Kelimeler arşivi içinde; başında "hamm" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. hamm ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu hamm ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde hamm olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
HAMMONDİYOZİS
HAMMAZLAMAK
HAMMONDİA, HAMMAMCUK, HAMMETMEK
HAMMADDA, HAMMADDE, HAMMELLE
HAMMANA, HAMMISI
HAMMOZ, HAMMİK, HAMMER, HAMMAZ, HAMMAL, HAMMAÇ
HAMMI, HAMMA
HAMM
HAMM
Çocuk dilinde ısırma.
HAMMAZLAMAK
Söz getirip götürmek, dedikodu etmek.
HAMMADDE
Üretim sürecinde kullanılan işlenmemiş her türlü madde.
HAMMOZ
Deniz balığı.
HAMMER
Bir telin tınlaması devam ederken tele ikinci kez vurulmaksızın aynı tel üzerindeki daha üst bir perdeye diğer bir parmakla aniden basılması yoluyla ikinci bir ses elde edilmesi yöntemi.
HAMMONDİYOZİS
Neosporozis.
HAMMISI
Hepsi.
HAMMONDİA
Eimeriidae ailesinde bulunan bir protozoon cinsi.
HAMMİK
Büyük teyze: Bugün hammikgile gittim.
HAMMAMCUK
Küçük hamam, gusulhane.
HAMMAL
Arapça kökenli hammâl: hamal.
HAMMELLE
Gerdanlık.
HAMMETMEK
Çocuk dilinde mama yemek.
HAMMADDA
Ham madde.
HAMMAZ
Hortum, kasırga. Söz taşıyan, fitneci, dedikoducu.
HAMMANA
Hanımanne.
Bu bölümde tanımı içerisinde HAMM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BEŞLİ
Beş parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden beş tane bulunan. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde beş işareti bulunan kâğıt veya taş. Beş müzisyenin çaldığı caz orkestrası. Divan edebiyatında beş dizeli bölümlerden oluşmuş manzume, muhammes. Beş ses veya beş müzik aracı için yazılan müzik eseri, kentet, kuintet. Halk edebiyatında üçlemeli bir bende, konu ile ilgili aynı ölçüde bir çift dizenin bağlanmasıyla oluşan manzume.
HİCRET
Göç. İslam takviminde tarih başı sayılan Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göç etmesi.
ASRISAADET
Hz. Muhammed'in yaşadığı zaman, saadet asrı, devrisaadet.
GÖTÜRMEK
Taşımak, ulaştırmak ya da koymak. Öldürmek. Herhangi bir yiyeceği tek başına ve hızlı bir biçimde yemek. Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek. Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak. Tümüyle sahip olmak. Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek. Haksız kazanç sağlamak, mal veya para sahibi olmak. Bir sonuca vardırmak. Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek. Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek.
FETRET
İki peygamber arasında peygambersiz geçen süre. Hükûmet gücünün gevşediği bir yerde düzenin yeniden kurulmasına kadar geçen süre. İki padişah arasında padişahsız geçen süre. İki olay arasındaki süre. İslam dinine göre Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında geçen süre.
DAYANMAK
Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. Varmak, ulaşmak. Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. Yetişmek, yeter olmak. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak.
İMAM
Cemaate namaz kıldıran kimse. Hz. Muhammed'den sonra onun vekilliği görevini üzerine alan halifelere verilen unvan. Bazı küçük İslam devletlerinde devlet başkanı. En önde bulunan kimse, önder. Müslümanlıkta mezhep kuran kimse.
ÇEKİLMEK
Çekme işi yapılmak. Tartılmak. Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak, istifa etmek. Katlanmak, üstlenmek, tahammül etmek. Geri gitmek, ricat etmek. Katılmamak, vazgeçmek. Azalmak. Uzaklaşmak, araya mesafe koymak. Kendini geriye veya bir yana çekmek. Yok olmak. Parça hâlindeki et kıyma biçimine getirilmek. Bir yerden uzaklaşmak, bir yere uğramamak.
BURAK
Hz. Muhammed'in Miraç Gecesi'ndeki biniti.
HİLYE
Hz. Muhammed'in dış görünüşünü ve niteliklerini anlatan manzum ve mensur eser.
DÜLDÜL
Mekanik olarak çalışan oyuncak çocuk arabası. Hz. Ali'ye Hz. Muhammed tarafından armağan edilen binek hayvanının adı. Modası geçmiş araç. At. Eski otomobil.
ENSAR
Hz. Muhammed'e hicret zamanında yardım eden Medineliler.
BABİLİK
XIX. yüzyılda, İran'da Ali Muhammed Bab'ın kurduğu dinî öğreti.
HADİS
Hz. Muhammed'in söz ve davranışları. Bu söz ve davranışları inceleyen bilim.
DAYANILMAZ
Karşı konulamaz veya karşı çıkılamaz (kimse veya şey), tahammülfersa. Tahammül edilemez, katlanılamaz.
İSA
"İyilik edeyim derken kimseyi memnun edemedi" anlamındaki İsa'yı küstürdü, Muhammed'i memnun edemedi atasözünde geçen bir söz.
DAYANIKLI
Dayanabilen, sağlam, güçlü, mukavim, zorlu, stabil. Metanetli, metin, mütehammil.
GELMEK
Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.
BEŞGEN
Beş kenarlı çokgen, muhammes. Bu biçimde olan.
HALİFE
Hz. Muhammed'in vekili olarak Müslümanların imamlığını ve din koruyuculuğunu yapmakla görevli kimse. Çok iyi yetişmiş, eğitilmiş kimse. Osmanlı padişahlarının kullandıkları unvanlardan biri. Hükümdar. Babıali kalemlerinde kâtip.