GÖZDAĞI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "gözdağı" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. gözdağı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu gözdağı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gözdağı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

GÖZDAĞI

Sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, yıldırma, tehdit.

  -   -   -  

Anlamında GÖZDAĞI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GÖZDAĞI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

PARPI

Hastalanan insan ya da hayvanları, ocak denilen kimselerce, ev ilaçlarıyla ve okuyarak iyileştirme işlemi. Paylama. Dayak. Hak edilen kötü son, ceza. Korku, korkulu durum, sıkıntı. Korkutma, gözdağı. Sopa. Hasta insan ya da hayvanı ocak denilen kimselere okutarak ya da ev emleriyle iyileştirme. Fundalık.

KORKUTMAK

Korkmasına yol açmak. Gözdağı vermek. Kaygıya düşürmek.

PAYGAM

Birine gizlice gözdağı verme.

IMESEM

Gözünü korkutma, gözdağı.

TEHDİT

Gözdağı.

GÖRÜNMEK

Görülür duruma gelmek, görülür olmak, gözükmek. Azarlamak. Gözdağı vermek. İzlenim uyandırmak. Benzemek, görünüşünde olmak.

IZGIRIM

Gözdağı, korkutma.

KORUHDURMAH

Korkutmak, gözdağı vermek.

ÖFKE

Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap.

YILDIRMAK

Gözdağı vermek.

ZAVURLAMAK

Gözdağı vererek bir yere, bir işe salmak. Gürültüyle rahatsız etmek.

ZILGIT

Korkutma, çıkışma, gözdağı, azarlama. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin bazı yerlerinde genellikle düğünlerde eğlenmek amacıyla dili ağız içinde değişik bir biçimde oynatarak ahenkli bir ses çıkarma.

ZILKIT

Paylama. Korkutma, gözdağı verme. Güç, baskı.

PARPULAMAK

Dövmek, döverek korkutmak. Kuduz köpeğin ısırdığı kimseyi iyileştirmeye çalışmak. Hastayı ev ilaçlarıyla ve okuyup üfleyerek, kurşun dökerek, yarayı dağlayarak iyileştirmeye çalışmak (ocak denilen halk hekimlerince). Gözdağı vermek. İyice dövmek.

SODRET

Ders, gözdağı.

HIŞTINMAK

Bir şeyi bırakmak, boş vermek, kendi haline bırakmak. Ses çıkarmamak, uslu durmak. Korumak, gözetmek, ilgilenmek: çocuğu hıştın. Ürkmek, korkmak. Gözdağı vermek. Önem vermek.

ĞOZBASDI

Gözdağı.

PARPILLAMAK

Kuduz köpeğin ısırdığı kimseyi iyileştirmeye çalışmak. Mısır, biber, soğan ve benzerleri yiyecekleri ateşte az pişirmek, börttürmek. Onarmak düzeltmek. Korkutmak, gözdağı vermek.

ZAVIRLAMAK

Paylamak, çıkışmak. Gözdağı vererek bir yere, bir işe salmak.

ZILGITLAMAK

Döverek ya da azarlayarak gözdağı vermek. Kışkırtmak. Topluca sevinç sesleri çıkarmak.