GİRİNTİ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "girinti" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. girinti ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu girinti ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde girinti olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

GİRİNTİSİZ

9 harfli kelimeler

GİRİNTİLİ

7 harfli kelimeler

GİRİNTİ

Bazı kelimelerin anlamları

GİRİNTİ

Düz bir yüzeyde bulunan içeri girmiş bölüm.

GİRİNTİSİZ

Girintisi olmayan.

GİRİNTİLİ

Girintisi olan.

  -   -   -  

Anlamında GİRİNTİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GİRİNTİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

YİV

Bir yüzeyin üzerinde çizgi biçiminde olan, sarmal girinti veya çıkıntı. Bir sütun gövdesinin veya bir vazo karnının çevresine eşit aralıklarla paralel veya sarmal olarak uzunlamasına açılan oyuk. Ek çizgisi. Bir dişli çarkta veya bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm. Saçta ayırma yeri.

AGİRİA

Beynin dış yüzünde girinti ve çıkıntılardan oluşan kıvrımların yokluğu ve düz bir görünümde olmasıyla belirgin yapılış bozukluğu, lissensefali.

BARBATA

Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluşturduğu girintili çıkıntılı dış duvarların üst bölümü, kale korkuluğu.

DÜZ

Yatay durumda olan, eğik ve dik olmayan. Düz rakı. Engebesiz olan yer, düzlük, ova. Kıvırcık ya da dalgalı olmayan (saç). Yüzeyinde girinti çıkıntı olmayan, müstevi. Kıvrımlı olmayan, doğru, stabil. Yalın, sade, süssüz. Kısa ökçeli, ökçesiz (ayakkabı). Yayvan, altı derin olmayan. Çizgisiz, desensiz ve tek renkli.

OYMAK

Aşiret. Keskin, sivri uçlu bir cisimle bir şeyi yontarak veya delerek çukur oluşturmak. Bıçaklayarak yaralamak. Kazıklamak. Hemen hemen benzer veya aynı tür yıldızlardan oluşmuş, Samanyolu'nun seyrek yapılı genç kümelerinden her biri. İzcilikte küçük birlik. Kumaş vb.ni girintili bir biçimde kesmek.

BESTRA

Karnının altına doğru, iki yan tarafında girintili çıkıntılı iki daire şeklinde beyazlık olan keçi.

KANAL

Bazı bölgeleri sulamak, kurutmak amacıyla veya gemilerin işlemesine elverişli, insan eliyle açılmış su yolu. Telefon, telgraf, radyo, televizyon vb. araçlarla iletişimi sağlayan yol, hat. Tahtanın liflerine dik yönde açılan kırlangıç kuyruğu biçimli girinti. İki kıyı arasındaki dar ve derin deniz. İçinden damar, sinir veya bir sıvı geçen yol.

MİHRAP

Cami, mescit vb. yerlerde Kâbe yönünü gösteren, duvarda bulunan ve imama ayrılmış olan oyuk veya girintili yer. Umut bağlanan yer.

BADAL

Merdiven. Kardan veya çamurdan oluşan çukur. Merdiven, merdiven basamağı. Kar veya çamurda donmuş, kurumuş, derin, tekerlek ve ayak izi. Yol veya tarladaki girinti çıkıntı, tümsek, hendek: Yol çok badallı, araba sarsıyor. İki dönüm büyüklüğünde bir tarlanın altıda bir parçası. Tarla sekisi. Tuzak, fak, tehlike: Mehmedi badala bastırdım. Ağacın gövdesinden ilk ayrılan dal, sürgün. Bacak: Badalına basar ayırırım. Geniş adımla yürüyüş. Zıpzıp, bilye. Ceviz içinin dörtte biri. Akran, eş, denk. Pis, karışık. Engel, güçlük. Merdiven basamağı, merdiven.

LAMBA

Petrol gibi yanıcı bir madde yakarak veya elektrik akımıyla içindeki teller akkor durumuna geçerek ışık veren alet. Radyo ve televizyonlarda kullanılan, havası boşaltılmış veya içine düşük basınçlı bir gaz doldurulmuş cam, seramik veya çelikten ampul. Kapı, pencere kenarlarına açılan, genellikle dik açılı girinti.

KOY

Denizin, gölün küçük girintiler biçiminde karaya doğru sokulduğu bölümü.

DİŞİ

Yumurta oluşturan veya yavru doğuran (birey). Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden girintili olan. Yumuşak, kolay işlenen (maden). Kadın. Şuh, işveli, çekici. Verimli, doğurgan. Erkeği tarafından döllenecek biçimde oluşmuş (hayvan veya bitki).

BİDİK

Kısa boylu, ufak yapılı, cüce, bodur, tıknaz. Kaz ve ördek yavrusu. Köpek, köpek yavrusu. Keçi yavrusu, oğlak. Bir parça, azıcık, biraz. Deve yavrusu, bir aylık deve yavrusu. Köpek adı olarak kullanılan ve köpek çağırmaya yarayan ünlem. Hindi yavrusu. Tortu. Muntazam girinti çıkıntılar biçimindeki süs, kertik. Yağlı tandır ekmeği. Son, uç. Köşe, bucak, uç, açı. Köpek yavrusu.

DÜZLEM

Üzerinde girinti ve çıkıntı olmayan, düz, yassı. Ortam. Üzerine, kesişen iki doğrunun her noktasının dokunması gereken yüzey, müstevi.

CUMBALAMAK

Bir parçanın dar kenarındaki testere izi vb. girinti ve çıkıntıları düzeltmek.

MATRİS

Matbaacılıkta kullanılan, girintili çıkıntılı metal veya mukavva kalıp, baskı kalıbı. Dizey.

KABARTMA

Kabartmak işi. Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılmış olan eser, rölyef. Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı. Kabartılarak yapılan.

KİRTİKLİ

Kenarları girintili çıkıntılı olan.

KİLİTLEMEK

Anahtarla kilidi kapamak. Bir nesne veya bir kimseyi kilitli bir yere kapamak. Karşılıklı çıkıntı ve girintileri olan şeyleri birbirine geçirmek, kenetlemek. Sıkıca tutmak. Kapatmak.

ERKEK

Yetişkin adam, bay, er kişi. Sözüne güvenilir, mert. İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı. Koca. Sert, kolay bükülmez. Sperma oluşturan organizma.