Kelimeler arşivi içinde; başında "hala" olan, toplam 70 adet kelime bulunmaktadır. hala ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu hala ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde hala olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
HALARACHNİDAE
HALAZLAMAK, HALASLAMAK, HALAKLAMAK, HALAYIKLIK
HALALZADA, HALALAMAK, HALAYIKLI, HALAYLAMA, HALAYERLİ, HALAZLAMA, HALAŞALIK
HALAPART, HALAVURT, HALASTAR, HALAPURT, HALASTIR, HALAPORT, HALAYICA, HALADIZA, HALAYLIM, HALAYLİM, HALAÇLAR, HALAZADA, HALAZADE, HALAÇÇIK, HALASKAR
HALAYIH, HALAŞKA, HALAŞLI, HALAŞOR, HALAVET, HALASIZ, HALAYIK, HALAZON, HALAÇLI, HALALOH, HALALIK, HALAMAK, HALAMPA, HALALCA, HALADIZ, HALAÇKA, HALAPOT, HALAPUT, HALAÇÇA
HALAZA, HALASA, HALAÇİ, HALAHA, HALAKA, HALAZI, HALAÇA, HALAYA, HALATİ, HALATA, HALASU, HALAŞA, HALAPA, HALANA
HALAÇ, HALAS, HALAP, HALAZ, HALAN, HALAT, HALAK, HALAL, HALAY
HALA
HALA
Babanın kız kardeşi, bibi.
HALAVURT
Kaba adam.
HALAYERLİ
Evlendikten sonra, erkeğin halasının yanına yerleşen (aile).
HALAŞALIK
Haşarılık, yaramazlık.
HALALZADA
Ekin biçilirken tarlalara dökülen tahıldan ertesi yıl kendiliğinden yetişen seyrek ekin.
HALALAMAK
Köpekleri saldırtmak, saldırmak, hücum etmek. Köpekleri saldırtmak; saldırmak; hücum etmek; bk. ayrıca kıskılamak.
HALAYIKLIK
Halayık olma durumu.
HALAZLAMAK
Toplanan üründen dökülen tohum sonradan çıkmak. Tarlada kalan soğan ve patatesi toplamak.
HALASTAR
Çay demliği, küçük güğüm. Bahçe çevresindeki çit ya da tahta perde. Çaydanlık. (Beyceli Fatsa Ordu). Çatı ağaçlarından her biri. (Beyceli Fatsa Ordu).
HALAZLAMA
At, merkep ve katırın derisinde çıkan kabarcıklar.
HALASLAMAK
Döğmek.
HALARACHNİDAE
Maymun ve köpeklerde parazitlenen Pneumonyssoides ve Pneumonyssus cinslerini içeren akar ailesi.
HALAYLAMA
Vahşi hayvanları kaçırmak için bağırma: Bir ayı gördüm çok korktum, halaylıyamadım.
HALAYIKLI
Halayığı olan.
HALAKLAMAK
Koyun, kuzu zayıflamak: Bu kış koyunlar çok halakladı.
HALAPART
Silah ve sopalarla yapılan kavga, gürültü, patırtı.
Bu bölümde tanımı içerisinde HALA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇARMIH
Suçlunun öldürülmek amacıyla çivilendiği haç biçimindeki darağacı. Ana direkleri ve gabya çubuklarını yandan tutan halatlar.
DİL
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.
ABAŞO
Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama. Altta, aşağıda bulunan, alttaki.
ASTAR
Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat. Sıvanacak, boyanacak yerlere boyadan önce sürülen kat. Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb.
BADERNA
Halatın aşınabilecek yerine sarılan bez, halat sargısı.
ATLAS
Yüzü parlak, sık dokunmuş bir ipekli kumaş türü, saten. Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap. Dünyanın, bir ülkenin, bir bölgenin fiziksel ve siyasal coğrafyası ile ekonomi, tarih vb. konularda toplu bilgi vermek için bir araya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
ARMA
Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil, ongun (II). Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı.
BÖLE
Teyze kızı. Amca, dayı, hala çocuğu.
DİKKUYRUK
Bir tür ördek (Oxyura leucocephala).
ÇELİK
Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat. Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal. Bu alaşımdan yapılmış. Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek. Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek. Kısa kesilmiş dal. Kök salması için yere dikilen dal. Zayıf fakat güçlü (vücut).
BORİNA
Dört köşe yelkenlerin yan yakalarına, alt tarafa doğru bağlanan halat.
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.
CARİYE
Yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın, halayık.
BİBİ
Hala.
ARMADURA
Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha.
AGANTA
Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.
BURGATA
Tel ve bitkisel halatların inç olarak çevresini belirten, 2,54 santimetreye eşit olan birim.
BRANDA
Ambar kapaklarının veya filikaların üzerine örtülen, muşamba benzeri, su geçirmez, kalın bez, branda bezi. Gemilerde tayfa ve erlerin yattığı dikdörtgen biçiminde, astarlanmış bezden yapılan, halatlarla bir yere tutturulan asılı yatak.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.