Kelimeler arşivi içinde; başında "hasta" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. hasta ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu hasta ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde hasta olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
HASTALANABİLMEK
HASTALANABİLME, HASTALANDIRMAK
HASTALANDIRMA
HASTALANMAK
HASTANELİK, HASTALANIŞ, HASTALANMA, HASTALIKLI
HASTACAĞI
HASTAVUÇ, HASTARLA, HASTALIK, HASTACIL
HASTALI, HASTANE, HASTACA, HASTAUŞ
HASTAT
HASTA
HASTA
Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız. Aşırı düşkün, tutkun. Parasız, züğürt. Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.
HASTALANDIRMA
Hastalandırmak işi veya biçimi.
HASTALANIŞ
Hastalanma işi.
HASTACAĞI
Hastalıklı.
HASTALANMAK
Sağlığı bozulmak, esenliği yerinde olmamak, rahatsızlanmak, hasta olmak.
HASTALANMA
Hastalanmak işi.
HASTALANABİLMEK
Hastalanma olasılığı bulunmak.
HASTALIK
Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.
HASTALANDIRMAK
Hasta etmek, hastalanmasına sebep olmak.
HASTARLA
Erzincan kenti, Başköy bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
HASTAVUÇ
Hastalıklı, zayıf.
HASTALANABİLME
Hastalanabilmek işi.
HASTACIL
Hastalıklı: Çocuk hastacıl.
HASTALI
Hastalıklı.
HASTALIKLI
Vücut direnci az olan, çabuk hastalanan, mariz.
HASTANELİK
Hastaneye kaldırılacak durumda olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde HASTA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
AĞBENEKLİLİK
Arpada görülen mantar hastalığı (Pyrenophora).
ALİL
Hastalıklı, sakat.
AKLİYECİ
Akıl hastalıkları uzmanı. Akılcı, usçu.
AĞRIMA
Ağrımak işi. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık.
AKLİYE
Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu. Akılcılık. Akıl hastalıkları ile ilgili hastane bölümü.
AĞIRCA
Oldukça ağır. Kötüleşmiş (hasta). (ağı'rca) Oldukça ağır bir biçimde.
ALBASTI
Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık, lohusa humması, albasma.
AFİYET
Hasta olmama durumu, sağlık, esenlik.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
ALEVLENME
Alevlenmek işi. Sessizce sürmekte olan bir hastalığın belirtilerinin artması, eksaserbasyon.
AĞBENEK
Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.
AKSE
Hastalık nöbeti, kriz.
AKSONA
Vurgun hastalığına karşı uygulanan emniyet durakları.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
ABRAKADABRA
Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.
ALERJİ
Birtakım yiyecek, ilaç, toz, koku vb.ne hastalık derecesinde gösterilen aşırı tepki. Bir kimseye veya bir şeye karşı olumsuz yönde duyulan aşırı duyarlılık.
AKTARIM
Aktarma işi, nakil. Psikoterapide hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş deneyim ve ilişkilerini aktarması.
ALGIN
Cılız, zayıf, hastalıklı. Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).