter.
ANAK
Hafıza, bellek. Karşılık, mukabil. Heykel, abide. Hatıra, hediye, armağan. At, eşek, tavuk, keklik gibi hayvanların yatıp yuvarlandıkları tozlu yer.
MÜNFESİH
Bozulmuş, dağılmış, feshedilmiş.
ALÇA
Alın. Ayakkabı kalıplarının ön tarafına konulan üç köşeli mukavva, vaketa veya meşin parça. Erkeğin nişanlısına verdiği hediye. Erik. Kalıpları ayakkabıya uydurmak amacıyla kalıpların üzerine konulan meşin parçalar. (Aksaray Niğde) (alçı) : (Ankara).
ANDAŞ
Heykel, abide. Hatıra, hediye, armağan.
AKBAŞLI
Papatya. İnce ve sık yapraklı, beyaz çiçekli bir yabani ot, ayvadana. Küfür olarak kullanılır. Düğün sırasında hediyeleri kız tarafına götürecek kafilede ilâhi okuyanın arkasında bulunan yaşlı kadın. Civanperçemi. Sakarya şehrinde, Kaynarca belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KAPATILMAK
Kapatma işine konu olmak veya kapatma işi yapılmak. Ortadan kaldırılmak, feshedilmek. Bir yerde tutulmak, hapsedilmek.
ANDIRAK
Hatıra, hediye, armağan. Anıt.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
MEFSUH
Feshedilmiş, kaldırılmış, dağıtılmış, bozulmuş.