Sonu HAND ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "hand" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu hand ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında hand olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde hand olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

HAND

Atın yüksekliğini ölçmede kullanılan ve 10 cm'ye eşdeğer olan ölçü birimi.

  -   -   -  

Anlamında HAND bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde HAND geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MAŞANTİS

Fransızca kökenli marchandise: marşandiz tireni.

HANDIRIM

Çabuk: Ne handırım geldin.

ARTAKALIM

Aynı takımdan benzerleri kalmadığı halde bir dilde yaşamakta bulunan eski bir şekil : Handiyse, nitekim gibi.

HENDEYH

Hendek. Parasız geçinmeyi seven, bedavacı. Arapça kökenli handek: hendek.

KOŞA

Çift, eş, ikiz. Hep birlikte. Sulanacak tarlanın, suyun dağılmasına elverişli yüksek yerinde yapılan depo. Eğik yerlerde yüksek kısma su çıkarmak için tarla ortasına çekilen set. Binaların üstüne konan, kalın, yuvarlak sırık, mertek, düver. Sınırdaş, yan yana. Av tüfeği, çifte. Mutlu ol anlamında bir deyim : Koşa yaşa!. Her bakımdan birbiriyle ilgili iki dizeden kurulmuş divan koşuk birimi: / Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi Kanuni (Muhibbi) / Ayinesi işdir kişinin lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde bk. koşuk.

OHANDERE

Çubuk : Gidah ohandere kesah.

HANDEN

Çoktan, çok evvelden beri: Ben onu handan beri görmedim.

HANDA

Çoktan, çok evvelden beri: Ben onu handan beri görmedim. Kanda, nerede.

NAHANDA

Nasıl, ne durumda. Bir türlü: Çoktandır bekliyorum nahanda gelmedi.

SÜNETLEMEK

Yeni dikilen bağın gereksiz sürgünlerini ilk kez budamak. Tabaktaki yemeğin tümünü bitirmek : Sahanda yimek galmasın sünetliyiver. Birbiri içine girecek tahta parçalarını düzeltmek, rendelemek : Masanın ayaklarını sü-netlemedik henüz.

ENGEL

Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.

EHLİYYET

yetenek, istifâde ~i: hak yeteneği (Rechtsfae higkeit). kullanma (fi'l) -i: eylem yeteneği (Handlungsfaehigkeit).