Kelimeler arşivi içinde; başında "germek" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. germek ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu germek ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde germek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GERMEK
GERMEK
Bir şeyin uçlarından veya kenarlarından çekerek gergin duruma getirmek. Kol, bacak, uzatmak. Gergin bir şeyle örtmek. Gergin duruma getirmek, gerginlik yaratmak, sinirlendirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde GERMEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HOVAL
Ayakkabıcıların, ayakkabı altını parlatmak ve kalıbın üstüne deriyi germek için kullandıkları şimşirden yapılmış bir araç. Kalıbın arkasına sokulan ağaç parça. (Yalvaç Isparta).
APIŞLATMAK
Hayvanın bacaklarını germek, ayırmak.
UZATMAK
Uzamasına sebep olmak, uzamasını sağlamak. Germek. Başı, kolları veya bacakları bir yere yöneltmek. Konuşmayı, tartışmayı sürdürmek. Süreyi artırmak, temdit etmek. Vermek, göndermek. Bir şeyi vermek için birine yöneltmek.
PENSE
Çeşitli biçim ve büyüklükte maşa veya kıskaç. Birçok meslek dalında çeşitli nesneleri sıkmak, germek, kıvırmak, tutmak vb. işler için kullanılan değişik biçimlerde el aleti, pens.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
İĞMEK
İp germek. Fena koku çıkarmak. Eğmek: Testiyi iğip durmasana. İp germek, bükmek: İpliği iğerıh.
TOYAKA
Bükerek germek için iki kat edilmiş bir ipin ucuna geçirilen tahta parçası.
GİDEK
Keçi yavrusu, oğlak. Damların çevresinde olan duvar çıkıntısı (korkuluk). Saçak: Bu damın gideği iyidir. Balkon ya da büyük sofaların altına sütun gibi konulan dört köşe direk. Çamaşır ipi germek için damların iki tarafına dikilen ağaç. Avlu duvarının üstü. Gidiş yönü, gidilen yer. Keçi yavrusu.
GÖGERMEK
Yeşermek, filizlenmek. Eski türkçe kögermek: güvermek; yeşermek; koyu yeşil bir renk almak.
DIRIZLAMAK
Germek.
OLU
Denge, yüke bağlanan ipi bükerek sıkıştırmak için kullanılan sopa. Kilim dokuma tezgâhında bulunan eğri ağaç parçası. Urgancıların çarkın ipliklerini germek için kullandıkları ortası delikli ağaç ya da kemik. Ekin ya da odun yüklü arabaya bağlanan ipleri germekte kullanılan ağaç parçası. Olur, peki (Simav). Çul, yem torbası yapmak için kullanılan keçi kılı yumağı. (Tokat). İpağacı adı verilen kilim tezgahında üst ağacı döndürmeye yarayan demir çubuk. (Kızılca Bor Niğde).
KAZALMAK
Gururlanmak, büyüklenmek, övünmek. Dik durmak, başı arkaya atıp göğsünü germek.
GERGİLEMEK
Germek.
KASGI
Bele takılan kemer. Kemerin pantolon, etek üzerinde düzgün durmasını sağlayan ince parçalar, şeritler. Bir şeyi kasmak ve germek için kullanılan tahta ve benzerleri şeyler. Ağaca ve direğe yandan yapılan destek. Ağaçtan yapılan ev bölmesi. Başı ya da beli sıkıştırmak için sarılan bağ.
ÇEZMEK
Direzi adı verilen iplikleri tezgâha dikine olarak, sıra sıra germek. Çözmek. Çözmek - çeziyollar: çözüyorlar. Çözmek, açıklamak. Çözmek, açmak.
GERME
Germek işi. Bir yeri bölmek, sınırı belli etmek için yapılmış olan tahta perde.
HAÇLAMAK
Çarmıha germek.
KURMAK
Bir şeyi oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek, monte etmek. Etkisi ve önemi geniş şeyler meydana getirmek, tesis etmek. Yapmak, inşa etmek. Ortaklık sağlamak. Bir araya getirmek, toplamak. Hazırlamak. Düşünmek. Yapmak, oluşturmak. Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek. Bir kimseyi dedikodu veya telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek. Aklına koymak. Zihinde büyütmek. Yaylı, zemberekli şeylerde yayı veya zembereği germek. Gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak. Sağlamak, oluşturmak.
IYMAK
Dokuma tezgâhında halı kilim ve benzerleri şeylerin iplerini yerleştirmek, germek, ip çözmek. İnce ince dökmek: Gelirken yarısını yere ıymışsın otun.
KİRİŞLEMEK
Kirişi çekip germek. Kiriş olarak kullanılan keresteyi döşemek.