GENETİK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "genetik" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. genetik ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu genetik ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde genetik olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

GENETİK

Kalıtım bilimi. Genlerle ilgili, genlerin belirlediği, genlerle geçen. Genlerle ilgili, kalıtımla ilgili.

  -   -   -  

Anlamında GENETİK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GENETİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BİOMPHALARİA

Schistosoma mansoni adlı digenetik trematod türünün ara konağı olan planorbid tatlı su salyangozu cinsi.

DİGENEA

Genç ve erişkinleri konakların hemen hemen tüm organlarına yerleşebilen, dıştan bakıldığında tutunma ve yerleşmede rol oynayan bir ağız çekmeni ve karın çekmeni bulunan yassı solucanlar. Yassı solucanların Trematoda sınıfının alt sınıfı. Yaklaşık 6000 digenetik trematod türü omurgalılarda yaygın olarak görülmektedir. Genç ve erişkinleri konakların hemen hemen tüm organlarına yerleşebilir. Digenea'ların gelişiminde en az iki farklı konak ve birkaç nesil bulunur.

GENOTİP

Soy yapısı. Bir organizmanın çevre faktörleri ile birlikte fenotipini tayin eden genetik yapısı. Bir bireyin sahip olduğu genler toplamı veya aynı genetik yapıyı paylaşan tüm bireyler topluluğu. Bir organizmanın genetik yapısı. Bir canlının kök aldığı zigotun sahip olduğu ve o canlının bütün karakterlerinin oluşması için gerekli olan genlerin tamamı. Hayvan yetiştiriciliğinde ise söz konusu karakteriyle ilgili genler. Bir bireyin, genlerinin karakterleri bakımından gösterdiği yapı.

CAENORHABDİTİS

Küçük serbest yaşamlı bir nematod cinsi. Caenorhabditis elegans ve C. briggsae genetik çalışmalarda, kas kimyası, nöroanatomi, yaşlanma ve gelişim çalışmalarında en çok kullanılan iki türdür.

AZGİA

Uzun vücutlu, ağız çekmeni subterminal ve orta büyüklükte, farinks uzun veya globular, özefagus çok kısa, karın çekmeni orta büyüklükte olan bir digenetik termatot cinsi.

FENOTİP

Bir organizmanın genetik yapısıma bağlı olarak, dış etkenlerin de etkisiyle ortaya çıkan görünüşü. Bir organizmanın hem genetik hem de dış etkenlerin etkisiyle ortaya çıkan özelliklerinin tümü. Genel anlamda dış görünüş veya genel görünüş. Hayvan yetiştiriciliğinde hayvanları, boy, yüz biçimi, saç ve göz rengi, cilt rengi gibi bir genetik özelliğin dışa yansıyan herhangi bir karakteri bakımından tanımlamaya yarayan değer. Bir organizmanın genotip karakterlerinin çevre şartlarına cevap olarak gösterdiği değişiklikler.

DİKROSÖLİYOZİS

Dicrocoelium cinsi digenetik trematodların neden olduğu enfeksiyon. Hayvanlarda ve insanlarda safra kanallarında veya kesesinde parazitlenen Dicrocoelium dendriticum'un metaserkerleriyle enfekte karıncaların veya bu karıncalarla bulaşık yeşilliklerin yenilmesi sonucunda oluşan enfeksiyon.

FİZİTİS

Kimi uzun kemiklerin ve boyun omurlarının epifiz plaklarının kemikleşmesiyle belirgin, hızlı gelişen, kalsiyumdan fakir ve fosfordan zengin, yüksek enerjili rasyonlarla beslenen ve genetik yatkınlığı bulunan genç atlarda görülen kemik hastalığı, epifizitis, fizeal displazi.

AKONDROPLAZİ

Fibroblast çoğalmasını düzenleyen genin mutasyonundan kaynaklanan, iskelet sistemindeki kıkırdak doku gelişiminin az veya hiç olmamasıyla belirgin, en önemli cücelik nedeni olarak değerlendirilen genetik bozukluk. Kimi köpek ırklarının doğal vücut yapısı bu özelliktedir.

ATOPİ

Bazı kişilerin genetik mekanizmalara bağlı olarak alerjik reaksiyonlara karşı hassas olması. Sık kalınan çevresel antijenlere karşı aşırı IgE üretimi ve değişmiş özgün olmayan reaktivite sonucu oluşan kalıtsal yatkınlık. Bu yatkınlık sonucu, deri ve mukoza alerjik burun yangısı, bronşiyal astım ve deri yangısı gibi alerjik reaksiyonlar görülür. Atopik köpek, kedi ve atlarda başlıca hedef organ deridir. Sığırlarda alerjik burun yangısı görülür.

ONTOGENEZ

Birey oluş. Organizmanın varoluşundaki genetik kodlarına dayanan gelişimi.

AMANTADİN

Etkisini, virüs partikülleri hücre içine alınırken onları çevreleyen vakuollerin pH'sını tamponlayıp buradaki asitleşmeyi önlemesi sonucunda virüs zarfının endozom zarıyla birleşmesini engelleyerek viral genetik materyalin konakçı hücresinin sitoplazmasına taşınmasını önleyerek gösteren ve yalnızca enflüenza A virüsünün suşlarına karşı etkili olan antiviral ilaç.

APOPTOZİS

Canlı ve henüz metabolik olarak etkin bir hücrede sitoplazma ve çekirdekte hızla gelişen bir büzüşme, kromatinin yoğunlaşması, sitoplazmik kabarcıkların oluşması, çekirdeğin ve sitoplazmanın zarla çevrili parçalara ayrılmasıyla belirgin bir dizi morfolojik değişim, apopitoz, apoptoz, hücre intiharı, nekrobiyoz, tek hücre ölümü, programlı hücre ölümü. Embriyolojik dönem dâhil tüm yaşam süresince oluşursa da, kimi patolojik olaylara bağlı olarak genetik bakımdan yıpranmış ve yaşlanmış hücrelerin programlı bir biçimde uzaklaştırılma yöntemi olduğundan hücre intiharı olarak da bilinir.

ARHENOTOKİ

En yaygın olarak Hymenoptera'larda görülen üreme biçimi. Bu üreme biçiminde dişiler diploit kromozomludur ve döllenmiş yumurtalardan çıkarlar. Oysa erkekler haploit kromozomludur ve partenogenetik olarak oluşurlar.

EDİNSEL

Bir zihin ya da beden çabasıyle sonradan edinilen, kazanılan (bilgi, beceri vb). Kazanılmış. Doğuştan olmayan ve doğum sonrası genetik olmayan, organizmanın dışındaki etkiler sonucunda ortaya çıkan.

DROZOFİLA

Böcekler (Insecta) sınıfının, iki kanatlılar (Diptera) takımından, bazı türleri genetik çalışmalarında çok kullanılan meyve sinekleri. Meyve sineği (D.melanogaster) en çok bilinen türüdür.

AMİKTİK

Döllenmeyen yumurtadan partonegenetik olarak dişi gelişmesi; böyle yumurtalar geliştiren dişi birey. Su sirkülasyonu olmayan sürekli buzla kaplı göl.

ÇAPRAZLAMA

Testerenin keserken sıkışmaması için dişlerini belli ölçülere göre sağa sola bükme. Çapraz olarak, makaslama, çaprazlamasına, çaprazvari. Aynı amaçla, dişucunu şişirme. Yüksek organizmalarda, genetik olarak farklı dişi ve erkek bireyler arasındaki çiftleşme. Mikroorganizmalarda genetik çaprazlama farklı eşey tiplerinin konjugasyonu ile yapılan, virüslerde ev sahibi hücrelerin farklı genotipteki viral parçalar ile enfekte olmasını gerektiren genetik madde değişimi. (Söz sanatı terimi) Önce geçen kelimelerin sırasını, değişik veya karşıt bir anlam verecek şekilde, tersine çevirerek onları tekrarlama. Her yokuşun bir inişi, her inişin bir yokuşu vardır gibi. Melezleme. Değişik soylardan gelen ana ve babaların çifleştirilmesi; melezleme.

DACTYLOGYRUS

Balıkların solungaçlarında yaşayan, arka ucunda tutunmaya yarayan karakteristik çengelleri olan monogenetik bir trematot cinsi. Akvaryum balıklarının deri ve solungaçlarında parazitlenerek hiperaktiviteye ve ölümcül olabilen solunum problemlerine neden olabilen trematod cinsi.

AKROMELANİZM

Tüy örtüsü renginin yüksek sıcaklıkta açılması, düşük sıcaklıkta ise koyulaşmasıyla belirgin, Siyam ve Himalaya kedileriyle tavşanlarda görülen genetik bozukluk. Melanin üretiminde rol oynayan enzimlerin yüksek sıcaklıkta yıkımlanmasından kaynaklanır.