GÜVEN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "güven" olan, toplam 47 adet kelime bulunmaktadır. güven ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu güven ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde güven olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

GÜVENİLEBİLMEK

13 harfli kelimeler

GÜVENİLEBİLME, GÜVENCESİZLİK

12 harfli kelimeler

GÜVENCECİLİK, GÜVENEBİLMEK, GÜVENİLİRLİK

11 harfli kelimeler

GÜVENSİZLİK, GÜVENEBİLME, GÜVENDİRMEK

10 harfli kelimeler

GÜVENİRLİK, GÜVENIŞIĞI, GÜVENDİRME, GÜVENİLMEK, GÜVENMELİK, GÜVENCESİZ, GÜVENSİZCE

9 harfli kelimeler

GÜVENİLME, GÜVENYURT, GÜVENKAYA, GÜVENOCAK, GÜVENİLİR, GÜVENTAŞI, GÜVENTEPE, GÜVENÇSİZ, GÜVENCECİ, GÜVENCELİ, GÜVENÇLER

8 harfli kelimeler

GÜVENGİL, GÜVENDİK, GÜVENÇLİ, GÜVENKÖY, GÜVENSİZ, GÜVENLİK, GÜVENOYU, GÜVENMEK

7 harfli kelimeler

GÜVENEK, GÜVENAY, GÜVENCE, GÜVENÇE, GÜVENME, GÜVENLİ, GÜVENİŞ, GÜVENİR, GÜVENDE

6 harfli kelimeler

GÜVENÇ, GÜVENK

5 harfli kelimeler

GÜVEN

Bazı kelimelerin anlamları

GÜVEN

Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat. Yüreklilik, cesaret.

GÜVENCESİZLİK

Güvencesiz olma durumu, garantisizlik.

GÜVENİLİRLİK

Güvenilir olma durumu. Alınan borcun geri ödenebileceğine dair güvence, kredibilite.

GÜVENEBİLMEK

Güvenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

GÜVENDİRME

Güvendirmek işi.

GÜVENİLEBİLME

Güvenilebilmek durumu.

GÜVENİLEBİLMEK

Güvenilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

GÜVENDİRMEK

Güvenmesini sağlamak.

GÜVENEBİLME

Güvenebilmek işi.

GÜVENİRLİK

Güvenilirlik. Bir testin, ölçmesi gereken şeyi her uygulanışında aynı biçimde ölçmede gösterdiği tutarlık derecesi. Aynı işlemle, benzer koşullarda yinelenen ölçümlerin, ölçülen konunun iki ölçüm arasında değişmemesi koşuluyla benzer sonuçlar verme özelliği, bk. geçerlik.

GÜVENİLMEK

Kendisine güven duyulmak.

GÜVENCECİLİK

Garantörlük.

GÜVENCESİZ

Güvencesi olmayan, güvence sağlamayan, garantisiz.

GÜVENSİZLİK

Güvensiz olma durumu, itimatsızlık.

GÜVENIŞIĞI

Karanlık odada çalışabilecek kadar ışık sağlayan fakat duyarkatı etkilemeyen özel yapıda bir ışıtaçtan gelen ışık. Duyarkatı etkilemeyen dalga uzunluğundaki ışık.

GÜVENMELİK

Sözleşme yapılırken, taraflardan birinin diğerine işten caymayacağını belirtmek amacıyla önceden verdiği güvence parası, kapora. Bir mal veya hizmetin satışı sırasında taraflar arasında kesin sözleşme yapılmadan önce alıcının satıcıya satış bedelinden düşülmek üzere ödediği para.

  -   -   -  

Anlamında GÜVEN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GÜVEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AVAL

Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).

BABACAN

Olgun, hoşgörülü, iyi kalpli, güvenilir (erkek).

ARTÇI

Geçmiş bir sanat veya edebiyat çığırını sürdüren sanatçı veya hareket. Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğin güvenliğini sağlamak için arkadan gelmek üzere bırakılan kıta, dümdar, öncü karşıtı. Arkadan gelen, sonra olan, öncü karşıtı.

ADAM

İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.

BABAYİĞİT

Yürekli kimse. Güçlü kuvvetli (kimse). Bir girişimde kendine güvenebilecek durumda olan kimse.

ASAYİŞ

Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu, düzenlilik, güvenlik.

CESARET

Güç veya tehlikeli bir işe girişirken kişinin kendinde bulduğu güven. Cüret. Yüreklilik, yiğitlik, yürek ve göz pekliği. Atılganlık.

AKREDİTİF

Güven yazısı. Kredi mektubu.

ADAMSIZ

Adam olmadan. Güvenecek kimsesi olmayan, dayanağı bulunmayan, arkasız. Erkeksiz, kocasız.

BOZGUN

Bir toplulukta karşılıklı güvenin bozulması ile beliren karışıklık. Yenilgi. Morali bozulmuş, çökmüş, yılgın. Bozulmuş, dağılmış.

CİDDİ

Şaka olmayan, gerçek. Güvenilir bir biçimde. Önem vererek, gerçek olarak. Ağırbaşlı. Eğlendirme amacı gütmeyen. Güvenilir, sağlam, önemli. Gülmeyen. Tehlikeli, endişe veren, ağır, vahim, kritik. Titizlik gösterilen, önem verilen.

DAYANMAK

Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. Varmak, ulaşmak. Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. Yetişmek, yeter olmak. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak.

APOKRİF

Doğruluğuna güvenilmez söz ya da yazı.

ÇATIŞMA

Çatışmak işi. Savaş maksadıyla düşmana karşı ilerleyen bir birliğin karşı tarafın keşif ve güvenlik kollarıyla arasındaki ilk silahlı vuruşma. Türlü yönlerden uzanan kıvrımlı dağ sıralarının, bir yerde dar bir açı ile birbirine yaklaşıp kaynaşması veya düğümlenmesi. Silahlı büyük kavga, arbede.

ASES

Osmanlı Devleti'nde Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından önceki güvenlik görevlisi. Gece bekçisi.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

BUNALIM

Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.

BOSTANCI

Bostan işleriyle uğraşan kimse. Osmanlılarda sarayın korunmasına ve şehrin güvenliğine bakmakla görevli olan erlerden her biri.

ARKALAMAK

Arkasına almak, yüklenmek. Bir kimseye güven vererek yardım etmek, destek olmak, korumak, müzaheret etmek.

AMANNAME

İslam devletlerinde düşmana güvenlik içinde olduğunu bildirmek üzere verilen belge.