GÖZDE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "gözde" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. gözde ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu gözde ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gözde olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

GÖZDENGEÇİRİCİLİK

14 harfli kelimeler

GÖZDENGEÇİRİCİ

11 harfli kelimeler

GÖZDEĞMELİK

9 harfli kelimeler

GÖZDEĞMEZ, GÖZDELİĞİ, GÖZDEMEYH, GÖZDEMİRİ, GÖZDEYHÇİ

8 harfli kelimeler

GÖZDEĞME, GÖZDEKÇİ, GÖZDEMEK

7 harfli kelimeler

GÖZDEĞİ, GÖZDEKİ

5 harfli kelimeler

GÖZDE

Bazı kelimelerin anlamları

GÖZDE

Benzerleri arasında nitelikleri sebebiyle üstün tutulan, beğenilen, önem verilen (kimse veya şey), favori. Önemli bir kimsenin beğendiği kadın.

GÖZDELİĞİ

Mutfak ve odalarda göz hizasına gelecek yerde açılan oyuklar. Eski, evlerin sokak kapılarında özel olarak açılmış küçük, gizli delik.

GÖZDEĞME

Kötü niyet ve etkin bakışlı, toplumuna göre mavi gözlü, sarı saçlı ya da kara gözlü, kara saçlı kişilerin, isteyerek ya da istemeyerek baktıkları, övdükleri, dokundukları canlıların, özellikle çocuk ve hayvanların, hastalanacakları, sakatlanacakları, yoksullaşacakları hatta ölebilecekleri; nesnelerin ise kırılacakları, yanacakları, yıkılacakları ya da yokolabilecekleri biçimindeki çok yaygın halk inanışı, bk. gözdeğmesinden korunma, gözdeğme sağaltımı, karşılığı muska.

GÖZDENGEÇİRİCİ

Geçmişte kabul edilen bir durum veya görüşün gözden geçirilerek yeniden ortaya konmasını ileri süren kişi. Devrimci bakış açısından Marksizmi doğrulamak ya da haklı çıkarmak için yeniden yorumlayıp özünü değiştirerek bu görüşü savunan kişi.

GÖZDEMEYH

Gözlemek, beklemek.

GÖZDEKİ

Sığırlarda, yük hayvanlarında, sıkıntı yüzünden gözde kanın toplanması ve gözün sertleşmesi hastalığı. Halk arasında yem yiyen bir hayvana bakan aç bir hayvanın imrenmesinden meydana geldiği sanılan, çoğunlukla at ve merkeplerde görülen göz zarının sertleşmesi hastalığı.

GÖZDEĞMEZ

Van ili, Özalp ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

GÖZDEĞİ

Övünme, gösteriş.

GÖZDEKÇİ

Kendisine gözetlemek işi yaptırılan kimse, bekçi, casus.

GÖZDEMİRİ

Gemilerin baş tarafında bulunan, her zaman kullanılan büyük çıpa.

GÖZDEYHÇİ

Kendisine gözetlemek işi yaptırılan kimse, bekçi, casus.

GÖZDENGEÇİRİCİLİK

Devrimci bakış açısından Marksizmi doğrulamak ya da haklı çıkarmak için yeniden yorumlayıp özünü değiştirerek bu görüşü savunan akım.

GÖZDEMEK

Gözlemek, beklemek. Beklemek.

GÖZDEĞMELİK

Halkın, kendisinde gözdeğmesine karşı doğal koruma gücü bulunduğuna ya da bir dizi işlemle bu gücü kazandığına inandığı nesneleri bir araya getirerek değişik biçimlerde kullandığı geleneksel koruma aracı. bk. yapımsal gözdeğmelik, bitkisel gözdeğmelik, dinsel gözdeğmelik, büyülü gözdeğmelik. karşılığı muska, tapıncak.

  -   -   -  

Anlamında GÖZDE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GÖZDE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARAŞTIRMAK

Birini veya bir şeyi bulmak için bir yeri gözden geçirmek. Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapmak. Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak.

ELEMEK

Elek yardımıyla ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak, elekten geçirmek. Gözden geçirmek, ayıklamak, iyisini kötüsünden ayırmak. İpliği elemgeden geçirip yumak yapmak. Sınav veya yarışma yoluyla en iyileri seçmek. Bir yarışmacıyı yarışma dışı bırakmak, elimine etmek.

ARAŞTIRILMAK

Araştırma yapılmak, gözden geçirilmek.

ELA

Gözde sarıya çalan kestane rengi. Bu renkte olan.

DÜŞKÜNLÜK

Düşkün olma durumu, iptila. Paraca sıkıntıda olma, gözden düşme. Çoğu kez bünyeye bağlı sürekli ve aşırı güçsüzlük. Rezillik, insana yakışmayan hayat biçimi.

AÇIMLAMAK

Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.

RENK

Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum. Nitelik. Çeşitlilik.

İZLEMEK

Birinin veya bir şeyin arkasından gitmek, takip etmek. Belirli bir tutum, davranış veya düşünceyi benimsemek. Belirli bir yönde gitmek. Eğlenmek, görmek, öğrenmek için bakmak, seyretmek. Gözlemek, incelemek. Zaman, süre, sıra vb. bakımından gelmek, arkasından gelmek, arkasında olmak. Bir olayın gelişimini gözden geçirmek. Bir şeye uymak, bağlı olmak. Herhangi bir olayla ilgilenmek.

FAVORİ

Herhangi bir iş veya yarışmada üstünlük sağlayacağına inanılan (kimse, taraf, takım vb.). Yüzün iki yanında, saçın devamı olarak bırakılan sakal demeti, duluk. Gözde.

REVİZYON

Yeniden gözden geçirip düzeltme.

FLAŞ

Fotoğraf çekiminde ışık yeterli olmadığında bir görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü parıltı. İletişimde üstünlüğü, önceliği olan, önemli (haber). Fotoğraf çekiminde güçlü parıltıya gereksinim duyulduğunda kullanılan lamba. Gösterişe, ilgiye düşkün. Televizyon yayınlarında görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü ışıltı. Ünlü, gözde.

EZOFORİ

İki gözde görme bozukluğu.

PRESBİTLİK

Gözde uyum gücünün azalması yüzünden, yakındaki nesneleri net görememe durumu.

DİDİKLEMEK

Çekiştirerek ya da ısırarak parçalamak, gagalamak. Huzursuzluk vermek, sıkıntıya sokmak. Bir konuyu bütün ayrıntılarıyla gözden geçirmek, iyice araştırmak. Bir yerin veya bir şeyin içindeki eşyayı karıştırarak aramak, araştırmak.

KOLAÇAN

Herhangi bir amaçla çevreyi dolaşıp pek belli etmeksizin gözden geçirme.

MUAYENE

Bir kimsenin hasta olup olmadığını veya hastalığın ne olduğunu araştırma, sağlık muayenesi. Gözden geçirme, araştırma, yoklama, kontrol.

KONAK

Büyük ve gösterişli ev. Kundak çocuklarının başlarında görülen kepek tabakası. Araba veya hayvanla bir günde alınan yol. İzmir iline bağlı ilçelerden biri. Gözde oluşan ince tabaka. Vali, kaymakam gibi yüksek dereceli devlet görevlilerinin resmî konutu. Yolculukta geceyi geçirmek için inilen, konaklanılan yer. Konakçı.

HASEKİ

Osmanlı Devleti'nde bir görevde eskimiş olanlara verilen unvan. Osmanlı sarayında karavaşlar arasından seçilen padişah gözdesi. Bostancı ocağının küçük dereceli subayları.

ESKİMEK

Eski duruma gelmek. Gözden düşmek, değeri kalmamak. Yıpranmak. Yaşlanmak.

İTİBARLI

İtibarı, değeri olan, saygın. Gözde olan, önemli sayılan. Kredisi olan.