GILA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "gıla" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. gıla ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu gıla ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gıla olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

GILAĞILAMAK, GILAVLANMAK

10 harfli kelimeler

GILAVLAMAH, GILAVLAMAK

9 harfli kelimeler

GILABADAN

8 harfli kelimeler

GILABDAN, GILAPTAN, GILAMADA

7 harfli kelimeler

GILAVUZ, GILAVIZ, GILAVAN, GILARIK, GILAVLI, GILABUD

6 harfli kelimeler

GILAMA, GILALI, GILAPA, GILAĞU, GILAĞI, GILAVA, GILADE

5 harfli kelimeler

GILAN, GILAV, GILAĞ, GILAB

4 harfli kelimeler

GILA

Bazı kelimelerin anlamları

GILA

Salkımından kopmuş yaş üzüm taneleri. Bıçak ve benzerleri şeylerin keskinliği. Bileğlenen bıçağın ağzından çıkan kıl gibi ince kalıntı.

GILAPTAN

Sırma katılarak eğrilmiş iplik.

GILAMA

Tiyatro konuşmasında r harfini ğ ya da v biçiminde söyleme. Tiyatro konuşmasında "r" harfinin "ğ" biçiminde söyleme.

GILARIK

Mısır koçanı.

GILABADAN

Sim gibi gümüşlü işleme ipi.

GILAVUZ

Yol gösteren, kılavuz. Kılavuz.

GILABDAN

Sırma katılarak eğrilmiş iplik.

GILABUD

Bir çeşit telli saz.

GILAVLANMAK

Kendine çeki düzen vermek: Böyle gılavlandında nereye gidiyorsun?.

GILAMADA

Budanmış bağ çubukları.

GILAĞILAMAK

Balta, bıçak ve benzerleri kesici aletleri bilemek.

GILAVIZ

Yol gösteren, kılavuz.

GILAVLAMAH

Balta, bıçak ve benzerleri kesici aletleri bilemek.

GILAVAN

Gelin teli. Anlayışı az, düşüncesiz: Mustafa çok gılavan adam.

GILAVLI

Parlak, taze.

GILAVLAMAK

Balta, bıçak ve benzerleri kesici aletleri bilemek.

  -   -   -  

Anlamında GILA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GILA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANLIK

Kısa süren, bir an içinde olan, enstantane. Bir anda oluşan, gelişen, spontane. Anlama gücü, usa vurma, yargılama, müdrike, entelekt. Duyu ve iradeden ayrı olarak düşünülen bilme yetisi.

ALGILANMA

Algılanmak işi.

AKLANMAK

Ak olmak, temizlenmek. Hakkında dava açılan sanık, yargılama sonunda suçsuz bulunmak, temize çıkmak, beraat etmek. Kooperatif, şirket, dernek vb. kuruluşların faaliyetleri ve harcamaları genel kurulca uygun bulunmak.

ALGILATMAK

Algılama işini birine yaptırmak, idrak ettirmek.

BANDO

Türlü üflemeli ve vurgulu çalgılardan oluşan ve genel olarak geçit törenlerinde kullanılan mızıkacılar topluluğu veya takımı, mızıka. Takım, topluluk.

DEDEKTÖR

Gaz, mayın, radyoaktif mineral, manyetik dalga vb.ni bulmaya, tanımaya yarayan cihaz, algılayıcı.

İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.

ALGILATMA

Algılatmak işi.

AMENTÜ

Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.

ALGILAYICILIK

Algılayıcı olma durumu.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

ANDROPOZ

Erkeklerde, er bezlerinin salgıladıkları hormon miktarının giderek eksilmesi sonucu cinsel gücün azalması, yaş dönümü.

BOŞALTIM

Boşaltma işi. Sistemlerin çalışabilmesi için sürekli olarak gereken boşaltma işlemleri. Sindirimden sonra bağırsaklarda kalan posanın, idrar torbasındaki idrarın ve ter, tükürük, sümük vb. salgıların vücuttan dışarı atılması, ifrağ.

ALGILANMAK

Algılama işine konu olmak, idrak edilmek.

BALGAM

Solunum organlarının salgıladığı, ağızdan dışarı atılan sümüksü madde.

ANAYASA

Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.

BASAR

Göz. Merdivenin ayakla basılan yüzeyi. İleriyi görme, algılama yetisi.

ALGILAMA

Algılamak işi, idrak, idrak etme.

CİSİM

Doğada element, bileşik veya bunların karışımları hâlinde bulunan, kütlesi ve ağırlığı olan, duyularla algılanabilen şey. Gövde, beden, vücut.