Kelimeler arşivi içinde; başında "gırt" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. gırt ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gırt ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gırt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GIRTLAKSILLAŞMA
GIRTLAKLAŞMAK
GIRTIKLANMAK, GIRTLAKLAYIŞ, GIRTLAKLAŞMA, GIRTLAKLAMAK
GIRTLAKLAMA
GIRTDAMAK, GIRTLAKSI
GIRTİPİL, GIRTLAMA, GIRTTENE
GIRTLAK, GIRTLAN, GIRTMIL, GIRTMİK
GIRTIL, GIRTIK, GIRTMA
GIRT
GIRT
Sert veya kalın bir şey kesilirken çıkan ses.
GIRTIKLANMAK
Birine hoş görünmek için hafif hareketler yapmak, yaltaklanmak.
GIRTİPİL
Değersiz, bayağı, yarım yamalak.
GIRTLAKLAŞMAK
Birbirinin gırtlağına sarılarak dövüşmek.
GIRTTENE
Kırk tane. Kırk tane; bk. gırh.
GIRTLAKLAYIŞ
Gırtlaklama işi.
GIRTLAMA
Çayı, şekerini eritmeyip ağızda tutarak içme şekli, kıtlama.
GIRTLAKLAŞMA
Gırtlaklaşmak işi.
GIRTDAMAK
Kartlaşmak.
GIRTLAK
Soluk borusunun üst bölümü, ümük, imik, hançere. Yiyip içme. Ses rengi, yapısı.
GIRTLAKLAMA
Gırtlaklamak işi.
GIRTLAN
Verimsiz, kolay sulanmayan toprak.
GIRTLAKSILLAŞMA
Bir sesin çeşitli etkenler altında gırtlak sesine dönüşmesi olayı. Yazı dilimizde görülmeyen bir olaydır. Bazı Anadolu ağızlarında özellikle Orta ve Doğu Anadolu ağızlarında k>h, k>g>g şeklinde örnekler verir: yakışı>yakşı>yahşı, dakuz>dohuz, bakacak>bahacah; kardeş>gardaş>gardaş, koyun>goyun>goyun vb.
GIRTLAKLAMAK
Birinin gırtlağını sıkmak.
GIRTMIL
Uyuz, sürekli kaşınan.
GIRTLAKSI
Gırtlakta boğumlanan (ses).
Bu bölümde tanımı içerisinde GIRT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KÖPEKKUYRUĞU
Yağlı güreşte rakibinin sırtını yere getirmek için onu çenesinden, alnından veya gırtlağından elle çekip sırtını yere getirmeye çalışma.
YUTAK
Ağız ve burun boşluklarıyla gırtlak ve yemek borusu arasındaki boşluk.
BOĞURDAK
Gırtlak. Başak tutmaya başlamış ekin.
TİLKİKUYRUĞU
Hoşkuran. Uzun salkımlı bir çeşit üzüm. Yağlı güreşte oturak kündesine geçen üstteki güreşçiye, alttakinin elini geri uzatarak çenesinden veya gırtlağından çekmesi.
YUTKUNMAK
Tükürüğü yutmak veya bir şey yutuyormuş gibi gırtlağı hareket ettirmek. Bir şeyi söylemekle söylememek arasında duraksamak. Bir şeyin yokluğunu kendine yedirememek, kabullenememek.
HANÇERE
Gırtlak.
HEMZE
Gırtlakta, ses tellerinin birbirine yapışması sonucu havanın akışını birdenbire engellemesiyle oluşan ve bir kesinti izlenimi veren ünsüz.
LARENJİT
Gırtlakta oluşan yangı.
BOĞURTLAK
Gırtlak. Başak tutmaya başlamış ekin. Kılkuyruk cinsinden bir kuş. Gırtlak, boğaz.
ADEMELMASI
Gırtlak çıkıntısı.
BOĞSALAMAK
Örselemek, gırtlağını sıkmak, eziyet etmek.
TANGIRTILI
Tangırtısı olan, gürültülü.
DANGIRTI
Gürültü: Dangırtı etme oralarda.
ELENSE
Güreşte, kolunu hasmın boynuna getirip başparmağı gırtlağa, dört parmağı da enseye geçirerek hasmı yıkmaya dayalı bir oyun.
DIDIK
Yüz, çehre: Bugün bizim gelinin dıdığı eğilmiş. Gırtlağın boğaz ve dile yapışık olan kısmı. İbik. Çıplak. Çene altından bağlanan baş örtüsü. Yüz, çehre.
ÜMÜK
Boğaz. Gırtlak.
TINGIRDATMAK
Tıngırtı çıkarmak, tıngıldatmak. Çalgıyı biraz çalabilmek, tıngıldatmak.
BOĞAZLAĞU
Gırtlak, hançere.
DİŞ
Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri. Çark, testere, tarak ve benzerleri çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri. Sarımsak dilimi, karanfil vb.nde dişe benzetilen tane. Bazı dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak sivri bölüm. Omurgalı hayvanların çenelerinde veya ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağızlarında bulunan kemiksi sert parçalar. Rüya, düş. Tahıl yıkanırken su üstünde kalan içi boş taneler. Dantel, yün işi örmeye yarayan şiş. Dağlardaki girintili çıkıntılı, sivri yerler. Kaya, kayalık. Duvardaki sivri ve çıkıntılı yer. Kağnının okuna takılan ve mazının dönmesini sağlayan kazıklardan herbiri. Eski türkçe taş: dış. Dış, hariç. Testerelerde kesmeyi sağlayan çıkıntı. Dişli birleştirmelerin temel elemanı. Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ya da ağız duvarında taşıdıkları sert yapılar. Kar aşındırması altındaki genç dağlarda, yandan bakıldığında testere dişi gibi görünen tepe uçlarından her biri. Dişli makaralardaki çıkıntılardan her biri. Çene kemiklerinde yerleşmiş, alınan gıdaların parçalanmasını ve öğütülmesini sağlayan sert yapılar, dens. Düven'in altındaki taş çıkıntılar. (Yurtbeyi Çankaya Ankara). Kağnılarda, mazının yastıktan çıkmamasını sağlayan ağaç parçası. (Amasya; İspir Erzurum.). Tırmıkta kuru otları toplayan bölüm. (Dardere, Kandilli Bozüyük Bilecik). Vida ve somunların üzerindeki set. (Senirkent Isparta). Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağız duvarlarında taşıdıkları kemiksi sert parçalar.
BOĞCALAMAK
Çabalamak, bocalamak. Tırmalamak. Örselemek, gırtlağını sıkmak, eziyet etmek.