Kelimeler arşivi içinde; başında "gıyla" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. gıyla ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gıyla ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gıyla olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GIYLA
Erkeğin cinsiyet organı.
GIYLAM
Erkeğin cinsiyet organı.
GIYLAMA
Elde çıkan bir çeşit yara.
GIYLAMAK
Baştan savmak, önem vermemek: Tarlayı gıyladı.
Bu bölümde tanımı içerisinde GIYLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TELESEMEK
1.Hızlı hızlı solumak. 2.Kaygıyla ivmek. Yorgunluktan ya da sıcaktan bayılacak gibi olmak.
HÜSNÜTEVECCÜH
Sevgi ve saygıyla yakınlık gösterme.
KOLESİSTOZİS
Safra kesesinde oluşan yangıyla ilgili olmayan herhangi bir patolojik değişim.
SIYIRGI
Lüle taşı işlemeciliğinde kullanılan bir tür bıçak. 1.Harmanda sap toplamaya yarayan bir çeşit araç. 2.Gübre atmaya yarayan büyük kürek. 3.Hamur kazımaya yarayan araç. 4.Ağaç kabuğu sıyıran iki kulplu araç. 5.Çamur sıyırmaya yarayan araç. 6.Kayış üstüne çizgi yapmakta kullanılan bir çeşit araç. Hasır dokuma aygıtında ipleri tutan ağaç. Bit ve yumurtalarından temizlemek için tarağın dişlerine iplik geçirerek saçı tarama işi. Haşlanmış taze fasulye. 1.Orakla biçilen ekin. 2.İyi ekin. 3.Ekin tutamlarının bir doğrultu da biçilmesi : Veli dayının sıyırgısı bu. 4.Biçilmiş otların yaptığı sıra. Büyük orak. Kar küremekte kullanılan tahta araç. Orakla bir vuruşta biçilen ekin, ot. Saçı bit ve yumurtalardan temizlemek için tarağın dişlerine iplik geçirerek yapılan tarama. Kar sıyırmaya, kürümeye yarayan kürek: Garını sıyırgıyla atardıh. Kayışları yumuşatmakta kullanılan tahta araç. Tahta yontulan araç. Harman yerinde harmanlanmış ekin, saman ve kalan artıkları toplayan üçgen ya da dörtgen biçiminde bir ağız ile uzun saptan oluşan tahta araç. Sıyırmaya yarayan aygıt.
CHORUS
Asıl sese, ona çok yakın frekansta sesler ekleyerek eserin birden fazla çalgıyla seslendirildiği duygusunu uyandıran efekt ve bunu sağlayan cihaz.
ÖRMEK
İplik, yün, tel, saz vb.ni birbirine dolayarak ya da geçirerek işlemek veya tezgâhta dokumak. Kumaşlardaki delikleri elde iplikle besleyerek kapatmak. Estetik kaygıyla, duygulu biçimde bir güzelliği ortaya koymak. Duvar yapmak veya onarmak. Saç, yele vb. şeylerin tellerini birkaç bölüme ayırıp birbirine geçirmek yolu ile dağınıklıktan kurtarmak. Müzik, edebiyat vb.nde bir özelliği oluşturmak, ortaya koymak.
KAVŞIRMAK
Birleştirmek, biraraya getirmek. İki eli birleştirerek tutmak, kucaklamak. Elleri göğüste birleştirip saygıyla durmak.
LÖKOTAKSİS
Akyuvarların yangıyla ilgili uyarımlara karşı gösterdiği yaklaşma hareketi.
SİNOVİTİS
Eklemin sinovyal zarının yangısı Yangıyla ilgili ödeme bağlı dalgalanma gösteren şişkinlikle belirgindir.
AKTİNOMİKOZİS
Sığırlarda, seyrek olarak atlarda, domuzlarda, koyunlarda, köpeklerde ve insanlarda, yüz kemiklerinde, özellikle de alt ve üst çene kemiklerinde, granülomlu yangıyla belirgin, Actinomyces bovis, tarafından oluşturulan, bulaşıcı, kronik seyirli bakteriyel hastalık, Halk dilinde kel yara, hanazir, domuzbaşı.
DERMATOMİKOZ
Mantarların deride oluşturduğu yangıyla karakterize hastalık.
TELESMEK
Hızlı hızlı solumak. Kaygıyla ivmek. İvmek. Acele etmek. Sıkılmak, acele etmek. Solumak; soluk soluğa kalmak.
YANGISAL
Yangıyla ilgili, yangılı.
RAHMETLİ
"Tanrı'nın rahmetine kavuşmuş, bağışlanmış" anlamlarında ölmüş Müslümanları saygıyla anmak için ad veya unvanlarının başına getirilen bir söz. Merhum, merhume.
FURUNKUL
Deri ve deri altı dokusunda, ortasında bir kabuk veya göbeklenme gösteren, yerel irinli yangıyla belirgin bir çeşit deri çıbanı, çıban, furunkulus, kan çıbanı. Genellikle stafilakoklar kıl folikülleri vasıtasıyla ve onlarda yangı oluşturarak deri altı dokusuna ulaşırlar.
GEZİNTİ
Uzak olmayan bir yere yapılmış olan gezi, tenezzüh. Evlerde oda kapılarının açıldığı aralık, koridor. Sofa, balkon. Kale duvarlarının iç tarafında kuleleri birbirine bağlayan dar yol. Bir çalgıyla belli bir parça çalmaksızın ezgiler çıkarma işi.
NAZİKANE
İncelikle, saygıyla, nezaketle.
GLUKOKORTİKOİTLER
Böbrek üstü bezinin korteks bölgesinden salgılanan, karbohidrat, lipit ve protein metabolizmasında faaliyet gösteren 21 karbonlu steroit hormonlar. Kimyasal olarak androstan ve pregnan türevi olarak bilinen, böbrek üstü bezinin zona fasikülata ve retikülaris bölgelerinde üretilen, önceden doğal yollarla üretilirken günümüzde tamamen sentetik yolla elde edilen, steroit yapıda, şeker, yağ, protein metabolizması üzerine etkili olan ve ayrıca, yangı oluşumunu da önemli oranda engelleyen, kortizol, kortizon ve kortikosteron hormonlarına, kan glikoz düzeyini artırmasından dolayı verilen genel ad. Glikokortikoidler klinikte; ketozis, yangıyla karakterize eklem, tendo, bursa, deri, göz ve kulak hastalıkları, dolaşım şoku gibi hastalıkların tedavisiyle, doğumu teşvik etmek için kullanılırlar.
CEBİRE
Kırık ve çıkık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva veya tenekeden yapılmış, üzeri sargıyla kaplanan levha, süyek, koaptör. Rayları iki ucundan birbirine bağlamak için kullanılan delikli metal çubuk.